​ Büyük taaruz ve Reşat Bey / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '08

 
Kategori
Tarih
 

Büyük taaruz ve Reşat Bey

Büyük taaruz ve Reşat Bey
 

Zafer Bayramı ilk defa 30 Ağustos 1923 günü Afyon, Ankara ve İzmir'de kutlanmıştır. Resmî olarak Zafer Bayramı ilan edilmesi 1935 yılı Mayıs ayında olmuştur.

Mustafa Kemal, Haziran 1922'de taarruz kararı aldı. 6 Ağustos 1922'de Bakanlar Kuruluna bildirmeden orduya gizlice taarruz için hazırlanması emrini verdi. (Daha sonra Ankara'ya döndüğünde Bakanlar Kurulunu da ikna edecekti.)

Söylentiler, ordunun yıprandığına ve iş yapamaz duruma geldiğine dairdi. Bu durum, en güvenilir kişilerde dahi tereddüte sebep olmuştu. Mustafa Kemal bir kaç kişi hariç, kimseye bildirmeden bir otomobille Konya'ya gitti. Konya'da ki telgraf merkezini kontrol altına alarak, Konya'da olduğunun öğrenilmesini engelledi. Mustafa Kemal'in Konya'da olduğunu bilen bir kaç kişi ise gazetelere Mustafa Kemal'in (kendi isteği ile) Çankaya'da çay ziyafeti vereceğini beyan ettiler.

Mustafa Kemal, 20 Ağustos günü öğleden sonra saat dörtte, Batı cephesi karargahı yani Akşehir'e gelerek komutanlarla toplantı yaptı. Toplantıda; M. Kemal elindeki bütün güçlerle saldıracağını belirtmiş, hararetli tartışmalar sonrasında 26 Ağustos taarruz günü olarak belirlenmiştir. Mustafa Kemal "15 gün sonra Akdeniz'deyiz" (o zamanlar Ege denizine Akdeniz deniliyordu. )dedi. Ama ne ilginçtir ki, Büyük Taarruzun başlangıçı 26 Ağustos, ordularımızın İzmir'e girişi 9 Eylüldür. Arada 14 gün vardır. Sadece bir günlük yanılma payı, Mustafa Kemal'in ne büyük bir dahi olduğunu gösteriyor.

Taarruz Afyon'un güneyinden Dumlupınar yönüne doğru baskın şeklinde başlayacak ve sonra da meydan savaşına dönüştürülerek düşman kuvvetleri tümüyle yok edilecekti.Türk ordusu Yunan cephesinin en güçlü direnek merkezinden saldıracaktı.

26 Ağustos sabahı saat beş buçukta Afyon Kocatepe'den başlayan topçu ateşi ile, Büyük Taarruz remen başladı. 26-27 Ağustos taihlerinde düşmanın, Afyon Karahisar'ın güneyindeki 50 ve doğusundaki 20-30 km lik cepheleri düştü. 30 Ağustosa kadar düşmanı kuşatıp, 30 Ağustos'ta Daha sonradan Baş Kumandanluk Meydan Muharebesi adı verilen savaş sonucunda düşamanın büyük bir kısmını ortadan kaldırıp, bir kısmı ise, General Trikopis dahil esir alınmıştı.

Bu savaşta Yunan Ordusu 130.000 den fazla askerini kaybetmiştir. Buna karşılık Türk askeri kayıpları 12.500 civarında tespit edilmiştir. Her iki tarafın sivil kayıpları üzerinde herhangi bir istatistik bulunmamakla birlikte Batı Anadolu'nun büyük ölçüde harap olması maddi kayıplar hakkında bir fikir verebilir. Bu kayıplara karşılık Yunanistan Dedeağaç'ı Lozan da Türkiye ye vermek zorunda kalmıştır.

Meydan savaşından sonra, çevreyi gezen Mustafa Kemal Paşa, düşmanın ağır yenilgisini, savaş alanında bıraktığı silah, cephane ve savaş malzemesini, ölülerini, sürü sürü esirin kafilelerle geriye götürülmesini gördükten sonra çok duygulanmış ve yanındakilere;

<ı>Bu manzara insanlık için utanç vericidir. Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz. Sorumluluk bzie ait değildir. demiştir

Reşat Bey, Bizzat Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından , Büyük Taarruz'un ikinci gününde, muharebenin ve de ülkenin ulusun kaderini etkileyecek en kritik mevkilerden olan Sincanlı Ovası'ndan Dumlupınar'a kadar tüm yolların önündeki en stratejik engel olan Çiğiltepe'yi düşmandan temizlemesi emredilmiştir. Ne var ki, bu tepenin önemini çok iyi bilen Yunan Başkomutanı Trikopis ise, en zinde kuvvetlerini, üstün ateş gücüyle bu tepeye yığmış; tahkimatı tamamlamıştır. Bundan sonrası kayıtlara aşağıdaki gibi geçmiştir;

27 Ağustos 1922 sabahı 57. Alay bu tepeyi kuşatmış, saat 10.30'da Mustafa Kemal telefonda komutana;

- Reşat Bey, bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız?

- Komutanım, yarım saat sonra alacağız.

- Başarılar diliyorum.

Mustafa Kemal (10.45):

- Düşmanın halen direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli.

- Komutanım tepeye düşman bir tümen yığmış direniyorlar. Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.

Mustafa Kemal (11.00):

- Reşat Bey'i istiyorum.

- Komutanım Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum, komutanım.

- Yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım.

Mustafa Kemal'in gözlerinden yaşlar boşanır:

- Allah rahmet eylesin, Reşat Bey büyük bir vatanseverdir.

11.45 Başkomutanın telefonu çalar:

- Çiğiltepe alınmıştır komutanım. Yüzlerce ölüsünü bırakan düşman Sincanlı Ovası'na doğru kaçmaktadır, arz ederim.

İlgili resmi kayıt burada biter.

İşte bu vatan böyle kazanılmıştır. Onurlu insanların mücadelesiye, zekayla, inançla. Umarım tarih tekerrür etmez. Yoksa bize Nice Mustafa Kemaller, nice Reşatlar lazım. Hergün biraz daha Osmanlılaşıyoruz. Sonumuz benzemesin...

Bu makale Serdar Aydın'ın “Büyük Tarruz ve Dumlupınar Savaş Meydanları Gezi Notları” adlı kitabı ile Nutuk'tan alıntılar yapılarak derlenmiştir. Böyle harika bir eseri derlediği için Serdar Aydın'a çok teşekkür ederim. Atam sana hangi birisi için teşekkür edeyim. Bizim için neler yaptın sayamam.

 
Toplam blog
: 26
: 789
Kayıt tarihi
: 06.09.08
 
 

20 yaşında tiyatro oyuncusuyum. Düşünen bir insanım. Edebiyatla aşırı derecede ilgiliyim. Şu anda sa..