​ Bu kaçıncı Dağlıca baskını?... Neden hep Dağlıca? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '15

 
Kategori
Güncel
 

Bu kaçıncı Dağlıca baskını?... Neden hep Dağlıca?

Bu kaçıncı Dağlıca baskını?... Neden hep Dağlıca?
 

Eski karakol, gerçekten bir "kale" gibi olmuş; ama 16 şehit vermemizi engelleyememiş...


DAĞLICA KARKOLU'NUN TAKTİK VE STRATEJİK KONUMU...

Dağlıca karakolu ya da --PKK'yı kıllandırmamak için-- "kalekolu", PKK'nın Kuzey Irak'taki kampları ile Türkiye'deki PKK örgütleri arasındaki, lojistik (personel, araç, gereç, silah ve mühimmat nakli için) irtibatı sağlayan önemli bir yolu kontrol etmek için tesis edilmiş ve sonra da, görevini daha iyi yapmasını için de en son teknolojiyle donatılmıştır...

Eğri oturup doğru konuşmak gerekir... Bu baskında verdiğimiz  şehitlerin vebalini biraz da kendimizde aramamız gerekmiyor mu acaba?

Kale'de görev yapan askerler seçilmiş ve üstün eğitimlidir... Kullanılan araç, gereç ve silahlar en son teknolojinin ürünü; dinleme ve gözetleme cihazları en modernlerinden. Nöbetçiler, etrafı gözlerken baktıkları yeri gündüz gibi görürler... Bu konuda, bilgi sahibi olduğu belli olan bir yetkili, PKK mağaralarının içini ve bir PKK'lının kolundaki saatinin bile  --abarttı mı bilmiyorum-- görülebileceğini söyledi, bir televizyon söyleşisinde...

Nasıl oluyor da, seçkin personelin görev yaptığı, son teknoloji ile donatılmış bu gerçekten "kale" yapımındaki  bu binaya, 100-200 kişilik bir PKK grubu sızma ile yaklaşıyor, vuruyor ve hemen çekiliyor... Hava sisliydi, pusluydu, yağmurluydu; bu mazeret değildir... Asker "mazeret" gösteremez... Aynı hava şartları PKK için de geçerlidir...

x        x        x

Bu kalenin -"kalekol" adından hiç hoşlanmadım-  inşası sırasında PKK'lıların ve onların güdümündeki HDP'nin nasıl "hop oturup hop kalktıklarını" dün gibi hatırlarım... PKK'lılar, kalenin yapımının her anını uzaktan izlediler...

Kalenin inşası bittiğinde, "Artık PKK düşünsün!" şeklinde bir güven duygusu yaratılmak istendi.. .Ama, PKK, "çatışmasız süreçten" yararlanarak Kuzey Irak'taki kamplarından Türkiye'deki terörist gruplarına lojistik akımı, eskisinden daha rahat bir şekilde sürdürdü. 

Bir örnek vereyim... 28 Aralık 2011'de akşam saatlerinde, aldığı bir istihbarat ile Hava Kuvvetleri, Şırnak-Uludere ilçesi yakınlarındaki bir "kaçakçı grubuna" hava operasyonu yaptı ve 34 Kürt kökenli vatandaş(!?) öldürüldü...

Bu olay, o kadar abartıldı ki, malum bir gazete "Devlet halkını bombalıyor" diye manşet attı. Başta HDP olmak üzere muhalefet partileri ve grupları devlete veryansın ettiler... Öldürülenler "mazot kaçakçısıymış(!?)" --sanki mazot kaçakçılığı masum bir işmiş gibi-- diyerek, olayı saptırdılar... Onların, "mazot kaçakçısı" olduğuna beni kimse inandıramaz... Onlar, Kuzey Irak'tan Türkiye'deki PKK gruplarına "lojistik akım" sağlayan PKK'lılar ve onlara paravanlık yapan yöre halkından PKK yandaşı köylülerdi.

x      x      x

6 Eylül Dağlıca baskınından sonra, PKK'nın yaptıkları eylemlerin, "barış sürecinden" yararlanarak yurtiçinde "araç, silah, gereç ve mühimmat" yığdığı söylenmeye başladı... Acaba, köşelerinde bu konuda ahkam kesen köşe yazarları, muhalefet sözcüleri madem ki bunu biliyorlardı, neden başlangıçta söylemediler ve yazmadılar da şimdi söylüyorlar? Hükümeti ve de devletin bu konuda gaflet içinde olduğunu görüp neden zamanında uyarılar yapmadılar? Yoksa böyle bir şey mi beklediler?

Yurtiçinde bu kadar silah, araç, gereç ve mühimmat gökten zembille mi indi; yoksa, bunları saklandıkları yere görünmez bir el mi yerleştirdi... Bu çok bilenler, Uludere olayında, Hava operasyonu ile öldürülen, sözüm onan "mazot kaçakçılarının" bunlardan olmadığını nereden biliyorlardı?

x        x        x

Dağlıca -- önce karakoluna sonra da--  kalesine ilk önemli PKK saldırısı, 21 Ekim 2007'de yapıldı ve 12 şehit verdik; ikinci saldırıyı 19 Haziran 2012'de yaşadık ve 8 şehit verdik; sonuncusunu da 6 Eylül 2015'de gördük ve 16 şehit verdik... Bu bloğu yazarken, 10 polisimizin şehit edilmesi de, üzüntümüze üzüntü kattı; acımız katmerlendi...

Yani, bir baraka halinden sağlam bir kaleye dönüştürdüğümüz ve güçlendirdiğimiz; yukarıda değindiğim gibi "Artık PKK düşünsün" dediğimiz bu "kaleye rağmen", PKK'nın  bir kez daha baskınına maruz kaldı ve verdiğimiz şehit sayısı arttı...

Bu iste bir yanlışlık yok mu?

NOT : Şu anda( 8 Eylül 2015, saat: 17.25

HEPİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN...

cdenizkent

 
Toplam blog
: 979
: 1425
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..