​ Bu fotoğraf kimin eseri? / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '11

 
Kategori
Haber
 

Bu fotoğraf kimin eseri?

Bu fotoğraf kimin eseri?
 

Akşamında 5 polis, 3 vatandaş, sabahında 26 asker şehit edildi. Toplam 34 şehit...

Şehitlik haberini götüren jandarma aracını bahçesinde gören anne, yüreğine düşen tarifsiz acı ile kendini dışarı attı. Daha "oğlun şehit oldu" haberini duymasına fırsat kalmadan, bacakları titredi, yüreğindeki ateş boğazını düğümledi ve gözlerine inen karanlık perde ile yere yığıldı...

Baba merdivenlerde şaşkınca bakıyor, aklına gelen şeyin olmadığına beynini inandırmak istiyordu. Karısının çığlıklarını ve yere yığılışını görmüş, her şeyin bir kabus olması için dua ediyordu. Haykırmak istiyor, fakat ağzını açamıyordu. Yutkunmak istiyor, yutamıyordu. Onun da gözleri karardı ve bacaklarındaki can çekildi. O da merdivenlerden aşağı düşüverdi...

İşte bu anne ve baba, anne baba olmayanın hiçbir zaman anlayamayacağı ve hayatta hiç bir zaman yaşamak istemeyecekleri bir acıyı yaşıyordu...

Evlat acısı...

Hem de bu acı, onlar gibi 30 ailenin daha ocağına yangın gibi inmişti...

Çaresizce, ellerinde hiçbir şey gelmeden, dolu gözler, yangın yürekler ile sadece bakıyorlardı...

Peki bu fotoğraf kimin eseri?

İnsaflıca, vicdanlıca, hakkaniyetle, tarafsızca ve korkusuzca sorun bu soruyu kendinize...

Bu fotoğraf kimin eseri?

Cevabını ben vereyim size; Sizin, bizim, senin, benim, onların, daha doğrusu hepimizin eseri...

Haburda teröriste kahraman şovunu yaptırırken birileri; bu rezalete tepki göstermeyenlerin,

Her PKK saldırısını bir şekilde Ergenekona bağlayarak, PKK'yı aklarken birileri; izleyenlerin,

Hemen her gün Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine yazılar yazıp, televizyonlarda nutuk atarken, PKK eylemlerinin tamamında TSK'yı beceriksizlikle suçlarken, hatta TSK helikopterlerinin ve uçaklarının kendi askerini vurduğu haberini futursuz ve ahlaksızca yaparken birileri; hesap sormayanların,

Çoğu inandırıcılığını kaybetmiş belgeler ve hukuki realitesini yitirmiş iddaalar ile, komutanlarının %10'u tutuklanırken TSK'nın; takipçisi olmayanların,

Açılım saçlılımlar adı ile Kürt-Türk ayrışması körüklenirken, PKK sanki tüm Kürtlerin temsilcisi imiş gibi salınmalar yapılırken; konuşmayanların,

Gazete köşelerinde ve Televizyonlarda, hemen hergün Kürt kelimesi ile yatıp, Kürt kelimesi ile kalkarken birileri; bu ülkede sanki sadece Kürtler varmış gibi yanıtsız bırakanların,

Atatürk ismini, devletin tüm benliğinden silip, artık son aşama olan Anayasa'dan da Atatürk ve Türk izlerini yok etmek isterken birileri; onlara alet olanların,

Özgürlük, demokrasi naralarıyla, federatif devlet yapısı kurma propagandasını hergün bağırırken birileri; dizi izleyenlerin,

İktidar yalakalığını kanıksayıp, yandaş bantları takarak, ülkemdeki her yolsuzluğu, hukuksuzluğu ve haksızlığı saklarken birileri; köşesine sinip sessiz kalanların,

Diyarbakır'da özerklik ilan edip, polisine tokat, askerine taş atarken, bu Devletin kanunlarını tanımadıklarını, vergi vermeyeceklerini ilan ederken birileri; soruşturma dahi açmayanların,

Terörün bitmesi için kanlı Apo'dan medet uman ve gizli saklı köşelerde Devlet adına PKK'lı teröristlerle masa başında çay kahve muhabbeti yapan, hangi validen rahatsızsanız görevden alırız, önderliğe mesajınızı ileteceğiz derken birileri; bunu normal görenlerin,

Ülkemiz büyük bir hızla, ABD ve İsrail tandanslı Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölünme yolunda ilerlerken; tekrar Osmanlı olacağımız masalına inanların,

Benim paramı ABD ile kendi ülkesine karşı savaşanlara bavullarla taşırken, memleket memleket gezip sefa sürerek, cari açığı yine benim cebimden zamlarla çıkartırken birileri; kuzu gibi sessiz kalanların,

Her şeyden önemlisi, demokrasi sandığına gelince, ülkenin siyasal yönetimini belirleyen tüm bu milletin eserdir...

Evet biz Türk Milletinin eseridir...

Şunu bilelim ki, bu olay ilk şehitlerimiz değildir. Son da olmayacaktır. Bugün hep bir ağızdan terör kınanacak, operasyonlar genişletilerek sürecek, hesap sorulacağı ilan edilecektir. Tıpkı "mübarek" Ramazan ayı sonrasına bırakıldığı gibi. Ve bizler, çok değil 1 hafta içinde unutup gideceğiz bunları...

İsrailli bir askeri kurtarmak için yaptığımız mücadele ile övünecek, "kahraman" Filistinli konuklarımızı ağırlayacağız. Tabi PKK kamplarına da havadan sortiler atacağız. Ama yine unutacağız... 

Ülkem tekrar Anayasa'ya kitlenecek. Bakın Sayın Başbakan, bu eylemi Anayasa değişikliğine bağladı bile. Meclis Başkanı da keza. Yarın yandaş basın tüm gücüyle TSK'ya yüklenecek. Beceriksizliğinden, ihmallerinden bahsedecek. Hatta bizim uçaklar bile vurdu diyebilir, hiç şaşırmam. Zira yapmadıkları şey değil. İş Anayasa'ya tekrar dönecek, çünkü BOP'un son aşaması tamamlanmalı...

Peki biz mi ne yapacağız? Uyuyacağız. Bugün sinirlenip, yarın unutacağız. Müslümanlıktan dem vurulunca, kendimizi kaybedeceğiz. Başbakanın her lafına alkış kopartacağız. Medyanın tüm köşelerinden, AKP, Kürt hakları, demokrasi, Atatürk Cumhuriyetinin misyon bitişi nutukları atacağız...

Peki ben mi ne yapacağım? Doğru bildiğimden şaşmayacağım. Gücüm yettiğince unutulanları hatırlatacağım. Bu ülkenin ABD-İsrail talepleri ile dönüştürülmesine karşı mücadele edeceğim. Yalakalık yapmayıp, yalakaların yüzüne vuracağım. 

Uzun lafın kısası;

"İşte bu ahval ve şerait içerisinde dahi vazifem, Türk istiklal ve cumhuriyetini ilel ebet muhafaza ve müdaafa etmektir. Muhtaç olduğum kudret, damarlarımdaki asil kanda mevcuttur."

Murat Yazmacı

19 Ekim 2011

 
Toplam blog
: 109
: 1269
Kayıt tarihi
: 07.07.06
 
 

Yorum yapmaktan ve metin yazmaktan zevk alıyorum. Her insanın yorum yapması kişisel görüşlerini beli..