- Kategori
- Futbol
Büyük formaları taşıyamayanlar

Fenerbahçe'nin defans anlayışı ile başladığı maçta, ezeli rakibi de henüz vasatı aşan bir oyun sergileyemedi. Ancak saha içersinde daha çok hata yapan Fenerbahçe olurken pozisyonlar bulan Galatasaray oldu.
Aragones; maça Selçuk ile başlayarak büyük hata yapmıştı. Selçuk'un gördüğü sarı kart akabinde tehlikeli müdehaleleri sonucunda yerini Deniz'e bıraktı. Dışarıya çıkarken verdiği tepki de ceza gerektirecek türdendi. Gökhan Gönül'ün sakatalanarak oyundan alınması ise Fenerbahçe için büyük kayıp oldu. Fenerbahçe orta alanda çok zayıf kalırken, defans hattı da alarm vermeye başladı. Top kayıpları oldukça fazlaydı. En kötü olan ise kulübede bir alternatifin olmayışı idi.
Galatasaray'ın daha üstün göründüğü maç, ikinci yarı da vasat bir şekilde devam etti. Fenerbahçe'nin top kayıplarını ve pas hatalarını değerlendiremeyen ezeli rakibi, futbolsuz bir maça razı gelmiş olacak ki, derbi 56'nci dakikadan sonra sıkıcı bir hal aldı. Fenerbahçe'nin gole yakın bir yanını ise hiç göremedik.
90 dakika boyunca Galatasaray'ın oyuna daha hakim oluşu, daha fazla pozisyon yapma çabası dışında ifade edilecek fazla birşey yoktu. Vasat, keyifsiz bir mücadele, hedefsiz amaçsız iki takım vardı Sami Yen'de. Maçta bir iki gergin pozisyon gelişse de diğer maçlara nazaran daha sakin, daha az tartışmalı bir 90 dakika izlemiştik. Şu dakikaya kadar Fırat Aydinus oyuncuları sakin olmaya ikna etmiş görünüyordu. Ta ki 90 dakika bitti, şapka düştü kel göründü. İki ezeli rakip, iki ebedi dost (!) kulübün oyuncuları, hatta Milli formayı birlikte taşıyan Türk Sporunun mimarlarının maskeleri düştü.
Maçtan önce, bazı oyuncuların asabiyetlerinin gidişatı etkileyeceğini ifade etmiştim. Ancak bu denli bir sokak kavgası da beklemiyordum açıkçası. Hatta beni en çok rahatsız eden de Semih ve Arda'nın birbirlerine attıkları yumruklardı. İlk yumruğu kimin attığının ne önemi var ki.
Lugano, artık bizi şaşırtmıyor. Hırslı ve azimli oyununa çirkefliğini ekleyip, bir çok maçta bizi yarı yolda bırakmaktan geri kalmadı. Bundan sonra da ders alır bir yanı yok. İçinde benzer bir çirkeflik taşıyan Emre'yi ise daha sakin gördüm, O da çok fazla şaşırtmadı. Sabri; bu adamın ne işe yaradığını bir türlü anlayamadım, maç içersinde neden bu kadar veryansın ettiğini de. Zaten sportmen olamayacak bir kişilik. Volkan'ın yaptıklarına ise burada herhangi bir ifade kullanmak istemiyorum. Ne ben ifade edebilirim ne de Editörce yayına alınır. Biz bu çirkin insanları artık sahada görmek istemiyoruz. Ancak Arda ve Semih. Türk Futbolunun iki özel oyuncusuna bu haller hiç yakışmadı.
Sezon boyunca aynı kaderi paylaşan iki kulüp, puanları da paylaşarak zaten varolmadıkları şampiyonluk yarışından iyice uzaklaştılar. Adnan Polat'ın maç sonu ifadesi de çok ilginç: "Galatasaray ve Fenerbahçe gibi iki güzide kulübü, kasıtlı olarak zirve yarışından uzaklaştırdılar." Tabi sizin bunda hiç suçunuz yok! Bu takımları bu hale siz getirmediniz, Federasyon getirdi. Bırakın Allah aşkına.
Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır