​ BÜYÜK ADAMLAR BİLE YOZLAŞABİLİR: ‘J. EDGAR’… / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '12

 
Kategori
Sinema
 

BÜYÜK ADAMLAR BİLE YOZLAŞABİLİR: ‘J. EDGAR’…

BÜYÜK ADAMLAR BİLE YOZLAŞABİLİR: ‘J. EDGAR’…
 

İdeolojilerin, suçların ve gizli ilişkilerin yarattığı kaosun, ‘gizli dosyalar imparatorluğu’ kurmaya dayanak teşkil ettiği bir adalet anlayışı… Milliyetçiliği ‘kuşku takıntısı’na dönüştüren ve kendinden olamayanı ‘tehdit’ sayan, dini bütün, ırkçı ‘Beyaz Amerikalı’ yaklaşımının katı yüzü… Ve tüm bu kombinasyonun ortasında, büyük adam olmaya çalışırken kişilik bocalamasıyla küçülen bir adam; J. EDGAR…

Yıl 1919… Komünizmin, insanları eşit kılıp sermayenin zulmünden kurtaracağı söyleminin dünyayı salladığı zamanlar… Dıştan gelip iç tehdide dönüşen ideoloji karşısında birliğini koruma kaygısına düşen Amerika Birleşik Devletleri… Aralarında Rockefeller ve Rothschild Ailelerinin de bulunduğu ülkenin dokuz zengininin evine düzenlenen bombalı saldırılar… Güney Hıristiyan Birliği’nin komünistlerle işbirliğine girdiği; radikallerin yeni düzen için çabaladığı başkaldırı dönemi! Dünyayı zalim kurumlardan kurtarmak için kan dökenlere karşı eli kolu bağlı bir Adalet Bakanlığı. FBI, yok. Suçluları yakalamaya yardımcı kriminal olgu henüz mevcut değil… Saçmalık olarak görülen ‘parmak izi’ tanımlamaları başlatılmamış… Zaman, Chicago kömür işletmeleri isyanıyla ABD’ye ulaşan kızıl devrim zamanı! Bu başıboşluk ve çaresizlik ortamında bir dahi adaletçi çıkar ortaya; John Edgar Hoover! Disiplinli çalışmasıyla kısa sürede Başsavcı Palmer’ın özel yardımcılığına gelmeyi başaran bu insanın öyküsünü anlatan J. EDGAR, aynı zamanda Soruşturma Bürosu’ndan Federal Soruşturma Bürosu’na dönüşen, dünyanın sayılı adalet birimlerinden FBI’ın da doğuş hikâyesi.  

Dustin Lance Black’in senaryosuyla beyazperdeye aktarılan bu biyografik çalışma, 81 yaşındaki Clint Eastwood’un yönetmenliğiyle bir başka anlam kazanıyor. Görüntünün, makyajın başarılı kullanımıyla yaşlandırmaları kusursuz yansıtan yapımı, ilgiyle izlenir kılan diğer unsurlar ise Leonardo Di Caprio ve Armie Hammer oyunculukları. Konuşma ağırlıklı sahnelerde duygu aktarımını başarıyla gerçekleştiren ikili, ‘İyi adamın mirası görünürün ötesindedir’ mesajına odaklanan filmi sıkıcılıktan kurtarıyor.

‘Büyük adamlar bile yozlaşabilir’ diyensenaryo, bir yandan J. Edgar’ın yaşam öyküsü üstünden FBI birimine ve Amerika’nın göçmenlere karşı tutumuna eleştirel yaklaşıyor. Diğer yandan da, ABD yöneticilerine ‘gizli dosya’ yoluyla baskıda bulunan FBI Başkanı J. Edgar’ın özel hayatındaki zayıflıkları resmediyor.

İşlenenden ziyade niyetlenilen suçları önemseyen; her yabancıyı yönetimi devirme heveslisi olarak gören; kimseye güvenmemeyi ilke edinen; hasta babasını bile, kocasını başarısız bulan annesinin gözüyle görüp, dışlayan J. Edgar ‘annesinin oğlu’! Küçük yaştan itibaren ailesini yüceltme sorumluluğu omuzlarına yüklenen J. Edgar, giyiminden konuşmasına anne kontrolünde bir kişilik. Karşı cinse özenen erkek çocuklarının sonunun kötü olacağını söyleyen, babasının başarısızlığını örnek verip oğlundan hep güçlü olmasını bekleyen annesi, Bayan Anna Marie, onun yaşamını yönlendiren yegâne karakter. Evlilik teklifini reddederek özel sekreterliği kabullenen Helen Gandy de tek sırdaşı. Her problemde anne desteğine başvuran J. Edgar’ın bu iki kadının dışında, bastırılmış duygularını görmesini sağlayan karakter ise ölümüne dek ayrılmadığı çalışma arkadaşı Clyde Tolson…

Radikallerle savaşı, tabanca taşıma ve tutuklama yetkisi olmayan ajanlarına dağıttığı ‘hediye silah’ ve orantısız güç kullanımıyla bastıran… Bayan Roosvelt, Başkan Kennedy ve Nixon’ın da aralarında bulunduğu pek çok üst düzey şahsiyeti ‘gizli dosya’ tehdidiyle dizginleyen ‘Hız’ lakaplı J. Edger, Amerikan adalet anlayışına ‘Bilgi güçtür’ felsefesini sokarak efsaneleşen bir isim!

Bu cilalı sunumun ötesindeyse, Charles Lindbergh'in çocuğunun kaçırılmasını kendi adalet projeleri için bir basamak olarak kullanmayı başararak FBI araştırmalarına teknik laboratuar anlayışını getiren ve yerel polisi küçümseyen J. Edgar; insanları dış görünüşleri ve referanslarıyla değerlendiren, büyük suçlular peşinde koşarak G-Man olmaya özenen, çizgi romanlarda ve kahvaltılık gevrek kutularında boy göstermekten keyif alan, astlarının başarılarını üstlenerek reklam malzemesi olan ve böylelikle ruhunun derinliklerindeki aşağılık kompleksini bastıran yalnız bir adam. Kendine kale yaptığı Büro’yu güçlendirirken sevdiği her şeyi öldüren mutsuz bir kişilik.

Annesinden ‘çiçek gibi solmamayı’ ve ‘inançlı olmayı’ öğrenen, özgüvenden yoksunlaştıkça tehlikelileşen, 22 milyon zencinin ABD’deki varlığına karşı tavır alan bu insanın oyunlarıyla alt edemediği tek isim; Nobel Ödülü’ne layık görülen ve tehditlere rağmen bunu alan Martin Luther King.

1972 yılına kadar geçen süreçte, Amerikan tarihinin önemli olaylarını da vurgulayarak anlatımını sürdüren J. EDGAR, ağır temposu ve yoğun diline karşın, saptamalarıyla oldukça düşündürücü bir yapım. ‘En sevilen yüz bile zamanla soluyor’ sözüyle, insanın en yakın gördüğü kişiden bile uzaklaşabileceğini abartısız duygusallıkla yansıtan film, ‘gereksiz ufaklık’ olarak görülenlerin büyük yalanlarla övünülecek insan konumuna gelişini gerçek olaylarla göstermekte. Shirley Temple ile dönemin en ünlü çocuk oyuncusunu unutmayan J.EDGER, TV’nin olmadığı zamanlarda sinemanın habercilikteki önemini de film öncesi izlettirilen çekimlerle hatırlatmakta.

‘Demokrasinin özü, bireyin değerine inanca dayanır’mantığının karşısına ‘Ahlak bozulduğunda ve iyiler bir şey yapamadığında kötülük tohumları dünyaya serpilir’ bakış açısını koyarak güçlenen Amerika’yı tehditlerde koruma paranoyasının bariz bir dışavurumu olan J. EDGAR, dünyaya hükmetmeye soyunan bir devletin iç yapısını mıncıklayan; ünlü suikastlara ve yargılamalara satır arası dokunuşlarla, özgürlüğün arkasında yatan ırkçılığı deşifre eden bir tarih dersi!

 

Anibal GÜLEROĞLU

www.sinematur.com

 

 
Toplam blog
: 1210
: 1542
Kayıt tarihi
: 10.04.10
 
 

İstanbul'da başlayan yaşamım, eski İstanbullu ailemden edindiğim kültürle gelişti. Birinciliklerl..