- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Çağla'nın ne günahı var?

internetten
Bahçe'de sıra sıra, irili ufalıklı kayısı ağaçları var. Bu ağaçlar önce Mart ayında zamansız çiçek olur. Sonra bir rüzgar, ardından şiddetli yağmur ve çiçekler dökülür. Çağla’lar daha kayısı olamadan kopar gider hayat’tan.
Ağaç’da geriye kalan kayısılar yaşamlarını sürdürmeye devam ederler.Aslında üzülür ağaç bu duruma ama ne yapsın ki elinden birşey gelmez.
Peki ağaç’ın yağmura kızmaya hakkı var mı? Yağmur olmasa nasıl besleyecek köklerini değil mi? Bu yüzden kızmaz ağaç yağmur’a ama üzülür. Çünkü dalından, canından bir parça kopmuştur. Anne'nin çocuğunu kaybetmesi gibi. Nerden çıktı şimdi anne -çocuk benzetmesi demeyin öyle ya kimine göre ağaç canlı değildir.
Hayat devam ediyor, çiçek ufak ufak çağla olmaya başlar. Ufacıkdır daha parmaklar arasına bile sığmamıştır. Bir yağmur daha yağar sonra gitti yine ağaç'ın canından bir can daha.
Yaşam tüm acımasızlığıyla devam ediyor. Çağla, azıcık daha büyüdü.
Görenler ''Anaaaaaa çağla çıkmış laaaaaaaa hadi koparak’’
Ağaç, çocuklarına mı yansın yoksa çağla koparılırken, dallarına konmuş olan insan'ın acısına mı dayansın?
Gitti güzelim ağaç’ın dalları, meyveleri…
Her akşam çıkışı servis beklerken şirket’in bahçesindeki ağaçlar’dan personeller çağla topluyorlar. Geçen gün bende ağaç'dan çağla alayım dedim.
Personellerden biri ‘Başak hanım ordaki çağlalar iyi değil böceklenmiş ’dediler. m. İçim acıdı. Başka bir ağaca gidecek halim kalmamıştı. Sonra kızdım, kendime ve diğerlerine
‘Yuh’ dedim.
Ağaç’lar için hiç birşey yapmayın ama çağlalar bir kayısı bile olamadan öldürün onları. Sonra düşündüm doğru mu?
Ağaçların bakımı için hiç bir şey yapmıyoruz bari yaşamlarına izin vermek gerekmez mi?
Bitkiler de canlı değil mi? Onlar’ın canı acımaz mı?
Yıllar önce bir erik ağacımız vardı. Ağaç ama aynı zamanda benim arkadaşımdı. Gölgesinde oyun oynadığım, bazen kapı açılmazken onun gövdesini kullanıp camdan girmek için ne yazık ki merdiven gibi kullandığım, karnımı doyurduğum canım arkadaşım benim. Günlerden bir gün ailem mecburiyetten bahçe'ye ilave bir ev yapmaya karar verdiler. Evin yapılması için de ağacımın bir dalının kesilmesi gerekiyordu. Babam kıyamadığı için kendisi kesmek istemedi.
Amca'mın elinde koca bir ağaç testeresi tır, tır, tır…
Bende ise her tır, tır, tır sesi için bir hıçkırık…
Ailece hepimiz ağladık ama mecburdu babam o dalı kestirmeye.
O günden sonra canım arkadaş’ım yarım kaldı. Erik ağacı eskisi gibi asla meyve vermedi.
Ben o günden sonra canım arkadaşımın hep bana küstüğünü düşündüm. O’nun canından can aldığımız için ne yazık ki kendimi hep suçlu hissedeceğim.Beni affet canım arkadaşım.
Sevgilerimle...