Blog Geldik Blog Gideceğiz / Mizah / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '10

 
Kategori
Mizah
 

Blog Geldik Blog Gideceğiz

Blog Geldik Blog Gideceğiz
 

Bir blog sendromu aldı başını gidiyor. Konuyla ilgili sevgili yazanımızın fikirlerine başvuracağız. Malum-u aliniz kendileri bir süredir popüler bir medyanın blog sayfalarında arz-ı endam etmekteydi.

Hala da orada arz-ı endam etmeye devam ediyorlar. Lakin aldıkları bir karar neticesinde artık “blog” kategorisinde yazılar yazmayacağını beyan ettiklerinden zat-ı şahanelerinin fikirlerini “söyleşi ” ile almaya karar verdik.

- Evet efendim. Öncelikle söyleşi teklifimizi geri çevirmediğiniz için teşekkür ederiz.

YazanAdam: Rica ederim. Zaten yapacak başka bir işim yoktu şu an. Böylece vaktimi boş geçirmemiş oldum.

- Nasıl yani efendim? Bu vakti boş olarak mı görüyorsunuz?

YazanAdam: Yok bilakis dopdolu görüyorum. Zira elimizle, ayağımızla bir meşgale içerisine girmesek bile, dilimizle yeterince mesai eyliyoruz değil mi? Hem görüyorum ki daha ilk soruda bir tedirginlik geldi size.

- Yok canım estağfurullah. Havalar çok sıcak ya, o yüzden biraz sıkıntı basıyor beni. Hem nem oranı da baya artmış diyorlar. O bakımdan yani.

YazanAdam: O taraklarda bezim yoktur. Bilirsin demiri nem çürütür, insanı gam çürütür. Ruhlarda yanan meşale kalplerde çakan şimşeklerin izdüşümüdür.

- Anlayamadım efendim.

YazanAdam: Anlama diye söyledim zaten. Öyle bir huyum vardır. Laf arasında mesaj vermek gibi yani. Anlayan da anlamıştır zaten.

- Peki böyle durumlarda yanlış anlaşılmaktan korkmuyor musunuz?

YazanAdam: Yanlış anlayan korkmuyorsa ben neden korkayım. Hem yanlışlıklar üzerine bina edilmiş her türlü şey gün gelince yıkılmayacak mı? Beni yanlış anlarlarsa gün gelir o yanlış yıkılır, doğru anlaşılırım.

- Orası öyle tabi. Ama yine de zamanında doğru anlaşılmak daha iyi değil mi?

YazanAdam: Anlamak istemeyenlere zorla da anlatmaya çalışmak abesle iştigal değil mi? Ne demişler atalarımız çayda dem, meslekte kıdem..

- Demişler mi gerçekten?

YazanAdam: Şimdi sana iki çakarlarsa görürsün… Onlar demiş diyorsa demişlerdir. Ak dediklerine kara mı diyorsun şimdi… Onlar atasözleri birbiriyle çelişiyor derse de doğrudur, atalarımız ne kadar doğru demiş derse de…

- Buraya nereden geldik bilmiyorum ama, ben konuyu unuttum sayın yazan adam. Ne konuşacaktık bugünkü söyleşide?

YazanAdam: Her şey senin “Öncelikle söyleşi teklifimizi geri çevirmediğiniz için teşekkür ederiz.” Demenle başladı, konu buraya kadar geldi.

- Ama o konuşmaya giriş için söylenmişti. Doğrudan girersek ayıp kaçmasın diye ve size de teşekkür etmek için yani.

YazanAdam: Teşekküre hacet yok. Sen sormasan ben zaten yazacaktım. Ama buraya yazmayacaktım. Kapı gibi köşem var gidip oraya yazacaktım. Israrına dayanamadığım için söyleşiyi de kabul ettim. Dedim ya bu saatte başka yapacak işim yoktu zaten.

- Boş vaktiniz pek olmuyor ama, değil mi?

YazanAdam: Boş vaktim hemen hemen hiç olmaz. Çünkü bir şekilde doldururum. Bir dakika bile olsa yapacak bir şey bulurum. Hiçbir şey bulamasam düşünürüm. O da bir iş…

- Tabi, doğru, haklısınız…

YazanAdam: Ne o düşünmeyi işten saymadın galiba… Tabi buralarda sallayan sallayana olunca insan düşünenleri garipsiyor.

- Polemik yaratacak mevzulardan ziyade blog ile ilgili düşüncelerinize geçmek isterdim.

YazanAdam: Ona da geçeriz, geçmesine de yazı uzun olunca okuması zor olur. İstersen ikiye bölüp de yayınla bunları.

- Evet, öyle daha iyi olacak galiba.

YazanAdam: Son karar senin tabi. Bir de bu tarz yazmaya da itirazlar gelebilir.

- Nasıl yani?

YazanAdam: Bazı zat-ı muhteremler herkesin ezelden beri bildiği bir çok şeyi “ilk ben söyledim”, “ilk ben yaptım”, “ilk ben başlattım” tripleriyle sahiplenmeye çalışıyor. Biraz çocukça ama öyle…

- Konuyla bağlantısını kuramadım.

YazanAdam: Bu tarz yazı ya da blog yazmak benim icat ettiğim bir şeydi, benden kopya çekiyorlar diye höykürenler olursa aldırma demek istiyorum.

- Ne yapacağım?

YazanAdam: Bir şey yapmana gerek yok. Evvelce Seyfi’de bunu yapmıştı.(LİNK-1 - LİNK-2 - LİNK-3 )

- Seyfi kim efendim?

YazanAdam: Benim asistanım. Bir dönem birlikte çalıştık. O da senin yaptığın gibi söyleşi yapmıştı benimle. Tabi o bir maç yazısıydı. Seninki biraz daha değişik oldu.

- Peki efendim. O zaman bir kahve molası verelim isterseniz, bu kısımdan sonrasını daha sonraki yazımızda kullanalım.

YazanAdam: Hay hay bana uyar… Dükkan da senin, çırak da…

- Bunda da mı mesaj vardı?

YazanAdam: Evet, kısa mesaj. SMS diyorlar :)

- Değerli okurlar. Söyleşimize burada kısa bir ara veriyoruz. Tabi bize göre kısa bir ara, size göre biraz uzun olabilir. Bir 15 dk sonra devam edeceğiz. Yayınlanması kaç günü bulur bilemem.

-devam edecek-

 
Toplam blog
: 656
: 1708
Kayıt tarihi
: 08.12.08
 
 

Allah kimisine “Yürü ya kulum” demiş. Ben onu “Yürü, yaz kulum” anladım. Yürü anca gidersin manas..