​ Borç alan, emir alır / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ismail hakkı özsarı

http://blog.milliyet.com.tr/ihozsari

30 Aralık '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Borç alan, emir alır

Borç alan, emir alır
 

alıntıdır


Asalak yaşamayı seven açgözlü biri lokantaya yemeğe gider. Girişten okunabilecek şekilde karşı duvarda şöyle yazmaktadır. 
“Siz yiyin, torunlarınız ödesin.” Yazıyı okuyan adam memnuniyetle masaya oturur. Önünü ardını düşünmeden tıka basa yer. Nasıl olsa hesabı torunları ödeyecektir. Karnını doyurup büyük bir rahatlıkla dışarı çıkarken kasiyer; “Beyefendi lütfen hesabınızı ödeyiniz.”der. Adam fena halde bozulur. Ve karşıdaki duvarda asılı olan yazıyı gösterir. Kasiyer; “Evet doğru. Ancak sizin ödeyeceğiniz hesap dedenizin hesabıdır.”der
Dilimizde borçla ilgili birçok atasözü vardır. “Borç yiyen kesesinden yer.” “Yol yürümekle, borç ödemekle tükenir.”…v.s.
Ne yazık ki; TC Devleti olarak iç ve dış borçlarla başımız dertte. Kendimizi bir türlü kurtaramadığımız, başımıza büyük dertler açan, borçlanmanın tarihi gelişimine şöyle bir göz atarsak, karşılaşacağımız tablo aşağıda anlatacağım şekildedir. 
Osmanlı Devleti 1828 Osmanlı-Rus savaşından sonra yapılan anlaşma gereği, Rusya’ya çok ciddi bir tazminat ödemek zorunda kalır. Bundan dolayı da para bulması gerekmektedir. Bunu bir fırsat bilen ve pusuda bekleyen İngiliz ve Fransız sermayedarlar hemen devreye girerler. 
Osmanlı Devletini borçlandırma görevini İngiliz Diplomat David Urquhart’a verirler. İngiliz diplomat, Osmanlı maliyesinden sorumlu Akif Paşa’ya gider ve borç teklif eder. Akif Paşa, bu borcu kabul etmez. Ve şöyle der: “Ben halkımın etiyle, dişiyle, tırnağıyla kazandığı paraları size faiz olarak ödeyemem.”
3 Temmuz 1853’te Rusya’nın Romanya’ya saldırmasıyla Kırım Savaşı çıkar. Tabiî ki savaşmak için kaynak gerekmektedir. Maliyenin durumu bozukken ilk borç 1854 yılında alınır ve 2,57 milyon Osmanlı Lira’sıdır.
Bu borç yetersiz kalır. Daha sonra 1855 yılında 5,64 milyon Osmanlı Lira’sı daha borç alınır. Bu tarihlerden sonra borç sarmalına girilmiştir artık. 1881 yılında toplam borç 237 milyon Osmanlı Lira’sına ulaşmıştır. 
Endüstri üretimi yetersiz, sanayisi gelişmemiş Osmanlı Devleti bu borçlar altında ezilmiş ve sonunda tarih sahnesinden silinmiştir. 
Daha sonra T.C Devleti tam yüz yıl yani 1954 yılına kadar borç ödemeye devam etmiştir. 
KARNEYLE EKMEK : Osmanlı’dan böylesine bir borç yükü alan yeni Cumhuriyet, bir taraftan sanayileşmesini sürdürürken bir taraftan da yoksullukla mücadele etmektedir. Üstüne üstlük o yıllarda ikinci Dünya Savaşı çıkmış sınırlarımız ateş çemberi altına alınmıştır. 
İşte böyle bir zamanda devlet bir takım önlemler almıştır. Bunlardan birisi de ekmeğin karneye bağlanmasıdır.

Şimdi altmışbeş yıl sonra miting meydanlarında bu konunun dile getirilmesini iki nedene bağlıyorum. 
Birincisi tarihi bilmiyorlar. Oysa tüm olaylar tarihi mekan ve zaman içerisinde değerlendirilmelidir.
İkincisi, böyle davranmakla siyasi kazançlı çıkacaklarını ummaktadırlar. Ne diyelim bu da siyasetin çirkin yüzü. 
2009 krizinde sadece benim ailemden 4 birey işini kaybetti. Ancak böyle olmasının tek sorumlusunun bugünkü hükümet olduğunun düşünülmesini haksızlık sayarım. Elbette ki; dünyadaki kriz bizi de etkilemiştir. İnsaflı olmak böyle düşünmeyi gerektirir. 
Bir de şunu anlamıyorum. 85-86 yıl önceki devlet adamlarımız bizim tarihimizdir. Onlar bizim köklerimizdir. Kökü sökülen bitki yaşayabilir mi?
Sonuç olarak şunu söylüyorum: tarihimizi çok ama çok iyi bilmek zorundayız. Yoksa tarihini bilmeyen ulusların coğrafyasını başkaları çiziyor.

 
Toplam blog
: 291
: 1113
Kayıt tarihi
: 12.07.12
 
 

Emekli öğretmenim. Kitap okumayı ve düşüncelerimi paylaşmayı çok severim. Tarih özel ilgi alanımd..