- Kategori
- Siyaset
Bülbülün ve siyasetçilerin dili
Bülbülün dili belasıdır. En çok da siyasetçilerin belasıdır. Gaf yapan siyasetçiler, yıllar geçse unutulmuyor. Onların söyledikleri bazı sözler, zamanla atasözü gibi değer bile kazanıyor. Günümüze dönecek olursak, Başbakan ya da bir AKP’li gaf niteliğinde bir söz söylediğinde, bu olay olmuyor, bir şekilde hazmediliyor. Örneğin Başbakan Kıbrıs’a nerdeyse “besleme” dedi, “aksırıncaya tıksırıncaya kadar içiyorlar” diye içki içenlere nerdeyse lanet okudu. Kars’taki heykele “ucube” dedi, yıktırmaya kalkıştı. Ne oldu? Birkaç gün yankı yarattı, kimi başbakanı haklı bile buldu, olaylar kapandı. Ama CHP bir şey desin, hemen sündürülüyor, büyük hata olarak sunuluyor. Bunun sebebi, CHP bir laf ortaya atınca bin pişman oluyor, yeterince savunamıyor. Başbakan (= AKP) ise, “ben öyle söyledim kardeşim, ne olacak?” edasında, ne kadar yanlış da olsa söylediğine sahip çıkıyor, beğenmeyenleri pıstırıyor.
Bu hafta Canan Arıtman, sanırım Arap kadınlarının haklarının az olduğundan sözetmek istedi. Başbakan esti, gürledi. “Vay sen Arap kadınlarını nasıl tahkir edersin” diye ve CHP’nin sadece Türkiye’deki kadınların haklarını düşündüğünü ima etti. Başbakan, Türkiye’deki tüm kadınların bile haklarını savunmuyor. Örneğin CHP’li kadınlara “tornadan çıkmış gibiler” diye hakaret etti. Eğer AKP, gerçekten kadınların yaşam tarzına uygun olarak giyinebilmelerini savunuyorsa, lütfen AKP’li bir miletvekili çıksın, Selçuk Üniversitesi İlahiyat profesörüne “ vay sen dekolte giyen kadınları nasıl böyle tahkir edersin“ diye feveran etsin. Son olarak, bence yine de siyasetçiler bir sözü söylemeden önce kırk kere düşünmeliler. Yoksa sonra kara kara “sözüme sahip mi çıksam yoksa inkar mı etsem” diye düşünmek zorunda kalırlar.
17 Şubat 2011 15.00