- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Bu halk sizin halkınız, halkınıza eziyet etmeyin...

Cep telefonlarının, ceplerimizde yeni yeni yuva yapmaya başladığı günleri hatırlayalım hep beraber… Her kırmızı ışıkta ferma modunda bir memur. Her cadde girişinde yolun ortasında eli telsizli bir gözcü. Çevre yolları ve bağlantı yollarında, güvercini arayan şahin edası ile araçların arasında sinsi sinsi slalom yapan motorsikletli ekipler…
Aracınızı kullanırken çalan telefona bir “ alo ” demek için veya “ şu anda araç kullanıyorum, ben seni daha sonra ararım ” diyebilmek için ödediğimiz paraları hatırlayan var mı? Hepsi son kuruşuna kadar helal olsun, Devlet baba sağ olsun... Yasak idi, alo dedik, büyük suç işledik, parasını da ödedik.
Geçen zaman içerisinde kanunun değiştiğini duymadım. Araştırdım, o gün yasa neyse bu gün de o. Çok merak ediyorum, o günden bu güne ne değişti?
Her özel araç şoförünün eli kulağında cep telefon görüşmesi yapıyor. Her minibüs şoförü, her taksi şoförü. Daha ilginci her ekip otosu şoförünün eli kulağında cep telefonu görüşmesi yapıyor.
Bir eli ile motorsikletini sürerken diğer eli ile cebinden telefonunu çıkartarak konuşabilen Yunus’larımızı gönülden tebrik ediyorum. Onlar aç kalmazlar. Her sirk onlara iş verir.
Kanunlarımızı moda edası ile uygulaya koyarak günü geldiğinde onları görmemezlikten gelebilen T.C. Emniyet Müdürlüğü, Trafik Şube Müdürlüğü yetkililerine sormak isterim. O günden bu güne ne değişti?
Araçlarını sürerken telefonla konuşanlara ceza keselim modası ve emniyet kemeri takmayanlara ceza keselim modası güncelliğini yitirdi. Şimdi, “artık araçlar seyir halinde iken durdurup ehliyet sorulmayacak” beyanlarına inat olsun tarzında uygulanmaya başlanan çevirmeler ve aramalar modası var. Yetmiyormuş gibi birde kimlikler toplanıp GBT listesinden kontrol ediliyor, sonra teker teker geri dağıtılıyor. Çoğu zaman görevli memur, yaptığı eziyetin tüm farkındalığı ile kimliği uzatırken “Kusura bakmayın efendim. Vazife işte” sözleri ile vatandaşın yüzünde asılı duran memnuniyetsizlik ifadesini değiştirmeye gayret ediyor. Sonuçta, yirmi dakikalık zaman birdaha geri gelmemek üzere geçmiş zamana karışıyor…
Sabah işe gidiş saatlerinde ve akşam eve dönüş saatlerinde itina ile organize edilen bu uygulamarın ne tür bir halk düşmanı tarafından düzenlendiğini merak ediyorum.
İstanbul trafiğinde bir yolcunun 20 dakikasını cebren elinden alan uygulamanın mimarına sesleniyorum. Bu halk sizin halkınız, halkınıza eziyet etmeyin... İmkanlarınızı halkınızın refahı istikametinde kullanın. Böyle bir uygulamaya izin vermekle kendinizi halka hizmet etmiş saymayın…