Bosna Hersek maçında bir dilek tuttum... / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '08

 
Kategori
Futbol
 

Bosna Hersek maçında bir dilek tuttum...

Bosna Hersek maçında bir dilek tuttum...
 

foto biz....


Maçtan önce bir dilek tuttum... Ama sadece dilek tutmak önemli değil. Dileğin, galibiyet adına gerçekleşmesi de önemli. Çünkü milli takım son Belçika maçı kadrosundan sakatlıklar yüzünden 7 eksik ile Bosna maçına çıkıyordu. Kadroya baktığımızda 18 yaşındaki Batuhan ve Mevlüt gol silahlarımızdı. Batuhan genç bir futbolcu, yolun başında belki. Fatih hoca geleceğin Hakan Şükür’ü olacak gözüyle bakıyor ama akşam Batuhan sakatlanana kadar milli maçta vasat bir görüntü cizdi. İlk yarı boyunca Bosna kalesinde bir kaç yan top dışında (onlarda kaleci Hasagiç’e idman gibi geldi) hiçbir gol pozisyonu üretemedik. Uzun Bosna defansı arasında Batuhan hiç bir varlık gösteremedi. Hem biraz da ağır kaldı..

İnönü stadına yine bir milli maç için giriş kapısındayız. Milli takım sponsorlarından MERCEDES-BENZ Türk'te çalışmamızdan dolayı, sponsor biletleri ile maçı canlı seyredebiliyoruz. Böylece dileğimin ilk bölümü gerçekleşmişti ama biletim Ahmet Aydın’da ve maç başlamadan gelirse stadın kapısına biletimizi alıp gireceğiz. Ama kardeşim nerden gelecek, bekle bekle gelmez... Dileğimiz gerçekleşemeyecek sanırım derken, - oohh bee saat 20.25 de maça 35 dakika kala nihayet geldi. Bu arada kapıda beklerken bazı uyanık kişiler, -abi fazla bilet var mı?... diye milletten bilet isteyen ama bileti alınca başka bir arkadaşına verip onlarda o bileti karaborsa satıp haksız ve namussuz kazanç sağladıklarına şahit oldum. Neyse Ahmet Aydın geldiğinde içeri girdiğimiz de ayyıldızlı tişörtlerden malesef bitmişti. Kısmet... Alamadık, bizde göğsümüze ay yıldızlı tişörtü giymek istiyorduk. Ama göğsümüzde olmasasda o ay yıldız yüreğimizde hep var ve sonsuza dek de olacak..

Tribüne adımımızı attığımızda ortam harikaydı. Her yer ay yıldız ve ellerde Türk bayrakları. Muhteşem bir atmosfer, tabiri caiz ise "ölüyü diriltir" cinsten. Onuncu yıl marşı, şehitlerimize saygı, pkk ya lanetler, tüm ülke o an İnönü Stadında tek vucut olmuş gibi... Seyirciye helâl olsun...

Ama ilk yarıda oynan sönük futbol, pozisyon bulmakta zorlanan bir milli takım ve karşılarındaki Bosna Hersek ise, klasik deplasman takımı gibi beşli defans, kalabalık orta saha ile ani çıkışlarla gol aradılar. Amaçları bir puan, onlar için büyük kazanç diye düşünüyorlar, Dzeko'nun attığı golden sonrada sanırım buna iyice inandılar. Ama yenilen golde, kalecimiz Volkan boşa çıkması gerçekten çok kötü idi, daha sonra ise gelen rakip hava toplarında kendine olan güvenini yitirdiğinden zorla cift yumruk vurarak topları uzaklaştırmaya çalıştı. Bir pozisyonda da Sabri yerden gelen topa kendini önüne atarak golü önledi. Kısaca Volkan bu maçta ligde Fenerbahçe’nin yaşadığı kötü gidişatın tüm etkilerini üzerinde hissediyordu..

İlk yarı mağlup kapamamız, seyircinin son günlerdeki terör olayları ve verilen şehitlerimiz sebebiyle hassasiyet yaşamakta olması, milli takım futbolcularına "şehitlerin aşkına adam gibi oynayın" tezahüratı yaptılar.

Gerçekten ilk yarı bittiğinde hüzünle çöktük koltuklarımıza, dilek tutuk, dileğimin gerçekleşmesini görmek amacıyla, olmayacak galiba, bu futbollada çok zor diye düşünürken, futbolun 90 dakika olduğunu ve hakemin bitiş düdüğünü çalmadan bitmeyeceğini gösterdi.

İkinci yarı, içerde Fatih hoca ne söyledi bilmiyorum ama iyi motive olmuş bir milli takım, mücadele eden, rakip eksiltip, gol pozisyonu üretmeye başlayan bir milli takım seyretmeye başladık. Daha ilk on dakikada 3 net pozisyondan yararlanamadık. Bu da göstedi ki maça ağırlığımızı koymaya başlayarak özellikle geriden ataklara çıkan Sabri, orta alanda Nuri, Arda, Kazım ile forvette ise Mevlüt kaçırdığı gollere rağmen ilk milli golünü atarak galibiyette büyük pay sahibi oldular. Zaten ikinci yarı tüm futbolcular görevlerini yaptılar. Ayhan’ın oyundan çıkmasıyla yerine giren Nuri, gerçekten tek ve çabuk futbolu ile atakların hazırlayıcısı oldu. Bu arada da Mehmet’i rahatlatarak ataklarda pozisyon zenginliği yaratmasına neden oldu. Arda için ise söylenecek fazla bir şey yok, her zaman ki gibi çalışkan, çabalayan, sağ ve sol kanatları kullanan, çok iyi rakip eksilten, kısaca o bir ARDA...

Sabri’de gollerde yaptığı iki nefis orta ile, defansta oynadığı hatasız oyun ile, geceye damgasını vuran futbolcularımızdandı. Tebrikler SABRİ...

Kazım, yine saldırgan, fuleli, çabuk, sonlara doğru yoruldu ama, mücadeleyi hiç bırakmadı, sahada rakip eksilten, formasında tek kuru yer kalmayan çalışkan bir KAZIM vardı...

Fatih hoca bence ilk yarı Batuhan ve Ayhan ile başlayarak Bosna Hersek defansında gol pozisyonu üretemediğiysek, ikinci yarı yaptığı Nuri Şahin, Halil Altıntop, Yusuf Şimşek değişiklikleri ile de bu kadar sakat futbolcunun olduğu ve son Belçika maçından 7 oyuncunun olmadığı bir Bosna maçında maça damgasını vurmasını bildi.

Milli takım kendi evimizde akşam ikinci yarıdaki güzel futbolu ile bizleri sevindirirken, seyircide takımını destekleyerek, hele kaplı türbündeki dev "Türkiye" yazılı bayrağı açarak, yaptığı tezahüratlarla, üstüne düşen görevi layıkı ile yapmıştır.

Ancak maçın 21 dakikasında maç oynanırken Bosna-Hersek türbünlerinden atılan patlayıcı maytap ve sis meşaleleri etrafın duman bulutu ile kaplanmasına sebep oldu. Az kalsın atılan maytaplardan ve meşalelerden güvenlik görevlileri yaralanacaktı. Bu maytap ve meşaleler Bosnalı taraftarlara yakışmadı... Yine Beşiktaş çarşı gurubunun lideri Alen ile birlikte yapılan BJK tezahüratı milli maçta biraz yadırgadım. Bu milli maç, tüm takımlar ve seyircileri burda tek vucut olmaları gerekir.

Bu arada da maç oynandığı süre zarfında benim güzel dileğim gerçekleşecek mi, gerçekleşmeyecek mi diye düşünürken bu güzel galibiyetle ilk bölümü gerçekleşmiş oldu. Ama daha önümüzde bir çok maç ve benim bir tane dileğim var.

Bakalım dileğimin gerçekleştiğini görmek, hayali ile şimdilik önümüzdeki maçlara bakacağız... Atacağımız bol goller dileğiyle...Özellikle çarşamba günkü Estonya maçında bol goller atmamız dileği ile...

 
Toplam blog
: 319
: 6405
Kayıt tarihi
: 14.06.06
 
 

25.08.1963 İstanbul doğumluyum. A.Ö.F İşletme mezunuyum. 8 sene profesyonel kalecilik yaptım. (Ey..