- Kategori
- Futbol
BJK- M.United maçından notlar ve arkaplan

hürriyet.com
Şans kötü oynayınca!
Bu tip maçlar, canını dişine takan oyuncuların maçları; anlaşılan, Denizli, Holosko’yu savunma arkası koşuları için yeterli görmüş ve takımın mücadele gücünü artırmak istemiş. Bobo’nun ilk on birde olmaması, oyuncunun yeterince savaşçı olmamasından kaynaklanıyor olabilir; ama kadroda olmamasının Denizli’nin seçimi olduğunu düşünmüyorum; bu, Bobo’nun seçimi olmalı; egosu yüksek santraforlar, özel maçlarda kendilerini kulübede görmek istemez; benzer ruh halini Hakan Şükür de yaşardı. Bobo, bu oyunda, savunma arkası koşularını iyi yapabilecek bir oyuncu olduğu için katkı sağlayabilirdi. Liverpool maçında atılan iki golün öncesinde de, Bobo’nun bu tarz koşuları etkili olmuştu. Bobo’nun olası teknik katkısını ihmal edersek, zihin yapısı gereğince takımı bozabileceği de, maç öncesi öngörülebilirdi. Sezon öncesi takımdan ayrılmayı istemişti; bunun gerçekleşmemesinden olacak, gönülsüz oynuyordu. Bu maçta sergileyeceği üst düzey bir performansla, transferini kolaylaştırabilirdi; bu nedenle, kendine oynama olasılığı yüksekti. Bazı oyuncular “çok istediği” zaman kendine oynar ve çekilmez; bence, Bobo’nun sahada olmaması takım için bir artıydı.
Küçük takımın büyük takımı yenmesi iki unsura bağlıdır: küçük olan takımın, büyük olan takımı, etkin bir savunma oyunuyla bozabilmesi ve/veya büyük olan takımın maça yeterince konsantre olamaması. M.United maça konsantreydi; ama klasik büyük takım sıkıntısı yaşadı. Beşiktaş’ın, İ.B.B. karşısında yaşadığını bu maçta onlar yaşadı. Beşiktaş’lı oyuncular, M.U nited’lı oyunculardan daha iştahlıydı, daha çok koştular, bu, ilk yarı boyunca onları bozdu; ancak kontralarda, iki çizgi oyuncusuyla etkili olmaya çalıştılar (Nanny, Valencia). Beşiktaş’lı oyuncuların hata yapmasını bekler bir oyun oynadılar; üretkenlikleri sınırlıydı. Üzülmez’in bölgesinden daha sık geldiler, Valencia, çoğu pozisyonda Üzülmez’e üstünlük kurduysa da, Beşiktaş’lı oyuncuların yardımlaşmaları üst düzeydeydi.
Denizli’nin savunma planı, rakibi mümkün olduğunca bozmak ve oyunu berabere götürmek üzerineydi. Milli Takım’ın başındayken Hollanda ve Almanya maçlarını bu strateji ile kazanmıştı. Türk Milli Takımı yerleşik savunma oyununu başarıyla uygulamış, araya sıkıştırdığı gollerle, maçları 1-0’lık skorlarla kazanmıştı. 0-0’lık skor, oyunun devamında, M.United oyuncularını görece itebilir, arkada açılan alan da, özellikle Holosko’ya imkan sunabilirdi. İlk yarı boyunca M.United savunmacıları açık vermedi. Beşiktaş, zaman zaman rakip kaleye yaklaştıysa da, etkili bir pozisyon bulamadı. En önemli pozisyon, Özkan’ın şutunun rakibe çarpması sonucu, kaleci Foster’ın kontrpiyede kaldığı pozisyondu; Beşiktaş, biraz daha şanslı olsa öne geçebilirdi.
Denizli, oyunculara, üçüncü bölgede baskıyı yasaklamış; bu bölgede M.United’lı oyuncular baskıyla karşılaşmadı. Orta sahada Scholes ve Anderson yedikleri baskıdan ötürü, stoperlere yaklaşıp top almak zorunda kaldılar. Ekrem seçimi, Beşiktaş’ın ön alanda baskılı oyun oynaması halinde anlamlı olabilirdi, yerleşik oyunda Ekrem’in Fink’e seçilmesi hataydı. Yenilen gol Ekrem’im adamı tarafından yakınlarında Ekrem’in olmadığı bir pozisyonun sonucunda geldi. M.United’ın birkaç hızlı hücum dışında etkili bir hücumunun olmadığı maçta, bu seçim, maçı kaybettirdi. İkinci yarı, M.United Beşiktaş’ın üzerine daha çok gelmek istediyse de, önde Holosko’nun etkinliği kontrollü oyunlarını sürdürmelerini sağladı. 60.dk da Yusuf’un, Özkan yerine oyuna girmesiyle takımın direnci biraz olsun düştü, Özkan yorulmuş olabilir; ama ancak ligimiz savunmacıları karşısında son yarım saat oyuncusu olan Yusuf’tan böyle bir maçta takımın direncini düşürme pahasına skor beklenmesi hataydı. Tello daha önce kullanılabilirdi. Beşiktaş’ın ancak duran ve yan toplardan gol bulma imkanı olduğu daha maçın başında anlaşılıyordu. Tello, bu nedenle önemliydi. Tello’nun ağrılarının kaynağı, Ferrari, Nobre ve Nihat’ın yıllık ücretleri de olabilir; Beşiktaş sezonun belki de en önemli iki maçında takımın en önemli oyuncusundan, sezon başı harcadığı para yüzünden yararlanamamış olabilir. 70’de Ferguson, Carrick- Owen değişikliği yaptı; orta sahayı eksiltti, forveti artırdı. Yusuf’un varlığına bu da eklenince oyun daha geniş alanda oynanmaya başladı, gol, bireysel hatadan gelmiş olsa da, oyuncuyu bu hataya zorlayan ortam, Yusuf ve Owen değişiklikleriydi. Nobre yarar sağladı, önde doğru yerlerde topla buluştu ve arkadaşlarına servis yaptı. Tabata, top rakipteyken mücadelesi iyi olsa da, top ayağındayken etkisizdi; hatta ilk yarıda çıkarken kaptırdığı top, Beşiktaş kalesine pozisyon olarak döndü, benzeri hatayı, ikinci yarıda da yaptı ve telafi faulüne mecbur kaldı; bu da rakip için bir gol fırsatıydı. Ferrari belki de sahanın en iyisiydi. İkinci yarının başında Hakan Arıkan ile anlaşamadığı pozisyon gol ile sonuçlanabilirdi; ama savunmada güven veren bir oyun oynadı. Zan’ın halefi olması onu Cruyf gibi gösterdi.. Beşiktaş’ın gol atması için şansa ihtiyacı vardı. Denizli’nin hücum taktiğinin esası buydu; şans kötü oynayınca Beşiktaş gol atamadı. Maç öncesi, kadro belli olduktan sonra, bireysel bir hatadan gol yiyeceği de öngörülebilirdi. Fink, takıma zararlı olacağı maçlarda, ilk on bir oynadı, faydalı olacağı maçlarda kulübede oturdu.
Hakem belirgin bir hata yapmadı. 23. dakikadaki uygulamasıyla Türk hakemlerine ders verdi. Ernst faul yaptı, 3-4 saniye bekledi, ardından M.United’ın avantajı kaybolunca faulü çaldı. Türkiye’de bu pozisyonlarda, hakemler bu süreyi çok kısa tutuyor.
Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır