​ Çark Eden TFF ve Ligin Ertelenmesi / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '11

 
Kategori
Futbol
 

Çark Eden TFF ve Ligin Ertelenmesi

Çark Eden TFF ve Ligin Ertelenmesi
 

Bu kaçıncı "U" dönüşü...


Hepimizin malumu olan "ŞİKE" sonunda ligleri ertelettirdi. Şike vardır veya yoktur bu saatten sonra çok da önemli değil aslında. Çünkü TFF (yani futbolu yöneten esas kurum; bir nevi hem başrol oyuncusu hem de yönetmen); verdiği kararlar (daha doğrusu vermediği ama vermiş gibi yaptığı kararlar) ile olayın trajik yanını yalnız bırakmayarak bir de acılı komedya eklemeyi uygun görmüştür. 

Zat-ı şahaneleri ve de pek muhterem sayın başkanımızın iyi bir direksiyon hakimiyeti olmadığını; yaptığı "U" dönüşleri sırasında çarptığı kaldırım taşlarından görebildik. Doğrusu bizlere bu durumu görme fırsatı verdiği için şahsım adına kendilerine minnettarım. 

Bir düşünün; bir başkan ki; arkasında hem siyasi; hem kamuoyu hem de kulüp desteği hiç olmadığı kadar fazla! Ancak bu sayın başkan daha ilk günden ağırlığını hissettirip bu konunun çözümüne katkıda bulunacağına insanları inandıramadı. İnandıramadı çünkü tutarsızdı. Dolayısıyla arkasındaki desteğe güvenip; savcıları ikna edebilseydi hem soruşturmanın daha hızlı çözülmesine yardımcı olurdu; hem de insanların kafasındaki önemli soru işaretlerinin büyük bölümünü silmiş olurdu. 

Hatırlayın; ilk görüşmeden çıktığında durumun oldukça ciddi olduğunu söyleyerek bir anlamda herkesin "şikeye inanmasını" sağlamıştı. 

Böylece şikeye inanmış olan herkes (Bir grup Fenerbahçeli hariç), artık liglerin erteleneceğini, Fenerbahçe'nin küme düşeceğini düşünmeye de başladı. Bir zaman ses seda çıkmayınca bu defa homurdanmalar başladı ve sayın başkan çıkıp iddialara rağmen liglerin zamanında başlamasına bir engel olmadığını söyledi. Bunu söylerken bir yandan da Ünal Aysal'ın açıklamasına gönderme yapıp "kimse fırsatçılık yapmasın" demekten de geri kalmadı. 

Bu tarihten sonra Beşiktaş'ın adının da şike soruşturmasında geçmesi ve Beşiktaş kulübünün kupasını soruşturma sonuçlanana kadar iade etmesi sayın başkanda sanırım bir "kafaya saksı düşmesi" etkisi yapmış olacak ki; hemen ardından savcılıktan apar topar belgeler istendi; kozmik odalardan, etik kurulundan falan konuşulmaya başlandı. Dolayısıyla özellikle benim gibi Galatasaraylıların aklına hemen şu geliverdi: "Vay bee; TFF başkanı da fırsatçıymış arkadaş!" 

Eskiler "2 düşün 1 söyle" demişler ya; boşuna dememişler hani. Bugün gayet net bir şekilde görüyoruz ki; Galatsaray başkanı ve yönetim kurulu 14 düşünüp 1 söylerken; TFF başkanı daha 1 bile düşünmeden 4 söyledi. Bugün gelinen noktada liglerin ertelenmesi sayın başkanın yaptığı "U" dönüşlerinin şimdilik sonuncusu. İlerde yapar ve ya yapmaz onu elbette ki hiçbirimiz bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey liglerin ertelendiği. 

İnsan ister istemez kafa yormaya başlıyor. Aynı konumda Aziz yıldırımın ve büyük takımların hiç adı geçmemiş olsaydı; 

Mesela yine de Sivasspor başkanı ve Eskişehirsporun teknik direktörü içerde olduğu halde; TFF'nin alacağı kararlar bu kadar geciktirilir miydi? Mesela Sivasspor ve Eskişehirspor şimdiye kadar çoktaaaan Bank Asya Ligini boylamış olur muydu? Kimse yanlış anlamasın; içerdeki Galatasaray Başkanı; hatta eski başkanı da olsaydı bu konu böyle lastik gibi uzatılıp zaman kazanılmaya yine çalışılırdı. Asıl derdimiz bu. Konu 4 ya da 5 büyükler olunca durum değişik; figüranlar olunca daha da değişik. Hani meşhur fıkra vardır: 

"Irkçılığın kol gezdiği günlerde bizim Temel Amerika'da otobüs şoförü olmuş. O zamanlar otobüslerde beyazla öne siyahlar arkaya otururmuş ve birgün siyah yolcular isyan edip kavga çıkarmışlar. Bunun üzerine Temel herkesi otobüsten indirmiş.. Ve şöyle konuşmuş: 

Bakın; madem siyah beyaz anlaşamıyorsunuz; şimdi hepiniz yeşilsiniz! Sırayla otobüse binin ve istediğiniz yere oturun. 

Amaaa; açık yeşiller ön tarafa koyu yeşiller arka tarafa otursun!" 

TFF de işte bu mantıkla bütün kulüpleri bir kefeye koyduğunu söylüyor ama hep açık yeşiller ön tarafta; koyu yeşiller de arka tarafta oturmaya devam ediyor. Bu yüzden de biz hala "manevra"lar izlemeye; ağzı olanı dinlemeye (hani konuşuyor ya ilgili-ilgisiz herkes) devam ediyoruz. 

Doğrusunu isterseniz ben en çok bu meşhur "etik kurulunun düşüncesini" ve TFF'nin alacağı nihai kararı merak ediyorum herkes gibi. Aziz Yıldırım masumdur ya da suçludur. Suçluysa cezasını çeker. Masumsa açar soruşturma savcılarının hepsine davasını; dünyanın davasını kazanır; ibret-i alem için de o parayla bir futbolcu daha transfer eder. 

Ama TFF başkanı kendini nasıl aklayacak? İlk günden beri konuyu sulandırmasa; sakız gibi eğip bükmese; "Sadece zaman lazım; biz mahkemelerden bağımsız bir kuruluşuz ve soruşturmayı beklemeden kendi kararımızı vermek zorundayız. Bunun için de belgelerin bir an önce gelmesini bekliyoruz" deseydi; 

1. Öncelikle kamuoyunda şu an yaşadığı güven erozyonunun yerine hem kendi imajını; hem de TFF'nin imajını cilalamış olacaktı. 

2.UEFA ve FIFA dönüp buraya bakma ihtiyacı bile hissetmeyecek; burda ilkeli ve kararlı; aynı zamanda en doğru kararı verebilecek bir Federasyon olduğuna inanacak ve bizimkilerin "UEFA bize güveniyor" gibi boş açıklamalarını UEFA kendi sitesinden kısa bir açıklamayla destekliyor olacaktı. 

3. Ne Ünal Aysal; ne başkansız Fenerbahçe yönetimi ve ne de "ağzı olan herkes" açıklama yapmak, konuşmak, tartışmak zorunda hissetmeyecek; TFF'nin tarafsızlığından şüphe etmeyecek; basında doğru-yanlış olduğu na-malum haberler yayınlanmayacaktı! 

4. Hiç kimse sayın başkanın aynı zamanda Fenerbahçe Acıbadem voleybol takımının sponsoru olduğu gerçeğini aklına getirmeyecek; bu konuda provoke olmayacak; yanlış olduğuna inanmayı benim şahsen istediğim şeyleri düşünmeyecekti. 

5. Ben de dahil hiç kimse; "fırsatçı" Galatasaray başkanının açıklamasından sonra TFF'ye gelen desteklerin (başta İlhan Cavcav) sebebini merak buyurmayacaktık! 

6. Aziz Yıldırım içerde sürekli hastalanmaz; sakin bir şekilde soruşturmanın bitmesini beklerdi. Böylece hem Aziz Yıldırım'ın sağlığının korunmasına yardım edilmiş olurdu; hem de imaj kuvvetlenirdi. 

Bu listeye istediğinizi ekleyebiliyorsunuz gördüğünüz gibi. 

Ancak sayın başkan sürekli düşünmeden konuştu ve kaybetti! Şimdi bu içerdeki insanlar masum çıkarsa; savcılar kadar bizzat TFF başkanı ve yönetim kurulu da verecekleri karar ne olursa olsun; kesinlikle sorumlu olacaklar. Çünkü sürekli U dönüşü yaptılar ve her seferinde kaldırıma toslayıp arabaya hasar verdiler. 

Bakalım önümüzdeki günler neler gösterecek? Bu kez hangi kavşakta "düzgün manevra" yapmaları umuduyla beklemeye devam edeceğiz? 

Not : Hakan Şükür BDP'nin özerklik açıklamasıyla ilgili soru sorulduğunda "gündemi takip edemedim" demişti. Acaba bu gündemi takip ediyor mu? Neden hiç kimse gidip sayın milletvekiliyle uzun uzadıya konuyu irdeleyecek bir röportaj yapma gereği hissetmiyor? 

Not 2: Bu yazı henüz yayın için onaylanmamışken TFF ile kulüpler arasındaki toplantı sona erdi. Sayın Başkan yine boyundan büyük konuştu. Süper ligden 5-6 takımın düşeceğini ama yine süper ligin 18 takımla oynanacağını; 

Aynı zamanda Bank Asya 1. Ligden de 6-7 takımın düşeceğini ve yine de bu ligin de 18 takımla başlayacağını söylemiş. 

Olası ihtimaller: 

1- Başkan dediğini yapar; her iki ligden de bazı takımların düşmesine karar verilir. Düşen takımların yerine alt liglerden yeni takımların çıkarılması için kanun, yasa, düzenleme vs bişeyler yapılır. Ligler sayın başkanın dediği gibi başlar. Burada şöyle bir handikap başlar: Bir alt liglerden bir üst lige çıkarılan takımlar kadrolarını bir alt lige göre kurduklarından gelen geçen bu takımları maymuna çevirir. Aynı şekilde küme düşen takımlar da bir üst lige göre kadro kurduklarından geleni geçeni maymuna çevirirler. Gerçi Yeni Malatya; Pendik; Van kabusları henüz hafızalardan silinmemişken Fenerbahçenin geleni geçeni maymuna çevirememesi çok da olağan dışı bir durum olmayabilir. 

2- Başkan söylediği kadar takımı değil de daha az takımı küme düşürür. Biz bu çark edişlere alışkın olduğumuzdan sesimizi çıkarmayız. Herkes susar başkan konuşmaya devam eder. Medyaya da göstermelik olarak "Toplantıda başkanla Fenerbahçe yöneticileri sert biçimde tartıştılar" gibi itibar kurtarmaya yönelik haberler servis edilir. Ancak kamuoyu bunu yese de UEFA ve FIFA yemez! 

3- Sayın İlhan Cavcav gibi ezelden savunucular; Aziz Yıldırım ve diğerlerini unutturmak için "Milli Şike" konusunu dillendirmeye devam ederler. Eğer böyle birşey varsa ben kesinlikle bu durumdan UEFA'nın da haberdar edilmesini ve soruşturmasını başlatmasını istemekten yanayım. 

4- Başkan bu sefer söylediklerinin hepsini inkar eder; -ki ben ilerleyen saatlerde böyle bir açıklama bekliyorum- "ben böyle birşey söylemedim der; kimse ligden (en azından süper ligden) düşmez, herkes susar; doğruları söyleyen Galatasaray Başkanı'nın "fırsatçılığı" TFF tarafından resmi olarak kanıtlanmış olur, hatta disiplin cezası bile verilir. Şike yapanların yanlarına kar kalır. İçerden çıkıp Ünal Aysal'a "nanik" yaparlar. 

5- Hiç olmayacak bir ihtimal ama; Federasyon bütün söylediklerini bu defa eksiksiz yapar; düşmesi gerekenleri düşürür; çıkması gerekenleri çıkarır; istifasını verir; "kirli aldım temiz bırakıyorum" diyerek arkasına bakmadan döner ve gider! 

6- Bir habere göre de UEFA; kupayı iadesinden dolayı Beşiktaş'a teşekkür etmiş! Acaba TFF yetkilileri onlarca hamle yapıp bir teşekkür alamamışken; Beşiktaşın tek bir akıllı hamlesinin teşekkür almasını neye bağlıyorlar? Fenerbahçenin "dışardaki" yöneticileri de aynı teşekkürü almak için hamle yapmak yerine; neden kendileri dışındaki herkesi suçlu ilan etme noktasına kadar geliyorlar? Neden hala bu duruma nasıl geldiklerini açıklamak yerine 2006'daki Denizli maçından; 1993'teki Ankaragücü-GS maçından dem vurmayı tercih ediyorlar? Ben suçluysam onlar da suçlu diyene teşekkür edilir mi? Yargı sürecini etkilemeye çalışmak; eğer doğruysa "O klasörlerin içinde ciddi hiçbir şey yok demek", TFF ve kamuoyundan çok Fenerbahçe için ciddi bir kayıp demektir. Çünkü eğer Fenerbahçenin küme düşürülmesi gerekiyor ise ve bu şimdi değil de ligin tam ortasında yapılırsa; Fenerbahçe'nin 2 sezonu birden güme gidecek ve bundan en çok zarar gören takım da yine Fenerbahçe olacaktır. Dolayısıyla TFF'nin bir an önce karar alması, diğer kulüplerin değil; eğer düşmeleri gerekiyorsa Fenerbahçe dahil düşmesi gereken takımların daha çok faydasınadır! 

 

 

 
Toplam blog
: 93
: 585
Kayıt tarihi
: 27.01.09
 
 

Elektronik ve haberleşme mühendisiyim. Galatasaray taraftarı; evli; 1 erkek çocuk babasıyım. ..