- Kategori
- Deneme
Büyüme'k

Büyümek'in sadece üç heceden oluşmadığı gerçeğini anlamam, karıncaların evimize benimle arkadaş olmak için gelmediklerini fark etmemle başladı. Ardını avucumda dolanan ve şans getiren uğur böceğinin zehirli olabileceğini öğrendikten sonra, 'Uç Uç Böceğim' şarkısını artık söyleyemediğim zamanlar kovaladı. Dizlerimin yarası bana acı vermeye başladığında ve toprağa su döküp çamurla oynamak bana pis geldiğinde de büyümenin hiç de tatlı bir şey olmadığını fark ettim. Bayramlarda herkese şeker tutmanın çok da mühim olmadığını, bayılarak yediğim elma şekerinin dişlerime yapışmasının da beni artık eğlendirmediğini anladım. Okula gitmek kedi merdiveni yapmaktan ve çizgileri taşırmadan boyamaya çalışmaktan ibaret değildi. Ve artık ağlayarak kimseye istediklerimi yaptıramıyordum.
Bunların hepsine 'büyümek' diyorlar. Büyümeye hevesli olmak demek, prens/esler gibi şımartılmadığın bir dünyaya merhaba demek. Oysa hâlen büyümekte olan her büyük, daha da çocuk bir çocuktan. Ben henüz 21'im. Halk diliyle başımda kavak yellerinin estiği zamanlar. Daha geçen gün anaokulundaki hiç sevmediğim bir çocuk renkli kâğıtlarımı yırttı diye ağlıyordum. En sevdiğim mavi salıncağa başka bir çocuk oturdu diye çok üzüldüğüm zamanlar da olmuştu. Ne ara 15 yıl geçti de o kâğıtlar eski anaokulu dosyalarının arasına sıkışıp kaldı ve rafların arkalarına oturdu bilemedim. Yerlerine yenileri geldi elbet, ama hiçbirinin renkleri onlarınki kadar neşeli değildi...
Düne göre biraz daha büyüğüz şimdi, yarına göre küçük. Zaman, buluta asılı damlaların ayağımın altında belirişi kadar kısa bir zaman... Hâlâ büyümeyen çocuklara, tüm eşsiz çocuklukları yaşaması ümidi Ve benden çok büyüyenlere de, çocuklar kadar beyaz gülümsemeleri temennisiyle...