- Kategori
- Ekonomi - Finans
Canım mesleğim, işe genel bakış tefrika, 16
AMATÖR SATICI ÜRÜN SATAR. PROFESYONEL SATICI İHTİYAÇ VE SORUNLARA UYGUN ÇÖZÜM ÜRETİR,
İşletmeler, hizmet ve/veya üretim amaçlı kurulan, katma değer yaratan, çalışanları, müşterileri ve sermayedarlarıyla hayat bulan organizmalardır. İlke olarak kuruluştan itibaren sağlıklı büyümesini sürdürmesi beklenir. Sağlıklı büyüme hem kendi iç dinamiklerini ve hem de kontrol edemediği dış dinamikleri anında, uyum içinde, doğru yönetmekle mümkündür. Günümüzde “net ortamı” dünyanın her yerindeki bilgiye anında ulaşmayı sağladığından işletmenin çıktısı olan “ürün ve/veya hizmeti” “tüketen” artık çok güçlüdür. Bu güç rekabeti ağırlaştırmakta ve atalete izin vermemektedir.
İşletme, fayda-maliyet bağlantısını dikkatle takip etmek, zaman-verim yönetimini titizlikle yapmak durumundadır..Zaman koşmak zamanıdır.
Günümüzün ağır rekabet ortamına daha yakından bakalım;
Ülke ekonomisi; İşletme bir parçası olduğu ekonominin, büyüklüğü, borç yapısı, büyüme hızı, gelişen sektörleri vb bilgileri güncel olarak takip etmek ve doğru yorumlamak durumundadır. Türkiye'miz dünya coğrafyası üzerinde kıymetli ve kritik bir konuma sahiptir.. Dışa bir bağımlı ekonomi ve henüz yeterli büyüklüğe ulaşmamış bankacılık sistemi (Güçlü ekonomilerde bankacılık sisteminin GSMH'nın 2 katı ve üzerinde büyüklüğe ulaştığı gözlenmektedir. Bizde bu oran %85 civarındadır) derinliği olmayan bir ekonomik piyasanın göstergeleridir. Derinliği olmayan bu piyasa ve bu sistem için tehdit oluşturan cari açık ekonomimize kırılgan bir görünüm kazandırmaktadır. Dünya üzerinde gezen ve rant arayan sıcak para için Türkiye cazip bir piyasadır. Ancak karşı taraf için söz konusu olan cazibe Türk işletmeleri açısından bıçak sırtında bilanço yönetmeyi gerektirmektedir. İşletmelerin, bu piyasada Tl-döviz kur düzenlemelerine, dolaylı vergi yüküne, siyasi bilinçsizliklerin sebep olduğu çalkalanmalara diğer değişken üretim faktörleri yanı sıra fevkalade hazırlıklı olmaları hayatta kalabilmeleri için sıradan hale gelmiştir..
Rakipler ; Yukarıda bahsettiğimiz kaygan ekonomik ortamda başarılı ve sağlıklı büyümenin bir diğer şartı da rekabeti iyi yönetmektir. Bu da her işletmenin kendi iş kolunda rakiplerinin hareketlerini dikkatle izlemesini gerektirmektedir.
Müşteri; Günümüzde parakende altın çağını yaşamaktadır. Hizmet artık müşterinin ayağına ulaştırılmaktadır. Artan nüfus, hızla hayatımıza nüfus eden teknoloji kullanımı müşteri tarafında bireysel talebi arttırmıştır..Artan talebe arz da süratle cevap vermek durumundadır. “Maratona geç başlama şansınız yoktur”
Burada hemen bir alt parantez açalım:
Ekonominin en önemli aktörleri olan bankalar açısından rekabet ortamına bir bakalım. “Parekende Bankacılık” 2 sebeple çok önemlidir.
Hızlı ekonomik dalgalanmalara hızlı uyum göstermek doğru bilanço yönetimini çok önemli kılar. Parekende Bankacılık dağınık risk yapısını beraberinde getirir. Dağınık risk doğru risk yönetimi demektir.
( Basel I, II prensiplerini hatırlarsak: Bankalara etkin risk yönetim ve piyasa disiplini oluşturmaya dönük denetlemr yapılmaktadır. Sağlam bir bankacılık alt yapısı ülke ekonomisi açısından çok önemlidir.)
Doğru yönetilen ekonomilerde türev enstrümanların kar aralığı dardır. “Parakende Bankacılık” ürünlerinde kar aralığı diğerlerine göre daha geniştir.. İşletmelerin kuruluş mantığında maliyetleriyle doğru orantılı kar etmek vardır. İşletmeler aynı ekonomik kulvarlarda, benzer ürünlerle aynı müşteri gruplarına hizmet vermektedirler. Ekonomi ve ürünlerin veri olduğu bu durumda müşterinin tercihi değişken yapısıyla öne çıkmakta ve önem kazanmaktadır. Müşteri, artan arz sayesinde gittikçe daha seçici daha da seçici olmaktadır. Özelliğiniz fark yaratmak olmalıdır.
Yapılan araştırmalar alış-verişlerde duygusal faktörlerin etkisinin %86 olduğunu ortaya koymuştur. Bu durumda, müşterinin güvendiği, uzman, hızlı, kaliteli servis aldığı, kendini rahat hissettiği işletmeleri tercih edeceği aşikardır. İşte işletmenin ve çalışanın güçlerini birleştirmeleri gereken kritik nokta tam da burasıdır. Zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür.
Bu kritik noktayı her iki taraf açısından inceleyelim;
İşletme, kuruluş vizyonu çerçevesinde proses ve teknoloji yatırımlarını hep en iyiyi araştırarak yapar. Bu yatırımın üretimlerini pazara ulaştırmak için reklam, dağıtım kanalları vb alternatif maliyetler de yüklenir. Nihai tüketiciye ulaşırken saha takımını “takım ruhuyla” organizmasının bir devamı olarak kuramamışsa bütün sürecin başarısızlığa uğraması sözkonusudur.
Çalışan, birey olarak kendi yaşam vizyon ve misyonu çerçevesinde iş yerini seçer. İşletme ve bireyin vizyonlarının çakışması en kıymetli bir karşılaşma olur her iki taraf içinde. İşletme kendisine inanan ve O'nu ileri taşımak hevesinde olan çalışanlarla hayat bulur. Çalışan tüm yatırımlarının sorumluluğunu O'nunla paylaşan iş yerine karşı sorumluluklarının bilincinde sahaya çıkar. Doğru ekiplerin başaramayacağı iş yoktur. İşletme ve çalışan elele vererek artan rekabeti müşterilerinin de çıkarlarını koruyarak yönetmek durumundadır. Günümüzde artık “kazan-kazan” ilkesi doğrultusunda çalışılmaktadır.
Daha önce de belirttiğimiz gibi bireysel vizyon ve misyonuna uygun olarak işini seçen çalışan aslında her kademede bir satışcıdır. Satışcıdır; müşterisi kendi iş arkadaşlarıdır. ( İç müşteri) Satışcıdır; müşterisi nihai tüketicidir.
Kendine ve iş yerine inanan bir çalışan sahaya çıktığında zaten yolun yarısını almış demektir.
İyi bir satışcının, ülkesinin ve bağlı olarak işyerinin tüm dinamiklerinin farkında olacak şekilde kendini yetiştirmesi önceliklidir. Takiben,
İyi bir dinleyici olmayı başarmalı ( büyük kulakla dinlemeli), empati yaparak karşı tarafın ihtiyaçlarını anlamayıp yorumlamalıdır. Önemli olan bir kerelik satış başarısı değil sürekli bir ilişkiyi başlatmak ve sürdürmektir.
Önemli olan “fark yaratmayı başarmaktır”.
Nz,