- Kategori
- İnternet
Bu Blog'lar da "iftira merkezi" olacaksa kapansın gitsin!
Kıyametin alametlerinden biri de yazarların çoğalmasıymış... Bu hadisi okuduğumda aklıma hemen bugün adına "sosyal medya" denilen ve çoğu zaman yalan fitne merkezi olarak kullanılan alan gelmişti.
Gerçekten de, internet teknolojisi bir anda herkesi yazar yapmıştı... Bunun, yazmak için mecra bulamayan gerçek yazarlar için bir fırsat olması yanısıra yukarda dediğim gibi, aynı zamanda "sen çamuru at tutmazsa izi kalır" merkezi olmasıdır.
Milliyet Blog'ta yıllarca yazıyoruz... Dolayısıyla çoğumuz bir birimizi tanır olduk... Siyasi görüşlerimiz farklı, düşünüş ve inanış biçimlerimiz de farklı... Zaman zaman çatışıyor, zaman atışıyoruz, bu da işin doğasında var... Ancak, bu alan, hangi amaçla olursa olsun, sıradan bir "sosyal medya" alanı haline getirilmemeli..
Burada yazan insanlar, facebook gibi twetir gibi boş boğazlığın gırla gittiği yerlerdeki cahil, kendini bilmezler gibi, temelsiz laflar etmemeli... Siyasi görüşleri uymasa da insanlar yalan ve iftira atmamalı...
Bunları, Blog yazarlarından Sayın Erol Işık'ın yazdığı "Başörtüsü namusumuzdur..." başlıklı yazıda kullandığı, sosyal medya capsları üzerin yazdım...Erol Beyin yazısı şu:
http://blog.milliyet.com.tr/turban-namusumuzdur/Blog/?BlogNo=526569
Sayın Işık'ın orada kullandığı haber ve söylendiği iddia edilen sözleri Google üzerinden araştırdım...Sonuçta sunlar çıktı:
Ensar Vakfında yaşanan iğrençlik ile ilgil olarak başörtülü bir hanım olan Aile Bakanı Sayın Ramazanoğlu, “Buna bir kere rastlanmış olması, hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz” demiş.
Yani, bir kişinin yaptığı hatadan dolayı bütün bir kurum suçlanamaz diyor Sayın Bakan... Peki, bu yanlış mı?... Ben ömrümü Milli Eğitim sahasında geçirdim..Oralarda da böyle çirkinlikler olduğunu biliyorum... O zaman bütün okullarımızı kapatmalı mıyız?
Kaldı ki, Sayın Bakan ve Bakanlığı yaptığı açıklamada şunları da söylüyor:
“Bakanlık hukuki sürecin başından itibaren büyük bir hassasiyetle konuyu takip edip, bu aşağılık olayın failinin en ağır şekilde cezalandırılması için davaya müdahil olmuştur.
“Sayın Bakan ve Bakanlığın, bu ve benzer tüm olaylara yaklaşımı mağdurların kişilik haklarının korunması, suçluların da en ağır şekilde cezalandırılması şeklindedir.
Başbakan Davutoğlu da; "O aşağılık mahluk bir daha gün yüzü görmeyecek" diyerek, Hükumetin konuyla ilgili tutumunu ortaya koydu.
İkincisi ise başörtülü yazarlardan Hilal Kaplan'ın söylediği iddia edilen sözler...Bunları da aradam... Sadece, Sayın Işık'ın aldığı kaynağı buldum... O da Cumhuriyet com. da yazan yine bir kadın yazarın, miş'li geçmişli ifadelerle ortaya koyduğu iddiadan ibaret... Cumhuriyet'te yazan Işıl Özgentürk adlı kadın yazar, nerde nasıl söylendiğini ifade etmeksizin Hilal Kaplan, böyle demiş, şeklinde yazıyor...
Ne var ki, bu kadarı bile,Sayın Işık'ı ya da onun kendisine kaynak edindiği müfteriyi kesmediği için, bu sözün devamına Cumhuriyet yazarında olmayan şu cümle de ilave edilmiş: "Allahın izniyle AKP bunu da çözecek".. Böylece işe asıl amaç olan siyasi iktidarı vurma iftirası da katılarak yalana tüy dikilmiş oluyor.
Sibel Üresin adlı başörtülü hanımın Erol Işık'ın capsını koyduğu sözleri söylediğine dair bir link ise bulamadım...B öyle şeyler söylenmemiş.. Sadece bulduğum 2012 yılında Seda Sayan'ın programındaki açıklamaları...
Buna göre, şarkıcılak yaparak para kazanan bir kadın kendisine bu kazancın helal olup olmadığını soruyor çünkü bundan vicdan azabı duyduğunu ifade ediyor... Bu kadına cevaben Sibel Üresin, kendisinin din alimi olmadığını bu yüzden haram mı değil mi bir şey diyemeyeceğini ancak vicdanen rahatsız olduğuna göre bu işi bırakmasını söylüyor ve Allah size başka rızık kapıları açar, diye tavsiye de bulunuyor...Videoyu, şuradan izleyebilirsiniz (özellikle 3.10 dk.dan itibaren)
https://www.youtube.com/watch?v=ONDwiYIkeeA
Anlaşılan o ki, Sibel Üresin adlı başörtülü hanımın bu sözleri, başörtüsü altında İslam düşmanlığı yapanlar tarafından Erol Bey'in kullandığı hale getirilmiş... Erol Bey de bunu burada kullanarak "siyaset" yapmış... Buna siyaset diyorum, başka bir şey demek istemiyorum.
Yeni Şafak'ın başörtülü yazarı Özlem Albayrak'ın Ensar Vakfı üzerinden yapılan siyasi linç girişimi için şunları yazmış:
"...dolayısıyla, pedofili AK Parti'yle, Ensar Vakfı'yla ya da dindarlarla yaşıt ya da sadece Türkiye'de rastlanan bir suç değil; ama bazıları öyleymiş gibi yapıyorlar. Hatta neredeyse pedofiliyi hükümet devirmek, Cumhurbaşkanı karalamak için bir araca dönüştürdüler" ...."Derdinizin çocuk istismarını önlemek değil, dindarları dövmek olduğu bal gibi ortada, çünkü Nesin Vakfı'ndaki istismar iddiaları karşısında kulağınızın üstüne yatıyor, Ensar'la ilgili iddiaları bırakın eleştirmeyi, hükümetle ilişkilendirerek dünya gündemine taşımaya çalışıyorsunuz. Sahiden acınacak haldesiniz…"
Bu cümleler de Erol Beyin yazısında sanki yazar Pedofili'yi onaylıyormuş gibi yansıtılmış... Yani el insaf, el vicdan!!
Reza Zarrapla ilgili yazıma yazdığı yorumda Erol bey, benim rüşvet üzerine bir yazı yazmamı istemiş... Aslında rüşvetten önce, masum insanlara ve namuslu kadınlara atılan "iftira" üzerine yazmam gerekecek...
Ama sanırım şu ayetler bile meselenin vehametini anlamaya yeter: Birincisi iftira ile ilgili ilgili:
Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlardır. İşte onlar, yalancıların tâ kendileridir.) [Nahl 105]
İkinci ayet ise, namuslu kadınlara atılan iftira ile ilgili ve cezası gerçekten ürkütücü:
"Namuslu, iffetli mümin kadınlara iftira atanlar dünya ve ahirette lanetliktir. Onlar için çok büyük bir azap vardır .Kendi dilleri, elleri va ayakları yapmış olduklarına şahitlik edeceği gün, onlar büyük azaba uğrayacaktır" Nur23-24
Erol Bey burada zaman zaman "hoca" ile sohbet yazıları yazar ve Cuma hutbeleri yayınlar... Yani, şu ayetlerden ve buraya almadığım başka ayet ve hadislerden haberi vardır... O halde, aslını araştırmadan, doğruluğu hakkında sağlam kanaat edinmeden yazılan yazıların da iftira olduğunu bilmesi gerekir.
Biz Blog yazarıyız... Medya dünyasının çirkinlikleri bize bulaşmamalı... Ne yaptığımız işten maddi kazancımız var, ne siyaset'ten makam mevki beklentimiz var... O halde, birileri adına böyle günahlara saplanmak büyük ziyandır.
Bu yüzden diyorum ki, eğer bu Blog siteleri de iftira merkezi olacaksa kapansın gitsin!
"Emr-i bil-maruf nehy-i anil münker" (ne olduğunu Erol bey bilir) bağlamında bunu yazmak istedim.
Allah affetsin!