​ Burnumda kahve kokusu, kulağımda Ünzile / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ocak '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Burnumda kahve kokusu, kulağımda Ünzile

Burnumda kahve kokusu, kulağımda Ünzile
 

alıntıdır


Yazdan beri gitmemiştim Kadıköy’e. Seviyorum orada ki telaşlı havayı. İskelenin hemen dibindeki çay bahçesi üzerini brandalarla kapatmış. Yağmur o kalın brandalara öyle bir vuruyor ki, çıkan ses insanın kulağına bir süre sonra ritmik bir melodi gibi geliyor.

Hep söylediğim saatten erken gelirim şuraya. Yine aynı yerde oturuyorum arkadaşımı beklerken. O sırada da arayanlara dönüyorum tek tek. Semtlerin anısı olur insanın hayatında. Tıpkı insan isimleri gibi semtlerde yoğun duygular yaşatıyor.

Kadıköy yazın başka güzeldi diye geçiyor içimden. O zaman ki, cıvıltı başkaymış meğer.

Derken arkadaşım geliyor ve gideceğimiz yere varmadan önce Türk Kahvesi alıyoruz. Aman Allah’ım! O taze çekilmiş Türk Kahvesi ne güzel kokar öyle. Çantalara birer paket atıp gideceğimiz yere varıyoruz.

Oradaki sohbet uzun zamandır gerçekleşmeyi bekleyen, birikmiş, çoğalmış sözlere dökülmeye kalmış cinsten.

Üç bayanın anlatacakları, kendi hikayeleri, kendi hikayelerindeki görev ve sorumlulukları. Kimisi çalışma hayatından bahsederken, kimisi ev hayatından, ele karışmaktan, eski ile şimdinin ayrımından bahsediyor.

Arkadaşlıklar ortak yönler bulabildiğinde daha güzel. En azından bir iki konuda ortak sonuçlar çıkmalı. Konuşurken evliliğin bir insanın hayatında neleri değiştirdiğini kavrıyorum.

Kendinden taviz vermeyen “ ben” in nelere tavizkâr olması gerektiğini, nelerin değişebileceğini, neleri göze alabileceğimi saptıyorum.

Evde bir sistem oturmaktan bahsediyor evli olan. Aynı çalışma hayatı gibi diye geçiriyorum içimden. Ablamdan da bildiğim gibi. Evdeki sistemin aksamasına evin hanımlarının tahammülü olmuyor pek.

Farklı bir aileye girip, o ailenin bir parçası olmak. Ve zaman içerisinde yeni soy adına alışırken onları da ailen olarak benimsemek.

Kadın olmak misyonunun kızlara henüz çocukken yüklendiğini tartışıyoruz. Güzel tabak taşıyan kızların bu huylarıyla takdir edildiğinden, kemana gidenlerin meziyetli sayılmamasından.

Her kadın biraz Ünzile’nin kaderini yaşar diyoruz sonra. Bu hikayeye örnek o kadar çok gerçek yaşanmışlık anlatıp dinliyoruz ki, bayan olmanın zorlukları dağ olup çoğalıyor önümüzde sanki.

Kız çocuklarının eline küçücükken verilen oyuncak bebeklerin, bir süre sonra gerçek bebeği olduğu toplumun parçaları olarak, doğudan tutunda batıya kadar zihniyetlerin pek değişmediğinden yakınıyoruz.

Sonra ailelerimize, içinde bulunduğumuz durumlara şükür ediyoruz tabii.

Sabahın takip ettiği sohbet ertesi güne uzarken gitme vakti geliyor.

 Tabii bu sürede bana geç dönecek olduğum için hafif sitemli olan birinden mesajlar geliyor.

Dönüşe geçerken çantamda yine o taze çekilmiş kahve kokusu. Bütün keskinliğiyle sinmiş burnuma bana eşlik ediyor sanki.

Aklımdaysa yine o şarkı işte.

Çilesi küçük yaşta başlayan” Ünzile” ler in sesi

 
Toplam blog
: 670
: 1923
Kayıt tarihi
: 19.12.10
 
 

İstanbul doğumlu. Kuantum Yaşam Koçu. EFT, NLP, ETKİLİ İLETİŞİM, BEDEN DİLİ gibi bir çok konuda e..