​ Bu ne iş ? / Magazin / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '10

 
Kategori
Magazin
 

Bu ne iş ?

Bu ne iş ?
 

Meg Ryan, filmleriyle ülkemizde tanınıyor ve seviliyor. Seneye İstanbula gelecek olması, tesellimiz


Ah Meg’i ah… Seni bizden koparamayacaklar. Geldiğin moda defilesinde sıkıldın, biliyorum. Millet, aç gözler gibi neredeyse üzerine saldırıyordu. Korktun. Burasını Hollywoud sandın. Sen ki, kırmızı halılarda yürümüş insansın. “ Su bile içemeden” kaçar gibi kendini hava alanına attı, gitti dediler. Vah vah! Buna üzüldük. Şimdi kırmızı halılarda, siyasetçiler bile yürüyor. Pek hükmü kalmadı artık. Ama sen, sinema severlerin gönlünde taht kurmuştun.

Gidişini görmedik. Ama, telâşını gözlemledik.. Ardından edilen lâflara üzüldük. Çöllerin Arap Uşağı İngiliz Lawrens’vari çadırda delik açarak çıkış yapabilmişsin oradan. Lawren'in bıçakla yaptığı gibi, çadırı caaaart diye yırttın da, kimsenin haberi de olmamış. Ne tesadüf. Bilmeyen biri görseydi seni, emekliye emekliye çadırdan kaçışını, “ Yeraltından tünel kazan mahkûm da sanabilirdi.

Halbuki sen, kaldığın Boğaz manzaralı odandan İstanbul’a bakıp bakıp da “ Yazın sıcak havada tekrar gelip, İstanbul’un tadını çıkaracağım” demişsin. Moda defilesinde de, kendini çadırlardan delik açarak, dışarı zor atmışsın.

Bizdeki medya tuhaftır. Seni sevmelerine rağmen, şeflerine alengirli haberler götürmek için, birbirleriyle yarışırlar. Kulak asma sen onlara. Bunlar, her bi şeyi derler ardından. Sakın kanma. Sen iyisi mi, yazın gel. İzmir’e de uğra bir ara. Bizdeki gazeteciler, biraz daha aklı başındadır. Sıkmazlar seni. Sana, çiğdem çıtlatmasını da öğretirler. Erikleri çiçek açtırırız senin için.

Dedim ya, sakın edilen lâflara aldırma ve de üzülme. Az daha diyeceklerdi, “Megi, hava alanına kadar tünel kazıp, uçağın kapısında biten tünelden mi çıktı?” diye!. Bu ne iş? Di mi , Meg Ryan?

Bazıları da, birbirinin kafasını gözünü yararak şöyle de diyebilir. Sakın üzerinde de durma “ Megi, tünel kazdırmamış. Havalandırma deliğinden kaçmış” Hep sizin filmlerde mi olur o deliklerden kaçmak? Burası Türkiye. Daha ne deliklerimiz vardır bizim, aklın almaz bunlara. Zaten, hiç de kafa yorma.

Ah ah, seni o rollere sokan senaryocuya da epey kızmıştık. Bir melek gibiydin sahnede. Koskoca azraili, kendine âşık etmiştin. O ne sıcak bakışlardı öyle? O ne tatlı umutsuzluklardı öyle. O ne sevecen son yolculuk hazırlıklarıydı öyle. Emin ol, o azrai’i, Silivri civarlarına götürüp, boğarak toprağa gömme arzusu, her Türk’ün aklından geçmiştir muhtemelen.

Canımız gibi sevdiğimiz sen Meg’i için, “ Çadırı keserek, dizlerinin üzerinde emekleyerek kaçtı” dedirtemeyiz ardından. Yalnız çok susamışsın, işte ona üzüldük. Bir de hava soğuktu, bunu biliyoruz.

Elma da desek, armut da desek, sen yine çıkıp gel de barışalım.

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..