- Kategori
- Deneme
Büyürken küçülür mü insan?

görüntü netten alıntıdır.-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
13 Temmuzdan beri bloglardan uzak kalışımın sebebi, 17 aylık küçük dev adamın (torunumun)oluşturduğu bir zorunluluktan doğdu.
Yayla evinin bilgisayarı O'nun kolay ulaşabileceği yerdeydi, küçük afacan onun tuşlarıyla oynamayı pek sever hale gelmişti. Masum bir hareket diyerek göz yumduk ama bir zaman sonra tuşları yerlerinden çıkarmaya başlamış. Bizim aramakta olduğumuz tuşları O akide şekeri gibi ağzında tutuyordu. Yerlerinden sökülenlerin sayısı 17 iken kısa bir zaman sonra 31 oldu. A 4 kağıda cep telf. nundan tuşların yerlerini gösteren bir şema hazırladım, böylelikle kısa bir yorumu bile 10 dakikada zor yazıyordum.
Pazartesi başlayacak yeni eğitim yılının heyecanını da yaşayarak;
Dişlerinin tamamını kaybetmiş bir ihtiyarın ağzı görünümü veren o bilgisayarı ve konuyu orada bırakarak dönüş yaptık da rutin yaşantımıza kaldığı yerden devam etmeye başlıyoruz.
********
Biz, sizler de dahil hepimiz dünyaya gelmişiz. Küçüktük o zamanlar ama dünyamız çok büyüktü. Sevgimizin büyüklüğünü iki kolumuzu yanlara açarak büyüklerimize "sizi dünyalar kadar seviyorum, işte bu kadar" derdik ama yine de sığdıramazdık sevgimizi o aralığa.
Beraberce oyunlar oynardık, oyun gurupları kurardık küçük bir dost örgütlenmesi gibi. Yakan top oynardık birbirimizin canını yakmadan...Yağ da satardık, bal da satardık...
Oyunda adalet uygulardık, başlangıçta işaret parmağımızı ağzımıza götürüp her kişiye bir hece işaret ederek "o mo simi yo, simi çikolota, buz gibi limonata" diyerek hakça oyun ebesini belirlerdik.
Anne ve babalarımızın sözünü dinler, yemek seçmeden önümüze ne konuluyorsa onu yerdik...
Okunan akşam ezanı sokak oyununun paydos zili olurdu. Büyüklerimize itaat ederdik, gördüğümüz sevgiye karşı saygı vardı...
Çocuktuk, küçüktük ama kocaman bir dünyamız vardı...
Alınan bir çift bayram pabucu ile yatağımızda sabaha kadar birlikte uyurduk. Yetinmeyi bilirdik, sevinirdik, mutluyduk.
Ya şimdi?
Yetinmeyi unuttuk hep "daha daha" diyerek hırslarımızı çoğalttık.
Sevinmek çok kişi bu duygudan uzak kaldı. Küçük olayların güzel yanlarını görmez oldu insanlarımız...
Mutluluk...Öcü gibi kaçıyorlar o duygudan...Oysa mutlu olmak için (memleket meseleleri hariç) halâ daha o kadar çok sebep var ki, aramaya gerek yok...
Bencilliğimiz arttı, "bu kişiden nasıl istifade ederim" gibi art niyet duyguları içinde olmaya başladık. Oysa çocukken paylaşırdık bir dilim ekmeğimizi.
Biz derdik o zamanlar. Şimdi "ben" diyoruz. Kocaman insanlar olduk ama hala idrak edemedik, biz dedikçe çoğalacağımızı, ben dedikçe küçüleceğimizi...
Öz olarak;
Büyüdük ama dünyamızı küçülttük...
Geçen yılların doğal sonucu boyumuz kısalıp küçülür ama dünyamızın küçülmesine izin vermemeliyiz zira bu bizim elimizde...
Selam ve saygılarla...
Yurdagül Alkan.