- Kategori
- Ekonomi - Finans
Bombalar patlıyor (Ekonomideki bomba kayıt dışı para girişi ...)
BOMBALAR PATLIYOR…
Ekonomistler bilir ortada nereden nasıl geldiği hangi amaca hizmet ettiği belli olmayan paralar birilerinin kucağınıza bıraktığı bomba gibidir her an patlayabilir…
Birçok kişi basına yansıdığı ölçülerde iflasları halkın anlayacağı tabirle “batmaları” görüyor ya da duyuyor. Daha iki gün önce basından dev gibi dört firmanın iflaslarını öğrendik…
Oysa daha basına yansımayan hatta “aman açıklanmasın” denilen onlarca büyük firmanın binlerce orta ve küçük ölçekli sanayi kuruluşlarının iflası var…
Ne ilginçtir ki bu dönemde batan ya da zora düşen firmaları sanki batsın da biz alalım diye bekleyen iki firma var, ikisi de kayıtsız şartsız Başbakanın yanında ve AKP yandaşı…
Gerek enflasyon gerekse sıcak para konusunda hükümetin yaptığı hiçbir şey yok, ülkeye milyarlarca dolar para girişi olmuş ne gariptir ki kaynağını hiç kimse bilmiyor, biliyor da “bilmiyor…”
Nitekim bu işi kontrolle görevli olan Merkez Bankası faiz politikasında çuvalladığı için de kurlar serseri mayın gibi, bir çıkıyor bir iniyor önlemler açıklanıyor ama tamamı geçici…
Türkiye Cumhuriyeti devleti de vatandaşları da artık “tasarruf” nedir unuttu, cari işlemler açığının artık neredeyse önüne geçmek mümkün değil…
***
Ekonomik açıdan ülkede gerçekten son derece iyi seviyelerde bir gelişme var, hiç kimse inkar ermiyor ancak bu büyümenin temelinde dünya da bollaşan giderek de çoğalan bir para akımı var.
Ülkelerin çoğu artık nereye yatırım yapacağını bilmiyor.
Ancak son yıllarda dünyaya bakış açınızı değiştirirseniz bir şeyi göreceksiniz; Bu “bolluk dönemi” bitiyor hele bizde tamamen ters yüz olmak üzere…
Ne enflasyon hedeflerimiz tutuyor ne büyüme oranlarımız…
Bunun anlamı şudur; fiyat istikrarını sağlayacak önlemlerimiz yetersiz…
Cari açığı azaltacak ya da kontrol atına alacak yeni bir projeniz senaryomuz yok, Allah’a emanet gidiyoruz…
***
Kayıt dışı ekonomimiz azalacağına giderek artıyor,
Sosyal Güvenlik sistemimiz SOS vermeye başladı bile, yeni bir düzenlemeye çok acil ihtiyaç var, erken emeklilik istemi kaçınılmaz gibi görünüyor,
Ülkede istihdam ve işsizlik sorunları dağ gibi büyümeye devam ediyor, bunu gizlemek için de halk tüketim çılgınlığına itiliyor…
Eğitim sistemimiz artık ülke ihtiyaçlarına yanıt verecek durumda değil üstelik sürekli değişiyor, eğitim sistemi deneme yanılma yöntemiyle oluşturulmaya çalışılıyor çocuklarımız kobay gibi kullanılıyor…
Avrupa Birliğinden artık umudumuzu kaybettik demek ki, şu anda sözü bile edilmiyor, edilse bile alakası bile yokken Müslüman olduğumuz için kabul edilmediğimiz ve asla üye olamayacağımıza dem vuruluyor...
Oysa bu yenidünya için çok büyük bir projedir ve Türkiye bu proje içinde yer almak zorundadır. Bence hiç tereddüt bile edilmeden AB üyeliğimizi “güncellemek” ülkenin geleceği için elzemdir…
***
Demokratikleşme paketi elbette çok önemli olabilir ama farkında değil misiniz kucağımıza bırakılan birçok “bombalar patlıyor…”
Ülkede hala yargı konusunda olumlu bir tek düzenleme hayata geçirilmiş değil sorun olmaya devam ediyor, yargıya güven kalmadı…
İnsanların Temel hakları, keyfe keder düzenlemelere tabi tutulmaya başlandı. Gençlerin geleceği umudu “belirli” bir zümrenin ya da kesimin taleplerine ve dayatmalarına bağlandı…
Demokratik değişim yargı da reforma eğitimde kalite sosyal yaşamda özgürlük AB nin katılımlarda önem verdiği en önemli konular…
Bu konularda büyük bir hızla yol almak zorundayız ki AB bu konuda gündeme bile taşımadığı fasılları müzakereye açsın…
İfade özgürlüğü sanki buzdan bir kalıba sokulmuş dokunulması istenmiyor gibi,
Seçim sistemimiz tam bir muamma ve temsilde adaletli bir seçim sitemini bir türlü devreye sokamıyoruz, görünen o ki yeni bir düzenleme de sadece Başbakanın evet demesine bağlı, onun da evet demeyeceğine herkes en az kendi adı kadar emin…
***
Bütün bunlar olurken de “demokratikleşme paketini” devreye sokmaya çalışıyoruz, oysa yukarıda sorun olanların hemen hepsi demokrasilerin vazgeçilmezleri, onların sorunlu olduğu yerde demokratikleşme mümkün olabilir mi?
Bütün bunları bırakmışız sabah kalkıyoruz Suriye ve Mısır akşam yatıyoruz Suriye ve Mısır…
İnsanın aklına şu gelmiyor değil; Ülke battı artık bu bataklıktan çıkmasının da imkanı yok hükümet çaresiz ve tek çareyi de “Savaş çıkmasına” bağlamış…
Hayır, insan yanılmak istiyor ama kardeşim dünya da savaşa bu kadar istekli olan savaş çığırtkanlığı yapan,
ABD ve Müttefikleri Suriye’yi vurmadılar diye dünyaya küsen her fırsatta topu batıya atan,
Başka bir ülke ve “iktidar” gördünüz ya da duydunuz mu hiç?
Buna rağmen her seferinde yeni bir bahane üretiyor “Batıya” çatıyoruz, onlarda her seferin “kır bacaklarını otur oturduğun yerde” diyorlar.
Hoppa yön değişiyor ve tarihin tozlu sayfalarına dalıp CHP ne çatıyor, mezhepçiliğin etnisite nin altını kazımaya başlıyoruz; bu mu ülke yönetmek bu mu insanlık?
***
Ve geldiğimiz nokta aynen şu; Batıya kendimizi beğendiremiyoruz doğuya ise yaranamıyoruz. Bölgenin güçlü ve lider ülkesiydik şimdi esamimiz bile okunmuyor…
Haklısınız çok güzel şeylerde yapıldı, ama bütün bunları görmemize neden olacak kadar da kör etmemesi lazım bizleri. İnsan ve gerçek vatandaşlar isek doğruya doğru eğriye eğir demeyi ne zaman şiar edineceğiz ki?
Atın gözlüklerinizi kurtulun şu geçmişi kurcalamak geçmişin tozlu sayfalarında kalmış olaylardan korkmaktan dün geride kaldı biz geleceğe daha iyiye daha güzele bakalım…
Şiddet ve terörden arındırılmış bir ortamı ve toplumsal huzuru tesis edecek kalıcı siyasi anlayışlara imkan verelim, ülkenin temel hak ve hürriyetler açısından kalıcı önlemler almasının yolunu açalım.
Gelin eleştirilere açık olalım karşı fikirlere saygı duyalım, ki ekonomide değişimde heyecan yaratacak daha farklı hikâyeleri halka birlikte iktidarıyla muhalefetiyle el ele yazalım…
Yoksa bu kafayla işimiz gerçekten çok zor…
İyi haftalar…
Erdoğan ÖZGENÇ