- Kategori
- Futbol
Böyle gol de olmaz, penaltı da Fenerbahçe de...

O nasıl maçtı öyle?
Kadir Has Stadında oynanan Kayserispor – Fenerbahçe karşılaşmasının ilk 45 dakikasında hakem Tolga Özkalfa’nın düdük konçertosunu dinledik. Tabi kulakları tırmalayan bu konçertoda hakem kadar sahadaki 22 futbolcunun da hakkını teslim etmek gerek. Futbolcular birbirlerine o kadar orantısız girdiler, forvetler ofsayt kuralı yürürlükten kalkmışçasına o kadar vurdumduymaz oynadılar ki, hakem de sıklıkla düdüğünü ağzına götürmek zorunda kaldı.
Başlama vuruşu öncesi sahaya çıkan takımları analiz ettiğimizde her iki ekibin de klasik dizilişlerine sadık kalarak oyun alanına yayılacağını düşünmüştük ama hem Christoph Daum hem de Tolunay Kafkas cephesinden bir takım yeni düzenlemeler geldiğini gördük. Basketboldaki tabirle oyunun sete döndüğü anlarda her iki takım da 4-4-2 dizilişini benimseyerek oynadılar. Fenerbahçe’de Güiza hedef santrfor görevini üstlenirken Kazım gezgin oynuyor, benzer biçimde Makukula’nın Fenerbahçe stoperleri arasına girdiği Kayserispor da Cangele’yi rakip yarı sahada dolaştırıyordu. Bahsettiğimiz gezgin isimler dışında gerek Güiza gerekse de Makukula partnerlerine eşlik ederek defansların arkasına sarkmaya çalışınca ilk yarı ofsaytı bol bir 45 dakikaya sahne oldu. Esasen “ısıran takımlar” şeklinde nitelenen bu iki takımın, orta sahada mücadeleye girmeyip çoğunlukla uzun topları tercih etmeleri de bu bölümdeki “keçi boynuzu” misali futbolun başlıca sebebi sayılabilir. Nitekim Kaysersipor’un yediği golü Souleymanou’nun hediyesi olarak görebiliriz ama durduk yerde topu amaçsızca ileri şişiren 78 model Kayserispor savunmasını da göz ardı etmemek lazım. “Bu nasıl gol, bu nasıl savunma?” diye kendi kendimize söylendiğimiz anlarda henüz 71.dakikadaki ultra-komik penaltı kararına şahit olmamış, hayretten küçük dilimizi de yutmamıştık.
İkinci 45 dakikaya hem Fenerbahçe hem de Kayserispor daha istekli başladılar ama bir türlü rakip gol bölgelerinde üretken olmayı başaramadılar. İlk yarıya nazaran bu devrede top orta alanda daha çok kalınca, ikili mücadeleler de daha fazla oldu. Ancak maçın son bölümünde gördüğümüz kadarıyla bu ikili mücadeleler aynı zamanda Fenerbahçe’yi epey yıprattı. Özellikle 71.dakikadaki penaltı sonrası moralman da süngüsü düşen sarı-lacivertli takımda Emre Belözoğlu haricinde ayakta durabilen futbolcu bulmak zordu. Fenerbahçeli taraftarlar Maldonado – Josico faciaları sonrası Baroni’ye sarıldılar. Üstelik belki de bu futbolcunun Kadıköy’de Arda ile olan münakaşasından memnun kaldılar ama ben hala ilk haftalardaki tezimi savunuyorum: Baroni, Fenerbahçe kalibresinde bir ön libero değil.
Fenerbahçe’nin gerek Gaziantepspor maçının son bölümünde sergilediği futbol gerekse de bu maçtaki son 20 dakika görüntüsü teknik heyet tarafından iyi etüt edilmeli. Tabi bir de şu var: Kayserispor, son 20 dakikada oyundan düşen Fenerbahçe orta sahasını çok kolay geçip birçok tehlike yarattı hatta maçı kazanacak pozisyonları buldu ama esasen puan kaybının reel sebebi Tolga Özkalfa’nın uydurduğu ucuz penaltıdır. En son bir Beşiktaş – Galatasaray derbisinde buna benzer penaltı uyduran Ali Aydın’ı hatırlıyorum ki, kendisinin meslekteki akıbeti pek hoş olmamıştı. Tolga Özkalfa’ya benzer bir uygulamayı öneriyor değilim ancak gereken yerlerden gereken uyarıları alması önemli. Tabi bir uyarıyı da Fenerbahçe takımına yapmak lazım. Rakip Galatasaray olunca coşacaksın, Anadolu statlarına çıkınca da golü atıp üstüne yatacaksın. Fenerbahçe tarihi böyle bir şampiyonluğu yazmıyor.