- Kategori
- Blog
Blogdaşların “bence”li sanal ödülleri ve ötekiler

Ödül dendi mi, sözcüğün bendeki ilk çağrışımı, beni alır, 36 yıl öncesine götürür:
Okul bahçesinde tören var, Müdür yardımcısı olarak, düzeni sağlamak düşüncesiyle, öğrenciler arasında dolaşıyorum. Bir ara, mikrofondan adım yankılandı, “ikinci” diye. “Allah Allah!” dedim içimden, sonra öğrencilere, “Bu da ne?” dedim.
Yanıt hemen geldi:
“Yılın öğretmeni yarışmasında ikinci olmuşsunuz hocam!”
Ayaküstü, orada öğrendim:
Sonradan akrabam olan branştaşımın sınıf öğretmeni olduğu sınıfın çıkardığı “Duvar” gazetesi, sadece, o sınıfta bir oylama yapmış, “yılın öğretmeni”ni seçmiş. Erkek öğretmenlerde birinci, sonradan akrabam olacak branştaşım, ben ikinci, o sınıfın matematik öğretmeni üçüncü olmuşuz,
Ben, o sınıfın ne öğretmeniyim, ne de müdür yardımcısı...
Sınıf, dersine girmeyen öğretmene, bana, ikinciliği uygun görmüş!
*****
Bizim Blog’da da zaman zaman kimi blogdaşlar, “bence”li sanal ödüller veriyorlar. Bunu hangi düşünceyle yapıyorlar? İnanın, buna hiç kafa yormuyorum, içinden öyle bir yazı yazmak gelmiş, diye düşünüyorum.
Öznelliğin olduğu yerde neyi tartışacaksınız?
Üstelik bunun kimseye bir yararı yok, zararı da...
Hani, içinde “hakaret”, “aşağılama” içeren bir “şey” olsa, söz söyleme hakkı olabilir.
Son olarak, bir blogdaşımız da, bir dalda tutmuş kendisini öne çıkarmış.
Ben bunu da hoşgörüyle karşıladım.
*****
Şöyle bir çevremize bakalım, ödüllerden adım atacak yer kalmamış bir ortamda yaşadığımızı göreceğiz.
Her yerde dağıtılan, alınan, verilen ödüller/ kupalar/ şiltler/ fahri doktorluklar/ teşekkür belgeleri... var!
Okullar, dernekler, vakıflar, holdingler... durmadan ödül dağıtıyorlar. Aynı dalda verilen ödüllere bakıyorsunuz, hep farklı farklı kişiler.
Ne diyebilirsiniz?
Öyle uygun görmüş, ona göre vermişler, demekten başka ne gelir elinizden?
*****
Verilen ödüllerden, kurumsal bir ödül olan TBMM Başkanlık Divanı’nın verdiği “Meclis Üstün Hizmet ve Onur Ödülleri” hiç dikkatinizi çekti mi?
Melih Aşık, Milliyet’teki köşesinde konuya değiniyor:
“- Ödüllerden biri Tayyip Erdoğan’ı otellerinde ağırlayan Rixos otellerinin sahibi Fettah Tamince’ye verildi. Gerekçe, bu arkadaş bir lise yapmış, 23 öğrenciye de burs veriyormuş. Tamam, lise yapmış ama vergiden de düşmüş. O zaman liseyi o mu yapmış oluyor yoksa devlet mi? Ayrıca Fettah Tamince’den çok daha fazla okul yaptıran insanlarımız var ama nedense onlara ödül verilmedi.
- Başka ne gibi örnekler var?
- AKP’li üyelerin oylarıyla ödül verilenlerden biri AKP Milletvekili Güldal Akşit’in babası Galip Demirel. Diğeri AKP Bitlis Milletvekili Vahit Kiler’in babası Hikmet Kiler. Kimler mi önermiş Hikmet Kiler’i?
- Kimler?
-Önerenlerden birisi Bitlis Valiliği diğeri oğlu Vahit Kiler! Ben hayırlı evlat diye bunlara derim. Önce babalarını öneriyorlar, ardından kulis yapıp ödüllendiriyorlar...”
*****
Ödül enflasyonun olduğu yerde, ödül de aşınmaya uğramıştır. Ödülün değeri, değersizliği kişiden kişiye değişir! Bunun için de, ödülü eleştiren de, ödüle karşı çıkan da, Nasrettin Hoca hesabı, haklıdır!
Bir yanda, kendine ödül verilmesinin koşullarını hazırlayanlar, “sipariş” üzerine verilen ödüller; öbür yanda “Kendime ödül veriyorum” demeler, “bence”li ödüller.
“Masum”, “masumane”, “masumiyet” sözcükleri, bunlardan hangisi için uygun olur?