Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '08

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Çam kokulu şehir: Boyabat

Çam kokulu şehir: Boyabat
 

Boyabat'tan bir görüntü


Arife günü öğle vakti telefonum çaldı. Arayan Amasyalı bir arkadaşımdı.

Şu an nerdeyim biliyor musun ağabey dedi. Nerden bileyim nerede olduğunu, bana söylemedin ki dedim.

İnanamayacaksın belki, Boyabat'tayım dedi.

Bir an şaka yapıyor sandım. Hadi sen de der gibi pek oralı olmadım, ama şaşırmadım desem yalan olur.

Bir gün önce benimle beraberdi ve memlekete gideceğinden hiç bahsetmemişti. Gerçekten inanamamıştım Boyabat'a gittiğine.

Şaşkınlığımı ve tereddütlü halimi gidermek için olmalı, bulunduğu yerin koordinatlarını vermeye başladı hemen. Sağımda hükümet konağı, solumda …

Verdiği bilgilerden Boyabat'ta olduğuna kanaat getirdim…

Nasıl beğendin mi? diye sordum.

Beğenmem mi Ağabey. Çok güzel… Burası harika bir şehir. Yalnız, Boyabat'ı anlatırken bir şeyi hep atlamışsın dedi.

Neymiş o dedim.

Boyabat'ın çam kokulu bir şehir olduğunu… dedi.

Camilerinin gül kokulu olduğunu bilirdim de, Boyabat'ın çam kokulu bir şehir olduğu o ana kadar aklıma gelmedi nedense.

Ağabey, bu şehrin her tarafı çam ağaçlarıyla dolu. Her yer yem yeşil. Mis gibi çam kokuyor… dedi.

Önümüzdeki yıl yaz tatilimi burada geçirebilirim dedi.

Memnuniyet duyarız dedim.

Birbirimizle telefonda bayramlaşarak ayrıldık.

O arabasıyla Boyabat'tan uzaklaşırken, bedenim İstanbul'da olsa da ruhum Boyabat'ta kaldı. Kopmak istemedi bir türlü oradan.

Kurban Bayramında Boyabat'ta bulunmayı çok isterdim.

Beyazıt camiinde bayram namazı için hazır bulunmak insana bambaşka bir haz veriyor. Keza, sabahın erken saatlerinde, alaca karanlıkta çamlıca mahallesinden büyük camiye kadar yol boyunca yürümek de.

İnsan, gülsuyu kokularına çam kokularının karıştığı bir ortamda bayram namazı kılarken dalıp gidiyor bir yerlere. Bunu ancak o duyguyu yaşayanlar anlayabilir.

Camide müezzin efendinin eşliğinde cemaatin hep beraber coşkuyla söylediği Allahü Ekber, Allahü Ekber nidaları yükselir, yükselir, Kâbe’deki hacıların tekbir sesleriyle bütünleşir, bir olur arşa çıkar.

Camide gözler bazen kürsüde İsmet hocayı, hutbede Haşim hafızı arar. Kulaklar aşina olunan sese dikkat kesilir. Döner arada bir arkaya bakar. Osman hafızın sesini duymak ister.

Demli bir çay eşliğinde bayram namazı çıkışında sevdiklerini bekleyen insanlar görülür çay ocaklarında.

Bayram kutlamaları camii avlusunda oluşturulmuş uzun sıralarda musafahalaşılarak yapılır. Kutlu, mübarek olsun, tebrik ederim cümleleriyle son bulur.

İbadet, saygı, sevgi, kardeşlik, bereket… Unutulmaya yüz tutmuş muhabbet, sohbet… Birbirleriyle kucaklaşma, sımsıkı sarılma…. Gök kubbenin altında.

Bir bayram namazını daha Boyabat camilerinden uzakta eda ettik…

Büyükşehirlerde göremediğimiz bu güzellikleri bu bayram da tadamayan bir kişi olarak ne kadar bizarım anlatamam.


Ertuğrul MEHMED
emehmed@gmail.com
ermehmed@mynet.com

 
Toplam blog
: 26
: 527
Kayıt tarihi
: 11.12.08
 
 

1970 yılında Boyabat'ta doğdu. İlköğretim ve ortaöğretimi aynı yerde okudu. Yüksek öğrenimi İstan..