- Kategori
- Blog
Blog sayfalarında ukalalık var mı?

Bugüne kadar bir çok ukalaca şey gördüm, kimileriyle ben de karşılaştım. Ülkemizde herkes en doğruyu bildiğinden herkes size karışma hakkını içinde tutar. Ve bunlar yasaklarla örtülüdür. "Onu yapma, buna ne gerek var, onu da yazmasaydınız" sözlerini sık sık duyarsınız. Kendileri hiçbir şey üretmeyen insanlar, sizin yatıklarınızı kıskanır ve engellemek isterler.
Size karışma hakkını hep içlerinde tutan insanların Türkiye'sinde yaşıyoruz çünkü.
Nitekim blog olarak nitelendiren bu sayfalarda da yavaş yavaş ukalalar ve ukalalıklar başladı.
Bunlar çok sınırlı olmakla birlikte beni de bulmayı başladı.
Üstelik bu birkaç mesaj oldukça "özel"di...
Önce bir arkadaştan gelen "Filmin sonunu niye yazıyrsunuz! İnsan bir uyarı koyar" şeklindeki yazı. Bu arkadaşın anlamadığı yazıda filmin sonu olmadığı ve benim bir uyarı koymak zorunda da olmamamdı.
Ama anlamadan karışma hakkını, saygısızca ve ukalaca hemen kendinde bulabildi.
Bunu gibi "siz azınlıksınız seçimi biz kazanacağız" mesajı, iyi şiir özlememi dile getirdiğim yazım için "fazla katı" yorumu vb...
Sonrasında tanışmak isteyen bayanlar, e-posta adresleri vb. Çok ilginç çünkü ben insanlara tüm söyleyeceklerimi yazılarımda söylüyorum zaten.
Bir başkası niye hep sanatsal resim ve blogla yazarken cinselliği irdeleyen yazılar yazdığımı soruyor. Değerli arkadaşım cinselliği bir tabu olarak görebilir. Ancak ben görmüyorum.
Üstelik "ADI AŞK'TI" gibi deemelerimi okumuş olsaydı, aşk ve sevişmek üstüne bir sürü şey yazdığımı görürdü.
Ve bütün bunları hoşgörü ve saygı sınırlarımı zorlamadan yaptığımı...
Ama son iki mesaj gerçekten çok ilginç. Birisi "ukalalığımı hoş görün" diyerek bir "kendince düzeltme" yoluna gidiyor. Böyle başlayan bir mesaja üzülüyorum tabii...
Hem yaptığınız tavrın ukalalık ve saygısızlık olduğunu bileceksiniz, hem de karışacaksınız.
Diğeri fotoğraflarımla ilgili. "Ukalaık olarak görülmememsini dileyerek" fotoğraflarımı yayımlamamı istiyor.
Şimdi değerli arkadaşlarım, öncelikle girmişsiniz, okumuşsunuz, değerlendirmişsiniz, çok teşekkür ederim.
Yalnız söz dokuz boğumdur. Ben tüm sözlerimi ve davranışlarımı iyice ölçüp biçerken, birilerinin destursuz bağa dalıp, bir de "ukalalık kabul etmeyin ama..." mesajları son derece anlamsız geliyor.
Zaten ilk yazılarımda ukalaca mesajların geleceğini tahmin ederk yoruma kapatmıştım. Demek ki yine böyle yapmamız gerekecek.
Denemeleri ya da yayımlanan resimleri beğenmemek, eleştirmek sonuna kadar hakkınız.
Ancak bir başkasının özgürlüğüne müdehale etme hakkına sahip değiliz.
Çünkü o zaman bir başkası da gelir sizin özgürlüğünüzü ortadan kaldırır.
Haddini bilmezlik tehlikelidir. Bir gün bir başkası çıkar haddinizi bildirir çünkü...
Gönlünüzü ferah tutun. Her zaman karşınızda duranlar, yapma diyenler olacaktır. Onlar her yerde, bense kendi yolumda tek başıma yürüyorum.
Beni yolum sevgi ve ışık yolu... İsteyen o yolda yürür, isteyen gecenin karanlığında kalır...
Ama Diyojen'in Büyük İskender'e dediği gibi: "Gölge etme başka ihsan istemem!"...
Size karışma hakkını hep içlerinde tutan insanların Türkiye'sinde yaşıyoruz çünkü.
Nitekim blog olarak nitelendiren bu sayfalarda da yavaş yavaş ukalalar ve ukalalıklar başladı.
Bunlar çok sınırlı olmakla birlikte beni de bulmayı başladı.
Üstelik bu birkaç mesaj oldukça "özel"di...
Önce bir arkadaştan gelen "Filmin sonunu niye yazıyrsunuz! İnsan bir uyarı koyar" şeklindeki yazı. Bu arkadaşın anlamadığı yazıda filmin sonu olmadığı ve benim bir uyarı koymak zorunda da olmamamdı.
Ama anlamadan karışma hakkını, saygısızca ve ukalaca hemen kendinde bulabildi.
Bunu gibi "siz azınlıksınız seçimi biz kazanacağız" mesajı, iyi şiir özlememi dile getirdiğim yazım için "fazla katı" yorumu vb...
Sonrasında tanışmak isteyen bayanlar, e-posta adresleri vb. Çok ilginç çünkü ben insanlara tüm söyleyeceklerimi yazılarımda söylüyorum zaten.
Bir başkası niye hep sanatsal resim ve blogla yazarken cinselliği irdeleyen yazılar yazdığımı soruyor. Değerli arkadaşım cinselliği bir tabu olarak görebilir. Ancak ben görmüyorum.
Üstelik "ADI AŞK'TI" gibi deemelerimi okumuş olsaydı, aşk ve sevişmek üstüne bir sürü şey yazdığımı görürdü.
Ve bütün bunları hoşgörü ve saygı sınırlarımı zorlamadan yaptığımı...
Ama son iki mesaj gerçekten çok ilginç. Birisi "ukalalığımı hoş görün" diyerek bir "kendince düzeltme" yoluna gidiyor. Böyle başlayan bir mesaja üzülüyorum tabii...
Hem yaptığınız tavrın ukalalık ve saygısızlık olduğunu bileceksiniz, hem de karışacaksınız.
Diğeri fotoğraflarımla ilgili. "Ukalaık olarak görülmememsini dileyerek" fotoğraflarımı yayımlamamı istiyor.
Şimdi değerli arkadaşlarım, öncelikle girmişsiniz, okumuşsunuz, değerlendirmişsiniz, çok teşekkür ederim.
Yalnız söz dokuz boğumdur. Ben tüm sözlerimi ve davranışlarımı iyice ölçüp biçerken, birilerinin destursuz bağa dalıp, bir de "ukalalık kabul etmeyin ama..." mesajları son derece anlamsız geliyor.
Zaten ilk yazılarımda ukalaca mesajların geleceğini tahmin ederk yoruma kapatmıştım. Demek ki yine böyle yapmamız gerekecek.
Denemeleri ya da yayımlanan resimleri beğenmemek, eleştirmek sonuna kadar hakkınız.
Ancak bir başkasının özgürlüğüne müdehale etme hakkına sahip değiliz.
Çünkü o zaman bir başkası da gelir sizin özgürlüğünüzü ortadan kaldırır.
Haddini bilmezlik tehlikelidir. Bir gün bir başkası çıkar haddinizi bildirir çünkü...
Gönlünüzü ferah tutun. Her zaman karşınızda duranlar, yapma diyenler olacaktır. Onlar her yerde, bense kendi yolumda tek başıma yürüyorum.
Beni yolum sevgi ve ışık yolu... İsteyen o yolda yürür, isteyen gecenin karanlığında kalır...
Ama Diyojen'in Büyük İskender'e dediği gibi: "Gölge etme başka ihsan istemem!"...