​ Bu kadarına / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '10

 
Kategori
Deneme
 

Bu kadarına


Bu kadarına da pes doğrusu!

Dayımdan duyduğum yıllar öncesi yaşanan bir anıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. Kış gecelerinin birinde köy kahvehanesinin önüne bir minibüs yanaşır. İçinden bir takım insanlar iner. Bunlardan bazıları gözlerindeki siyah gözlüklerinden anlaşılacağı gibi görme engellidir. Gelenler selam vererek içeri girince köylüler onların selamlarını alıp buyur ederler. Çaylar kahveler içilir. Gelenlerin sözcüsü olduğu sanılan şahıs köylülere hitaben; " Arkadaşlar biz " ... " Derneğinin üyeleriyiz. Derneğimiz körlere yardım ve himaye amacıyla kurulmuştur. Bizler bu arkadaşlarımızla çeşitli faaliyetler yapıyoruz. Buna uygunda bir çalışma planımız var. Bu akşamki çalışmamızı sizin köyünüzde yapmayı planladık. Allah nasip etti aranızdayız. Müsaade ederseniz sizlere değişik bir akşam yaşatmak ve eğlenceli dakikalar geçirtmek istiyoruz. " der. Köylüler buyurun derler. Kahvehanenin bir bölümünü sahne olarak ayırıp, sandalyeleri karşısına sıralarlar. Sahneye iki sandalye koyup görme engelli olan darbukacı ve bağlamacıyı onlara oturturlar. Solist olan görme engelliyi de onların önüne dikerler. Ses düzeni yoktur. Dinleyenler saz grubunun çalıp söylediği türküleri çok beğenmiş olacaklar ki, hep birlikte onları alkışlarlar. Buraya kadar her şey normaldir. Ama bundan sonra yaşananlar ise affedilecek gibi değildir.

Programın devamında grup sözcüsü alkışlara teşekkür ettikten sonra; " Sayın köylü kardeşlerim! Programımızın en ilginç bölümüne geldik. Şimdi sizlere çok beğeneceğiniz ve sizleri hayretlere düşürecek bir olay yaşatacağız, hazır mısınız? " der. Köylüler hep bir ağızdan " Evet! " diye karşılık verirler. Grup sözcüsü oturmakta olan görme engelli arkadaşlarından birinin elinden tutup sahneye alır. Yine köylülerin hislerine seslenerek; " Sayın köylü kardeşlerim! Bu karşınızda gördüğünüz arkadaşımız mucize kabilinden bir şeyi başarıyor. Bildiğiniz gibi kelimeler ve cümleler harflerden oluşur öyle değil mi? " Dinleyenler hep bir ağızdan " Evet! " derler. Sunucu; " Oysa bu arkadaşıma ben rakamlar söylediğimde o benim hangi kelimeyi sorduğumu anlayıp bana söyleyebiliyor. Denemesi bedava. İsterseniz isimlerinizden giderek birkaç uygulama yapalım ne dersiniz? " dedikten sonra tesadüf bu ya, dayımın yanına gelir. Dayımın kulağına eğilerek fısıltıyla; " Abi adını bağışlar mısın? " diye sorar. Dayım da fısıltıyla " Reşat" der. Sunucu; " Sayın köylüler bu abinin adını ben öğrendim. Sizlerde aynı köyden olduğunuz için zaten biliyorsunuz. Sahnedeki ama arkadaşımız ise onun adını duymadığı ve tanışmadıkları için bilmiyor. Ben ona bazı rakamlar söylediğimde ise, söylediklerimden hareketle abinin adını sizlere söyleyecek. Acaba söyleyebilecek mi? Başlıyorum, bir iki üç beş, bir beş, bir dört altı, bir, iki üç dört beş! " Görme engelli arkadaş kısa bir toparlamanın ardından " Reşat! " der. Kahvehane birden bire alkışlarla çınlar. Hepsi hayretler içindedir. Köylülerden kimi bunu amaların zeki oluşlarına, kimi onların altıncı hislerine, kimi de yaradanın hikmetine bağlar. Bir kaç uygulama ile şovlarını sürdürürler. Tabii ki ardından pamuk eller cebe. Bahşişler toplanır. Grup gerçeği açıklamadan köyden ayrılır.

Görme engellilerin eğitimi için yıllarca uğraş vermiş biri olarak dayımdan bu olayı duyduğumda çok ama çok sinirlenmiştim. Halkımızın cehaletinden nemalanan istismarcılara verdim veriştirdim. Bazılarının gittikleri yerlerde para toplamak için Körler Okulu' na yardım ediyoruz yalanlarını da duyuyorduk. Bu duyduğum tuzu biberi olmuştu. Konuya vakıf olmayan arkadaşlar şu ana kadar anlattıklarımdan neye kızdığımı, neden " Bu kadarına da pes! " diye yazıma başlık attığıma anlam verememiş olabilirler. Bunu da yeri gelmişken açıklayayım:

Arkadaşlar, görme engellilerin eğitim öğretimlerindeki kullandıkları alfabenin adı Brail alfabesidir. Bu alfabedeki harfler tavla zarında yer alan şeşin, yani altının değişik kombinasyonlarından oluşmaktadır. Her harfin rakamsal bir karşılığı vardır. Bu anlattıklarımda geçen bir iki üç beş ( r ) harfinin, bir beş ( e ) harfinin, bir dört altı ( ş ) harfinin, bir ( a ) harfinin, iki üç dört beş ise ( t ) harfinin karşılığıdır. Bilmem anlatabildim mi?

Be istismarcılar! Ne olur halkımızı aydınlatın. İşin üç kağıtçılığından vazgeçin. Yine de şovunuzu yapacaksanız yapın. O zaman yaptığınız istismar olmaz .Eğitilmiş bir görme engellinin bu işi nasıl başardığı doğru anlaşılır. Gittiğiniz yerlerde engelli bireyler olup olmadığını da araştırın. Var ise, ailelerine çocuklarını okutmalarını söyleyin. Olumlu örnekler gösterin. Ne kaybedersiniz? Arkadaşlar, bunu en iyi medya başarabilir; ama görüyorsunuz medyamız nelerle uğraşıyor.

 
Toplam blog
: 4
: 1635
Kayıt tarihi
: 15.04.09
 
 

Kuşadası 1954 doğumlu olup Nazilli Öğretmen Okulu mezunuyum. İnebolu'da 5 yıl görev yaptıktan sonra ..