- Kategori
- Siyaset
Cami, Cemevi, "oy" hesabı ile laiklik...

aday kurbağa!
Türkiye Cumhuriyeti laik, sosyal hukuk devletidir … diye tanımlamalara can simidi gibi sarılıyoruz ama gidişat ve geçmişte yaşananlar hep bu tanımlamaların içinin boşaltıldığını gösteriyor.
Yönetim erkini elinde bulunduranlar alevi yurttaşlarımız üzerinden siyasi nemalanmaya soyunmuşken ana muhalefet partisi ise Çankaya’da değerli bir arsayı Cemevi yapmak için işe girişiyor.
Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz’a Baykal gerekli talimatı verdiğini söylüyordu dün akşam televizyonlarda.
Bu gün Başbakan Milliyet internetteki habere göre yasalar çerçevesinde neler yapılabilecekse yaparız diyor.http://www.milliyet.com.tr/2008/01/13/son/sonsiy08.asp?prm=0, 2798535
Başbakanlığın açtığı Cemevleri ile ilgili davada, Ankara 6. İdare Mahkemesi Cemevleri’nin ibadethane sayılamayacağı yönünde karar veriyor.
Gelişmeler bu şekilde devam ederken yaklaşan yerel seçimlerin yaratacağı oy baskısı ile “Dinsel temelli örgütlenmelerin” daha fazla taviz kopararak, çağdaş anlamına uygun olarak yaşama bir türlü geçirilemeyen Laiklik ilkesinin, belirleyici olmaktan çıkacağını söylemek fazlaca iddialı bir yaklaşım olmaz diye düşünüyorum.
Yeni eylem planını açıklayan Başbakan “dönüşümden” söz ederken herhalde ülkenin hızla dinsel normların toplum yaşamında belirleyici kılınmasını bir anlamda itiraf ediyor.
Anlı şanlı eşcinsel modacının “kadın olsaydım türban takardım” sözü aldığı ihalelere bağlansa bile toplumda yaşanan “dönüşümü” açıklamaya tek başına yetmez.
Osmanlı hayranlığı, saray yaşamının mistik atmosferi, çok hukukluluk, harem, ulema, halifelik benzeri söylemler bizim dışımızdaki batı ülkelerine ilginç gelebilir.Geçmişte kalmıştır.
Osmanlı’nın küllerinden Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ve çağdaş ülkeler seviyesine ulaşma ideali ilelebet sürecektir…
Emperyal devletlerin uzun erimli projelerinin sonunda “umut” olarak ortaya çıkan, çıkarılan AKP her ne pahasına olursa olsun seçim başarısı için Cumhuriyetin değerlerinden hızla uzaklaşıldığı bir iklimi bilerek veya bilmeyerek oluşturmakta sakınca görmüyor.
…
Devletin tanımı yapılırken öne çıkarılan değerlerden özellikle laiklik ilkesi siyasi, nemalanmalara iktidar ve muhalefet tarafından kurban edilirken, laiklikten uzaklaşılarak demokrasinin yaşatılamayacağının farkında olmamaları ne acı.
Oysa yapılması gereken, devletin herhangi bir şekilde dinsel açıdan “taraf” olmayacağı bir yapılanmanın yaşama geçirilmesiydi.
Uzun erimli projeksiyonu, öngörüsü olmayan iktidar gücünü devam ettirmek için Alevi oylarını nasıl alırımın hesabı ile “iftar” sofrasında yerini alırken pek bir şey söylemiyor vaat olarak. “Acımızı paylaşmaya geldim!” diyor ama yakın tarihteki acılardan söz edemiyor, etmiyor!
AKP’nin çabası sadece yerel seçimi kotarma amacı güdüyor. Oysa samimiyet göstergesi olarak “Madımak”ı müze yapmaktan söz edebilirlerdi.
Almanya’da yakılan yurttaşlarımızın olduğu binayı almanlar “utanç” müzesine dönüştürdüler bile.
Geçen haftalarda eski solcu yeni AKP’li Kültür Bakanı “çiçekçi” yapılabilir gibi laflar etti ama gerisi de gelmedi.
Boşa konuşuyoruz, her şeyi “oy” hesabı belirlediği için Türk politikacısı günlük çözümlerin peşinden koşar. Herkesi kucaklayacak, medeni bakış açıları geliştiremez. Belli toplum kesimlerini kendine çekerken, politikalarının merkezine koyarken, esnaf kurnazlığı göstermeyi marifet sayar. Bunu yaparken halka güvenir.
Zaten bu öngörüsüzlüğün piriminden yararlanarak altı defa gelip giden politikacımız işi çözmüştü o zamanlar.
Ne kadar çağdaş, demokratik, tam anlamıyla laik, eşitlikçi bir Türkiye düşlersen düşle. Bu iklimde düş olmaya devam edecek gibi gözüküyor. Ve sürdürülen bu vasat-kısır- döngü, temel sorunlarımızın ötelenmesinden başka sonuç getirmiyor.
Toplum kesimlerinden kim öne çıkıp sesini yükseltirse bir parmak bal hesabı küçük tavizler koparıyor ama olan ülkemin geleceğine oluyor. Onun için Çankaya’ya Cemevi yapmak muhalefeti iktidar yapamayacağı gibi iktidarı da sürekli kılamaz. Her ikisi de yurttaşların hepsini kucaklayacak, Cumhuriyetin değerlerinden “taviz” vermeyecek politikalar üretmelidirler.
Cami ile Cemevi yörüngeli siyasi hesapların ülkenin geleceğine hiçbir katkısı olamaz. Bu hesapların bakiyesi daha çağdaş, eşitlikçi, demokratik, sosyal hukuk devleti olmamıza katkı yapmaz…
Fotoğraf Milliyet.