- Kategori
- Siyaset
Bu “Dil” Gönül yaralıyor!

alıntıdır
“İspatlayamayan şerefsizdir”
“Diktatör bozuntusu”
“Böyle söyleyen alçaktır”
“Siz kimsiniz”
“Vatan haini”
“Cahil – Tiksinti verici”
“Ahlaksız – lümpen”
“Ruhu kirlenmiş – Mandacı ortağı”
Örnekleri çoğaltmak mümkün…
Yukarıdaki söylemler size tanıdık geliyor mu?
Kendimi bildim bileli yöneticilerimizin kullandığı dil aşağı – yukarı böyle. Ne yazık ki giderek ağırlaştığını da üzülerek izlemekteyiz.
Türkiye’yi zora sokan, yönetilemez duruma getiren, insanları bölen, aralarında düşmanlık yaratan en önemli etmenlerden biri de yöneticilerimizin kullandığı dildir.
Bu “dil” gücün dilidir.
Bu “dil” kibrin dilidir.
Bu “dil” insanı itibarsızlaştıran dildir.
Bu “dil” ötekileştiren dildir.
Bu “dil” amaç olanı araçlaştıran dildir.
Bu “dil” yangına körükle gidenin, ateşe benzin dökenin dilidir.
Bu “dil kendi aşını pişirebilmek için komşusunun evini çekinmeden yakabilenin dilidir.
Bu “dil” nefretin dilidir.
Ve bu “DİL” ne Alparslan’ın, ne Şeyh Edebali’nin, ne Osman Gazi’nin ne de Mustafa Kemal Atatürk’ün dilidir.
Bu “dil” siyasetin dilidir.
Ülkemizde yaşayan, tüm etnik grupların, mezhepsel grupların hepsinin değeri aynıdır. Düşüncesi ne olursa olsun, size oy versin vermesin herkesin yöneticisisiniz. Unutmayın ki bir fabrikanın sahibiyle, bekçisinin onuru aynıdır. Birinin diğerine üstünlüğü kabul edilemez. Allah katında tüm insanlar eşittir.
Saygıdeğer yöneticiler, sizler kullandığınız dile çok ama çok dikkat etmek zorundasınız.
İç kargaşa dediğin en ufak bir kıvılcıma bakar.
Böyle bir karışıklığın kazananı olur mu hiç!
Yunus Emre ne güzel söylemiş, gelin hep beraber bu sözlere kulak verelim.
“SÖZ OLA KESTİRE BAŞI
SÖZ OLA KESE SAVAŞI
SÖZ OLA ZEHİRLER AŞI
YAĞ İLE BAL EDE BİR SÖZ”