- Kategori
- Türkiye Ekonomisi
Cari açığın kapatılması için yeni 'güncelleme'ler(zamlar) yapıldı.

Öncelikli hedef ‘ileri demokrasi’ydi…
12 Eylül 2010’daki Anayasa referandumu ile ‘ileri demokrasi’nin tohumlarını attık. Sonra bu tohumların çimlenip yeşermesi içen HSYK ve Anayasa Mahkemesi uyum yasalarını çıkarttık. Böylece ‘ileri demokrasi’ye geçmiş olduk.
Sıra geldi “ustalık” dönemine!
Önce PKK ile anlaşıp, seçimlere kadar teröre ara verilmesini sağladık. Sonra seçimleri kazanıp, “ustalar” kabinesini kurduk.
Ustalar yola çıktı!..
Ancak eksik bir şeyler vardı.
Herkes bu eksikliği tartışıp, dünyada baş gösteren ekonomik krize çareler ararken, bizim ustabaşı(!) televizyonlara çıkıp, “Bu kriz bizi teğet bile geçmez” dedi.
Bunu duyan iş dünyası, elleri kabarıncaya kadar “ustaları” alkışladı.
Dünyanın gelişmiş ülkeleri ekonomik kriz ve durgunlukla mücadele ederken, biz habire ithalat yaparak, ihracatımızı arttırmaya çalıştık. İhracatımız üç artarken, ithalatımız beş artmaya devam etti. Bunun sonucunda da ortaya, halkın ne olduğunu pek anlamadığı, bu nedenle üzerinde durmadığı CARİ açık çıktı. Oysa cari açığın çok basit bir tanımı vardı. “Giren dövizle çıkan döviz arasındaki fark!” cari açık hakkında televizyonlar ve gazeteler fazla bir açıklama yapmadan, aşağı cari açık, yukarı cari açık söylemine devam ettiler.
Merkez Bankası bile bu cari açığı kapatmak için elinden geleni yaptı. Bankanın ve ülkenin bilânçoları ile oynayıp, “Hata Noksanı” diye bir kalem icat ettiler. (Hata Noksanı kaynağı belli olmayan para anlamına geliyor.) Ancak cari açık bir türlü kapanmadı. Aksine gün geçtikçe, atmosferdeki ‘kara delik’ gibi büyüdü büyüdü…
Son tahminlere göre cari açığımız bu yıl 80 milyar dolar civarında olacakmış. Bunun anlamı: Bu kadar borçlanacağız demektir.
Önceleri iktidar kanadı cari açığı fazla önemsemedi. Ancak cari açık büyüdükçe, dünyadaki ekonomik kriz nedeniyle borçlanmak zorlaşmaya başladı. Bunun üzerine, iktidar bazı önlemler almaya yöneldi.
Biz sosyal bir devlet olduğumuz için aldığımız önlemler, tabana yönelik olarak kendisini gösterdi. Tıpkı vergiyi tabana yaymak için aldığımız KDV ve ÖTV gibi…
Bizim “ustalar” cari açığı kapatmak için de bazı tüketim mallarının fiyatlarında ‘güncelleme’(!) yaptılar. İlk güncelleme Doğalgaz’a yapıldı. Kaba taslak yüzde 27.5 civarındaki bu güncellemeyi halk sevinçle(!) karşıladı. Ardından ‘Elektrik güncellemesi’ geldi. Ona da yüzde 25 civarında bir ‘güncelleme’(!) yapıldı. Halkın sevinç nidaları giderek artıyordu.
Nasıl artmasın ki! Yüzde 50 oy vererek seçtikleri iktidarın “ustalar” kabinesi, dünya krizle boğuşurken, bizim ekonomiyi gül gibi(!) idare ediyorlardı. Kriz teğet bile geçmiyor, yeni zamlar falan da yapılmıyordu! Zam yerine ‘güncelleme’ yapılarak, nasıl bir ‘ileri demokrasi’ ile yönetildiğimizi görüyordu!
Bir yanda cari açık, öbür yanda halkın sevinci(!) iktidarı yeni ‘güncellemelere’ yöneltti. Öncelikli hedef, halkın çoğunluğu tarafından kullanılan ve kimsenin itiraz edemeyeceği tüketim mallarında ‘güncelleme’ yapıldı. Sigara, alkol, telefon, otomobil gibi tüketim mallarından alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) yüzde 25 ile yüzde 45 arasında ‘güncellendi!’
Bu ‘güncellemeleri’ halk daha tam olarak kavrayamadı!
Örneğin bundan bir gün önce 30 bin liraya alınan bir otomobil, bu günden itibaren 37.5 bin liraya alınacak. Sigaranın paketine 1 lira, rakının şişesine 6 lira, Wiski’nin şişesine 12 lira ‘güncelleme’ yapıldı.
Son birkaç ayda Dolar ve Avro’nun Türk Lirası karşısında kazandığı 30-35 arasındaki değeri söylemeye bile gerek duymuyorum.
Yapılan bu kadar güncellemenin nedeni ne dersiniz?
Yıllık 80 milyar doları bulan cari açığı 77 milyar dolara indirmek!
“Ustalık” döneminde, zamlar literatürden çıkartılıp, yerine ‘güncelleme’ konuldu! Böylece halkımız “ustalık” döneminin ne olduğunu görmeye başladı.