- Kategori
- Güncel
Böyleyiz biz!
Fen bilimlerinde ihtisas yapmama rağmen sosyal bilimler ve felsefeye ilgisi olan bir kişi olarak yıllardır insanları ve davranışlarını gözlemliyorum. Hayatımın 2 senesi İngiltere'de 4 senesi Amerika'da geçti. İnsanları, insanların olaylara bakışını, çözüm şekillerini inceledim hep. Neden onlar daha başarılı diye düşündüm. Neden bizde bazı şeyler çözüm bulmuyor ya da çok uzuyor, neden ideolojiler bu kadar can yakıyorda onlarda farklı cereyen ediyor. Neden onlar bazı şeylerden ders alıyorda biz alamıyoruz.
Ülkemin hala çok bakir olduğunu düşünüyorum. Her anlamda. Konular hala iplik uçlarında asılı. Rüzgar nereden eserse o yöne savruluyor. Hani vardı ya bir reklam 'Ağzı olan konuşuyor'. Şimdi bu söze hep bir ağızdan cevap geliyor 'Ne o konuşmayalım mı? Özgürlüğümüzü mü alacaksınız?........'
Temelde en büyük handicup birbirimizi dinlemedeki aceleciliğimiz, gruplaşmadaki ilkeciliğimiz, asıl olanlar yerine asil olanlara itibarımız mı bize gerçek yolu bulmada zorluk yarattırıyor.
Olaylara çözümler bulamıyoruz çünkü bir gün bizden olmadığına inandığımız kişi paşa olurken diğer gün bizden olanlara göz kırparsa Sevgili Paşam oluyor ya ondan herhalde.
Siz bizseniz biz kimiz diye soruyoruz hep. Neden bu kadar grup içinde var olmak zorundayız çok mu korkunç tekil olmak yoksa tekil olamayacak kadar alt yapıda mı bir sıkıntı var.
Demokrasi özgürlük gibi kavramlar hiç bir zaman tek yol ilerlemez. Bize özgürlük ve demokrasi varda diğerine olmasın mı? Kimin neyi bilip bilmediğini bilmeden, kimin vizyonunu keşfetmeden, ben daha çok bilirim demek de ne demek?
17 yaşında Sabah gazetesine okuyucu yazarlar köşesi yapmışlardı da oraya bir yazı yazmıştım. O dönemde para da veriyorlardı yazınınız yayınlanırsa. Eve yayınlanan yazım için bedelini gönderdiler. Aradan 22 yıl geçti. Durum aynı hep aynı. Bana dokunmayan bin yıl yaşasın dersek bu millet adam olmaz demiştim kısaca.
Şimdi bu lafa hep bir ağızdan bağırıyor grup ' Sen ne demek istedin bize adam değil misiniz dedin' Sonra ayrılıyoruz ikiye adamız diyenler ve demeyenler...
Alaylı sanatçılar, okullu sanatçılar; solcular ve sağcılar; Köylüler ve İstanbullular; Batılılar ve Klasik Türkler; Kürtler ve Türkler, vs vs.
Asıl işin özü nerede …in de çünkü o iki kere rafine uçuruyor. Kaygan zeminde dans edebilenler hafif hafif, uçuyor anlayacağınız.
Yani siz söylerde onlar dinlerse iyi, ama onlar söylemeye başlarsa kötü. Siz yazarsanız iyi de onlar yazarsa çek git mi işin çözüm yolu.
Çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış diyordu babaannem bizim mahallenin muhtarı için. Bu özlü sözün kabul gören batılı halini bilmediğim için bu tabiri kullanıyorum bende mevki sahibi olupta adam olamamış birilerinden biri olarak. Hak ve özgürlük diye bağıranların bir gün işin başına geçtiğinde ne garip ki hala birileri hak ve özgürlük diye bağırıyordu.
Yani bu bizde böyle de başka yerde farklı mı? Hayır. Eeee o zaman ne konuşuyorsun demeyin. Çünkü bu bizim için çok daha fazla zarar açıyorda ondan. Medeni dediğimiz ülkelerde bu tip ayrılıklar can yakmıyor tren
In conclusion yani sonuç olarak yani gelelim sonuca dinlemeyi bilmemiz ŞART. Kendimiz için isteyeceklerimizi başkaları içinde dilememiz ve yapmamız şart, karşımızdakinin kim olduğu ile değil canlı olduğu ile ilgilenmemiz şart. Demokrasi evde başlar. Çocuğunuza, köpeğinize, yaşlınızda hatta bahçede duran çiçeğinize yaşamsal haklar adına saygı duyuyor isenız işte olması gereken bu. Havuzunu gölgeliyor diye 60 senelik ağaç kesen el, rahatsız ediyor diye bir sokak köpeğini zehirleyen vicdan, Hayvan seviyorum diye sokak köpeklerini karşı komşusunun kapısının önünde besleyen ve onları oraya toplayan bencil zihniyet, komşusuna, çocuğuna, annesine ve onların yaşamsal haklarına saygı ile eğilmeyen ve hatta birbirlerinin yaşamlarını eleştirecek kadar bol zamanı olan insanlar hayatımızı olduğundan daha zor hale getirmiyor mu?
Biribirimizi sonuna dek iyice dinleyelim,
Hiçbirimizin birbirinden üstün olmadığına dair kendimizi ikna edelim,
Birbirimizin yaşam alanlarına girmeyelim,
Bardağın dolu olan kısmı ile ilgilenelim boş olan kısmı zaten boş,
Bir gruba üye olmak için değil doğru olanlar onlar olduğu için olalım,
Her konuyu enlemesine derinlemesine geniş bir perspektiften düşünelim
Alkışlayan değil alkışlanılan olmaya çalışalım
Ayırıcı ve yıkıcı değil destekleyici olalım keza ayırmak ve bölmek en kolayı,
Kendimiz için istediklerimizi başkaları için de isteyelim,
Eleştirilerimiz yapıcı ise eleştirelim
Haddimizi hep bilelim
Ve hep dinleyeyim, okumaktan ve yazmaktan daha ehvendir dinlemek...