- Kategori
- TV Programları
Black mirror

Black Mirror. Sinema ve dizi konusunda fikirlerine çok güvendiğim sevgili DJ Arzu Çağlan'ın tavsiyesi üzerine Black Mirror dizisini seyrettim.
Şu anda televizyonlarda gösterilmiyor. İngiltere'de geçtiğimiz aralık ayında Channel 4' de yayınlanmaya başlayan bu dizinin, her bölümünde farklı konu işleniyor. İnsanı ele alış biçimi açısından övgüyü hak ediyor. İlk bölümün konusunu anlatırken bile sesimizi alçaltarak anlatmamıza sebep oluyor. Konusuna fazla girmek istemiyorum, seyretmek gerek.
Black Mirror birbirinden bağımsız üç bölümden oluşuyor, her üç bölümde ''insan olmak'' üzerine öyle şeyler söylüyor ki keşke birkaç bölüm daha olsaydı diyebilirler. Öte yandan izlemeye dayanabilirler miydi, bilemiyorum.
Teknolojinin insan için en büyük tehditlerden birisi olduğunu ancak insan isterse olduğunu görüyoruz filmde. Modern dünyanın tekno paranoyası dizinin yaratıcısı Charlie Brooker’ın (Dead set) sözleriyle temanın en güzel tarifi: “Teknoloji bir ilaçsa -ki bir ilaca benziyor- yan etkileri tam olarak nelerdir?” Black Mirror (kara ayna)dizisi (teknolojiden kaynaklı) keyif ve huzursuzluk arasındaki bu alanda işleniyor.
Kara ayna dizisindeki herkesin avucunda şunları göreceksiniz: Televizyon, monitör, akıllı telefonların soğuk parlak ekranı.
Şu ana kadar yayınlanan üç bölümüyle çığır açan bir İngiliz mini dizisi, bana göre üç bölüme ayrılmış bir başyapıt. Gerek çekimleri, gerekse senaryosu insanı içine alan, aynı zamanda etkileyicilik bakımdan en iyi dizi diyebilirim.
Dizinin üç bölümü de birbirinden bağımsız yirmi birinci yüzyılın iletişimini (iletişimsizliğini) yeni medya düzenini, içinde bulunduğumuz dünyayı izleyiciyi o kadar sarsarak anlatıyor ki merak edip izlemek isteyenler (DİZİ MAG) sitesinden izleyebilirler.