- Kategori
- Blog
Blog ve Blogcular (2)

Blog:Düşünce İklimi...
Blgun tanımının ne olduğunu üç aşağı beş yukarı literatürdeki anlamıyla bilmek mümkün. Bense blog deyince ne anladığımı sizlerle paylaşmak istiyorum . Blog yazımının blogcu için neden önemli olduğunu yorumlamak istiyorum.
Düşünce iklimlerimizden süzülüp yazıya geçen düşüncelerimizle okuyan kişide daha farklı düşünce iklimlerinin ipuçlarını vermek isteriz. Belki de blogun amacı bu. Düşünce iklimlerin de harmanlaşarak yeni bir düşünce iklimi oluşturmak. Yazarken ki hedefimiz bu veya okurken. Kendi düşünce iklimimizin çeşitlenmesini sağlamak. Her düşünce ikliminin zaman zaman karı, fırtınası, güneşi, yağmuru olur. Bunlardan bize geçenleri eleyerek karımıza, fırtınamıza bir şeyler eklemek yazmak veya okumakta ki kastımız.
Blog bir kült insanlar için daha doğrusu yazan adam- kadın için. Hayatın girdaplarında yol alırken bende varım diyebilmek belki de blog yazmak. Kendini somutlaştırmak. Kendinden bir şeyleri paylaşmak. Paylaşırken beğenilmeyi istenmek. Takdir edilmek istenmek belki de. Blogcuların hayat görüşlerinin birer parçası gibi okuduğumuz yazılar. Bazen en garip anlatışı bulunduruyor içinde bazen en akıcısını. Peki neden blog yazıyoruz veya yazma isteminden vazgeçemiyoruz?
Sonuçta bir emek ve zaman harcanıyor ve yazılar yazılıyor. Hep beraber bir şeyleri paylaşıyoruz. Tabi bu esnada bazen kızılıyor bazen öfke duyuluyor bazen en duygusal anlarımızda şiir tadında şiirleri paylaşıyoruz kendimizden. Kimseyle paylaşamadığımız duygularımızı yazıya yansıtıyoruz. Öyle ya da böyle yazıyoruz. Yazarken kim olduğumuz değil de ne hissettiğimizle yazıyoruz. Üst benliğimizi bir köşeye attığımız zamanlarda içimizden geçenleri yazıyor dolayısıyla da gerçek anlamda kendimizi paylaşıyoruz.
Yazarken bunu yapıyoruz da okurken neye göre seçip okuyoruz? Bu gerçekten garip; ama okunmada zaman çok önemli daha doğrusu yazının yayınlanma zamanı çok önemli. Saat 14:00’le 22:00 civarı yayına alınan yazılarda okunma oranları daha yüksek. Sabah ve 22:00 den sonra yayına alınan yazılardaki okunma oranları daha düşük Tabi bu hafta içi, hafta sonundaki okunma oranları daha değişik; eğer 16:00 ile 23 civarı yazı yayınlanıyorsa okunma oranı daha yüksek bu zamanla alakalı okunma oranı. Bir de yazının görselliği var tabi . Yazının görselliğindeki tema yani resimler, ilgi çekici ve yazının başlığıyla uyumlu ise yazının okunmasını olumlu yönde etkiliyor. Yazının tıklanması da okunduğu anlamına geliyor mu bu da ayrı bir konu. Yazının uzunluğu okunmasının veya okunmamasını belirliyor. Yazının üslubu ile ilgili de değişik yargılara varmak mümkün. Bir yazan adam-kadının en çok okunan yazısı genelde tıklanıyor sayfasına girildiğinde veya sayfaya giren kişi o andaki dünyaya görüşüyle bakıyor sayfaya ve kendine yakın olabileceğine inandığı yazıyı tıklıyor. Burada anti parentez şunu da belirtmek istiyorum ki: insanlar çeşitli saatlerinde dünyayı algılamaları değişiklik göstermektedir. Bunun nedeni o gün içinde ne yaptığından tutunda ne kadar konuştuğuna ne yediğine ne kadar güldüğüne kadar çok karmaşık örüntülerin getirmiş olduğu bir bakış açısı algılamaktadır dünyayı.
O an için çok duygusal olan bir kişi şiirsellik içeren yazılar okurken daha dinamik olan kişi bilgi aktarımı olan yazılar okumaktadır. Neşeli olan insanlar da mizahi tarzda yazılar okumaktadır. Bu yazıların o anki durumlarından kaynaklanan okunmaların sayıları dolayısıyla da etelemelerini etkilemektedir. Ayrıca yazıyı okuyan kişinin ilgi alanında ne olduğuyla ilintili okuma eylemi. Bu okunmalar bazen kalıplar oluşturuyor. Bir yazan adam-kadına takılıyorsunuz ve onun yazıların takip etmeye devam ediyorsunuz. Bazen yorumlar etkili oluyor. Yorum yazan bir kişinin sayfasına girip yazılarını okuyorsunuz.
Yazının kalitesi çok önemli mi? Okunma açısından pek değil desem alınacak arkadaşlar. Ama maalesef öyle. Yazının içerikteki kalitesinden okunma sayısıyla örtüşmediğini görmek mümkün. Ayrıca site de en az okunan blog türü şiir en çok revaçta olanda güncellik bu gayet doğal bir süreç aynı zamanda.
Bana göre yazanla okunan arasındaki ilişki bunlar. Yanılmam da söz konusu tabii ki elimdeki verilerin azlığı ve gözlemlerimdeki kısırlıktan kaynaklanma yanılsamalarım olabilir.
Sonuçta yazılan her blog yazan adam-kadının kendi içsel dünyalarından süzülüp bize kadar ulaşan bazen dalga şeklinde bazen tanecik şeklinde bizi saran, bizi içine alıp içimizde farklı bir ses, eko yansıtan düşünceler. Her okunan yazıda kendimizden parçalar bulup kendi düşünce iklimimize yeni bir parça eklememize yol açan düşünceler. Kendi düşünce ikliminden paylaşmaya değer verip paylaşarak yeni düşünce iklimlerinin oluşmasını sağlamaya çalışan tüm blog yazan, yazan adam-kadın arkadaşlara teşekkür ederim.
Saygılarımla....