- Kategori
- Güncel
Bu cinayete 'Şeytanın Avukat'lığını yaptım

Celâlettin Cerrah'tan Münevver'in babasına suç duyurusu !
3 Mart 2009/ 4 Eylül 2009 Münevver Karabulut cinayetinin üzerinden dolu dolu 181 gün geçmiş. Emniyet Teşkilâtında önemli değişiklikler olmuş, medya hadiseyi sahiplenmiş, birileri bu vahim olaydan rant elde etme yolunu seçmiş, belgeler ve bulgulara her gün bir yenisi eklenmiş ama Cem Garipoğlu bir türlü bulunamamış (!).
Bu cinayeti taa en başından beri herkes gibi takip ediyorum. Yaşadığımız ülke gerçeklerinden yola çıktığımda da geçen süreç içerisinde bulunamayışına şaşırmıyorum! Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu yıllar önce sanatçı Sevim Tanürek’e çarparak öldürdü. Ehliyetsizdi. Serbest kaldı. Bu ve buna benzer olayların çok yaşandığı ülkemizde Karabulut ailesinin çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Tüm medya ve kamu oyu arkalarında… Evlât acısını Allah hiç kimseye göstermesin.. Münevver geri gelmese bile hunharca işlenen cinayet ‘örtbas edilmeyip’ olayın üzerine gidiliyor…
Cem Garipoğlu’nu ailesi saklıyor. Bir anne hiçbir zaman çocuğuna kıyamaz. Katil bile olsa…
Yataklık etmekten ceza alacaklarını bildikleri için de Cem’i teslim etmiyorlar. Şu an şeytanın avukatlığını yapıyorum. Özellikle anneannesinin “Çok üzerine gidiyorsunuz. O daha çocuk. Adam öldüren bir sürü insan var.” sözlerini duyduktan sonra bu düşüncem iyiden iyiye pekişti. Nasıl bir ailedir bu? Sen bir katil için ‘o daha çocuk’ derken, öldürülenin de bir çocuk olduğunu düşünmekten aciz misin? Siz Cem’e kıyamazken o bir başkasının canına kıyarken, sizin bu kafaya yapınızdan kaynaklanan ‘ailem nasıl olsa beni kurtarır’ düşüncesi ile bu cinayeti işlemiş olabilir mi acaba? Çok da haksız sayılmaz 181 gündür arkasındasınız. Bu yaşta bir çocuk parası olmadan ne yer ne içer nasıl yaşar? Hangi arkadaşı saklar? Yine bu yaşta bir çocuğu mafya hangi gerekçelerle ve kimin hatırına korur? Evet o bir çocuk! O bir genç! Şu an ki psikolojisini bilebilmek için doktor olmak gerekmiyor. Bir cinayet işledi. Üstelik sıradan bir cinayet de değil. Testere ile kesti… Olayın şokunu atlatamadan özgürce yaşam hakkı onu korumak adına elinden alındı. Kaçıyor, saklanıyor, çevresindeki herkese şüphe ile bakıyor! Bu cinayeti işleyebilecek psikolojideki bir erişkinin, şu an ki ruh halini düşünmek bile istemiyorum…
Cem’in yerinde olsam teslim olurum! Ailem dediği insanların, onu değil kendilerini düşündükleri apaçık ortada. Teslim olduğu noktada ömür boyu vicdan azabı çekmekten kurtulacak, hatasının bedelini ödemenin huzurunu hissedecek, belki de hayatında ilk kez özgür iradesi ile kendisi için bir şey yapmış olacak. Tedavi olacak… Cem’in hayatında teslim olsa da, saklansa da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak… Karabulut ailesinde olmayacağı gibi…
Garipoğlu ailesi ekonomik açıdan güçlü bir aile. Biyolojik anne-baba, aile olmanın bir anlam ifade etmediğini bu olayda gördük. 19 yaşında bir evlâdınız var, cinayet işleyecek kadar gözü dönmüş bir ruh hastası! Siz bunu fark etmemişseniz zaten sözün bittiği yer demektir. Nitekim de öyle oldu …
Garipoğlu ailesi Cem’i teslim etmeli. Saklasalar da saklamasalar da kamu vicdanında aklanamazlar. Bir anne-baba bu yaşta bir çocuğun her davranışının tek sorumlusudur! Rol model olanların basın açıklamaları ve en son 3 milyon Avro’luk ‘kan parası‘ adı altındaki bana göre rüşvet, Süreyya Karabulut’u çıldırttıktan sonra kurulan bir komplo diye düşünüyorum.
Gaziantep’te yerel gazetecilik yapan Cemil Baran, Hayyam Garipoğlu ile Süreyya Karabulut arasında aracılık yapıyor. İkili arasındaki tüm görüşmeleri gizli kameraya kaydediyor. Hayyam Garipoğlu bunu öğrenince Cemil Baran’a zor günler yaşatıyor ! (Kan parasının gizli kalmasını neden ister ki?) Süreyya Karabulut üç şart ileri sürüyor.
1- Cem teslim edilecek.
2- Münevver adına okul veya hastane yaptırılacak,
3- Süreyya Karabulut'un Balat'taki hesabına 3 milyon Euro ödenecek.
Bu şartlar yerine getirilirse eylem yapmayacağını söyler.
(http://haber.mynet.com/ ) Bu gayet normal. İlk şartı Cem’in teslim edilmesi olan bir talepte hiçbir art niyet kabul etmiyorum. Ancak karşı tarafın, Cem’i teslim etmeden, acıyı parayla satın alma cüreti vicdana sığmayacak bir davranış!
Süreyya Karabulut’u şu an medya kullanıyor olsa bile, yaşanılan süreç içerisinde çok büyük destek verdi. Bu bir kamu göreviydi. Özünde acı bir kayıp söz konusu olduğundan, acıyı yaşayan tarafın, sürekli gündemde olmanın sonucunda ödeyeceği bir bedel vardı. Kanımca Süreyya Karabulut şu an onu ödüyor… Tükenmiş bir baba!
Yukarıda da belirttiğim gibi ‘Şeytanın Avukatlığı’nı yaptım. Çember daraldı ve gerçekler çok yakında ortaya çıkacak. Bekliyoruz…
4.Eylül.2009