- Kategori
- Kişisel Gelişim
Büyümek

Biz insanlar; vücudumuzun hacimce ve kütlece artışını ''büyüme'' olarak adlandırıyoruz. Bu bilgiye göre boyun uzadı mı, kilon da arttı mı büyümüş oluyorsun. Peki ya gerçekten öyle mi?
Anne babalarımız algımızın ilerlemeye başlamasıyla birlikte bizlere hep aynı kelimeyi tekrar ettiler; ''büyüyünce''... Biz de bir marifet sandık büyümeyi, pek mühimmiş gibi sanki... Bir tohumun büyümesini ele almak istiyorum bu noktada. Ekildiği yeri benimser o tohum, saldığı kökün derinliğidir onu orada yaşatan ya da yaşamaya mecbur kılan. Bilmiyorum siz nasıl düşünürsünüz ama ben kendimi aynı o tohum gibi hissediyorum. Anneme olan sadakatim mesela ve hatta babama duyduğum sonsuz güven... Bu duygular değil mi zaten beni yaşatan ve de yaşamaya mecbur kılan? Birçok zaman...
İtiraf etmek gerekirse bunaltıcı derecede sevgi yumağı bir yapım vardı kısa zaman öncesine kadar. Hatta belki hala öyle de ben farkında değilim. O arkadaşlık kurulduysa o kök salınacak, o adama aşık olunduysa gövdeni alsalar köküne dokundurtma gibi mazoşist de bir hissiyatım vardı ki dediğim gibi hala da var belki... ''Ne oldu onlara, hangisi yanında?'' dediğinizi duyar gibiyim. E yoklar tabii. Kazıdılar gittiler çürümüşcesine tazecik köklerimi. Hata bende ama belki, her hayatıma aldığımın hayatındayım sandım, iki durak sonra indirileceğim yerde çiçek açmaya çalıştım. Artık çalışmıyorum, sağlamlığından emin olmadığım limana değil demir atmak ipimi bile uzatmıyorum. En azından deniyorum. Benim ''büyüme'' olgum da bu oldu. Büyümek hiçbir halt değilmiş yeni yeni anlıyorum.
Demem odur ki; ufacık bir tohumdum ben. ''Büyü'' dediler, tutunacak toprağım yoktu. Toprağa ekip su verdiler, ''Ağaç ol, meyve ver.'' dediler. Ama hiç düşünmediler. Kök salmadan nasıl meyve verebilirdim ki ben?