- Kategori
- Kitap
Büyük İnsanlık/ Kendi Sesinden Şiirler

Nâzım Hikmet'in kendi sesinden şiir kayıtları, 50 yıl sonra gün yüzüne çıktı.
Yapı Kredi Yayınları/ Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Nâzım'ın 57 şiirinin kaydının yer aldığı “Büyük İnsanlık-Kendi Sesinden Şiirler” adlı CD'sini ve kitabını yayımladı.
Tam 57 şiir...
İçlerinde, bugüne kadar yayımlanmamış iki şiir de, yer alıyor.
“Büyük İnsanlık”ın öyküsü şöyle:
Nâzım Hikmet ile ressam/ şair Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1961 yılında Paris'te buluşurlar. Bu buluşmada, Nazım Hikmet, şiirlerini okur, Bedri Rahmi, bir “makara bant”a kaydeder.
Nâzım’ın uyarısı, bir vasiyettir:
“Bu kaydı çok iyi saklayın, aman ha!”
Bedri Rahmi, Türkiye’ye dönerken “makara bant”ı yanında getiremez. Çünkü o yıllarda Nâzım Hikmet, yasaklı şairdir; onun şiirlerini yayımlamak, okumak, yanında bulundurmak, “komünizm”den hapsi boylamak demekti. Bu nedenle, Bedri Rahmi, Nâzım Hikmet’in “iyi saklayın” dediği “makara bant”ı, Mehmet ile gelini Hughette Eyüboğlu'na bırakır.
Bir bakıma, Nâzım Hikmet’in vasiyeti, Bedri Rahmi’nin vasiyeti olarak oğlu ile gelinine aktarılır.
Yıllar geçer...
50 yıl sonra, “Artık zamanı geldi” diyen Hughette Eyüboğlu, şiirlerin yer aldığı “makara bant”ı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’na verir.
*****
Kitap’ta / CD’de, ilk şiir, Bedri Rahmi’nin “Mor” adlı şiiri. Bedri Rahmi, aramalarda, polislere karşı bir önlem olmak üzere, önce kendi şiirini, “Mor”u okur; sözü sonra Nâzım Hikmet’e bırakır.
Nâzım Hikmet’in okuduğu şiirlerden 40. sırada yer alan, “Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden” dizesiyle başlayan şiir, ilk kez, bu kitapta yer alıyor.
54. sırada yer alan, “Bir ucu bir kuyuda kaybolan rüzgârlı bir şosede” dizesiyle başlayan şiir ise, Türkçe’de ilk kez yer alıyor. Bu şiir, Nâzım’ın, Rusça yayımlanan Seçme Eserleri’nde bulunuyor.
Ciltli Kitap ile CD, her evde, şiirseverde bulanması gerekli bir başvuru kaynağı.
Nâzım Hikmet’in o iki şiir:
Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
gölgem gibi demiyorum
çünkü hasret yanımdaydı zifiri karanlıkta da
Ellerim ayaklarım gibi de değil
uykudayken yitirirsin elini ayağını
ben hasreti uykuda da yitirmiyordum
Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
açlıktı, susuzluktu demiyorum
sıcakta soğuğu, soğukta sıcağı aramak gibi de değil
giderilmesi imkânsız bir şey
ne sevinç ne keder
şehirlerle bulutlarla türkülerle de ilgisiz
içimdeydi dışımdaydı
Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden
zaten elimde ne kaldı bu yolculuktan
hasretten gayrı
&&
Bir ucu bir kuyuda kaybolan rüzgârlı bir şosede
bana doğru yaklaşıyor kavuşma saatımız yalnayak
yüzü saçlarıyla örtülü kavuşma saatımızın
bir de ağır yürüyor ki deli olmak işten değil
Bana doğru yaklaşıyor kavuşma saatımız yalnayak
ben de telefon direğine bağlıyım kollarımdan
yüreğim de yorgun mu yorgun duracak nerdeyse
bir de alnıma bir su damlıyor aynı yere artsız arasız
Bana doğru yaklaşıyor kavuşma saatımız yalnayak
ben de seni düşünüyorum da seni düşünüyorum
ben de seni düşündükçe o da ağırlaştırıyor
yürüyüşünü
bu böyle giderse yıkılabilirim direğin dibine
o yanıma varmadan