- Kategori
- Siyaset
Bütün dişleri sağlam canavar; globalleşme

Aslında emperyalistler adına özellikle son 25 yılda büyük gelişmeler sağlanmış olmasına rağmen son büyük saldırı için hala büyük bir eksikleri vardı.
Doğu bloğu parçalanmış, sosyalizmin süngüsü düşmüştü, sadece ideolojik değil ekonomik doktrinler adına da sosyalizm artık bir örnek oluşturamıyordu, öykünecek bir yanı kalmamıştı adeta.
IMF, Dünya Bankası gibi kuruluşlar, geri kalmış ya da kalkınmakta olan ülkelere sözüm ona kalkınmalarında yardımcı olmak bahanesi ile borç veriyor, daha sonrada alacağını bahane ederek o ülkelerin tüm iç işlerine müdahale eder hale geliyordu.
Çok uluslu şirketler, özellikle kirletici nitelikte olan sanayi yatırımlarını geri kalmış ülkelere kaydırıyor, bunu yaparken de istihdam yaratma, vergi ödeme gibi faydaları dokunacağı bahanesi ile akıl almaz teşvikler alarak yoksul ülkelere yerleşiyorlardı.
İnsan hakları, eşitlik, demokrasi, özgürlük, refah, kalkınma gibi gerçekte vermedikleri, sadece mizansenden ibaret söylemleri ile çoktan etkili olmaya başlamışlardı.
Sermayenin küreselleşmesi için büyük adımlar atılmış, hemen her ülkede borsalar kurulmuş ve büyük fonları idare eden para vakıfları bu borsalarda çoktan yüzergezer hale gelmişti zaten. İstedikleri ülkeye çok hızlı bir şekilde borsalar aracılığı ile sermaye kaydırıp, sıcak para desteği sağlayıveriyorlar, istemediklerini ise bu sıcak paralarını bir iki günde geri çekip ekonomik krize sokuveriyorlardı.
Spor müsabakaları spor olmaktan çıkmış, politikacılar özellikle futbolun toplumları uyutmak için müthiş bir enfiye olduğunu çoktan anlamışlardı, öyle ki ekonomik açıdan çok geri kalmış bir ülkenin fertleri futbol ile rahatlıkla uyutuluveriyor hale gelmişti bile…
İşsizlik, sağlık, eğitim sorunları futbolla maskelenebiliyordu artık.
Kültür işgalleri, binlerce yıllık köklü kültüre sahip ülkeleri esir almaya başlamıştı zaten, hem de neyle, hamburger, pizza, kola, kot pantolon gibi basit şeylerle. Artık at sırtında gelin alma, çeyiz sandığı filan güncel deyimle aut olmuş, köy düğünlerinde bile havai fişek atılır hale gelmişti.
Ancak her şeye rağmen hala çok önemli bir eksik vardı, en son ve en büyük emperyalist saldırı için, İLETİŞİM…
Ve bingo işte iletişim çağı başladı. Cep telefonları, Bilgisayarlar, İnternet, Görüntülü - sesli Chat olanağı Çok kanallı özel TV yayınları, Dijital fotoğraf ve video kameralar.
Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Cebinizde fotoğraf çekebilen cep telefonunuz ile daha mı özgürsünüz?
Dünyanın bir diğer ucundaki cinayeti anında öğrenince iletişim adına daha mı mutlusunuz?
Uzaydan balkonunuzda sabah keyfi yaparken okuduğunuz gazeteyi bile görebiliyor olmaları sizi iletişim adına daha mı özgür kılıyor? cep telefonunuz sayesinde her an nerede olduğunuzu bilen birilerinin varlığı ile daha mı huzurlusunuz?
Bir kâğıda mektup yazmayalı kaç sene oldu, bir pulu, bir zarfı en son ne zaman yaladınız, oysa size özeldi, başkası içeriğini bilemezdi.
Şimdi kolayca e-posta atıveriyorsunuz, oh ne güzel değimli… Oysa her attığınız e-posta uydularda en az 10 yıl arşivleniyor ve bir takım koca gözler onları okuyuveriyor. Tele kulaklar, cep telefonunuz ile cebinizde ve evinizde.
Trafik kontrolü, hırsıza karşı filan derken allayıp pullanan kamera sistemleri, birkaç yıl sonra öyle çoğalacak ki dışarı çıktığınız andan itibaren her anınız kayıt altında olacak. Dijital mahpusluk sizi daha özgür mü kılacak?
İletişim = özgürlük değildir, İletişim = esarettir.
Ferdi değil ama topyekûn sonuçları açısından bu böyledir.
Ve son büyük emperyalist saldırı işte bu dijital devrim ve iletişim atağı ile eksiğini tamamladı, insanları uyutma adına büyük illüzyonlar; TV’ler, cep telefonları, internet, çanak antenler ile anında sizi esir alıveriyor. Sömürü düzeninin devamı için akıllarına gelen her yeni ve çarpıcı fikri anında üzerinizde deneme fırsatını bulmuş oldular böylece.
Adı ne bunun? Globalleşme
Hayırlı olsun…
Artık limanlarınız, madenleriniz, ağır sanayiniz, hava meydanlarınız, nehirleriniz, ormanlarınız özelleşiveriyor globalleşmek adına, Karşı çıkan?
Karşı çıkana ise yaşam şansı yok. Hemen geri kafalı, aymaz, gelişmeye, teknolojiye ayak uyduramayan statükocu ilan ediliverirsiniz.
Ama korkmaya gerek yok dostlar. Çünkü her şeyi sömüren, her şeyi yağmalayan, her şeyi bitiren hiçbir sistem uzun süreli olamaz, doğanın kanunlarına aykırı her şeyden önce.
Kaybedecekler biliyorum.
Globalleşme adı altında tüm dünyayı sömürmeye çalışanlar kaybedecekler, sarkaç yeniden eşitlikçi, paylaşımcı, hümanist sistemlere doğu dönecek ve eminim yakın gelecekte toplumlar daha ulusalcı olacaklar.