- Kategori
- Kültür - Sanat
Çarlık Rusya’sından Sahneler

Hepsi Birbirinden Etkileyi Resimler
Peşinen söyleyeyim, resimden hiç anlamam. Picasso’nun resmini görseydim, ben de pekâlâ ünlü ressam(!) Kenan Evren gibi, “Bunu ben de yaparım, ” diyebilirdim…
Bir arkadaşımın odasında gördüğüm resimdeki çizimleri çocuksu bulsam da beğenmiş ve iltifat etmiştim: “Senin çocuk da bayağı yetenekliymiş ha!”
Resmin ünlü bir Türk ressama ait olduğunu nereden bilecektim!
Bir başka dostum, resim konusundaki bu engin değerlendirme kabiliyetimden istifade etmek istemiş ve toplantı odasının bir duvarının yarısını kaplayan devasa tablonun kaç para edeceğini sormuştu.
Cömertliğim üzerindeydi, arkadaşımı mutlu etmek istiyorum.
“Bin dolar!” dedim.
Kızsa mı gülse mi, karar veremedi.
“İnsaf yahu!” dedi, “Onun sadece çerçevesi bin dolar.”
Altta kalır mıyım?
“Ben de zaten ancak çerçevesi para eder diye düşünmüştüm.”
Eşimin zoruyla girdiğim Louvre Müzesini ne kadar sürede dolaştığımı söylesem, müzeyi görmeyenler kafalarında bir şey canlandıramayacak. Boyu yaklaşık bir kilometre olan müzeyi hakkını vererek dolaşmak iki-üç gün sürebiliyor. Hızlı tempoda yürür, arada koşarsanız veya ginger ya da bisiklet kullanırsanız üç saatte bitirme ihtimaliniz var.
Ben iki saatte tamamladım. Hani, Mona Lisa tablosu önünde dakikalarca dikilip, insanlar bu kadının nesine bayılıyor diye düşünmesem ve resimden çok, alınan güvenlik önlemlerini hayranlıkla izlemesem çok daha kısa sürede bitirebilirdim.
Neyse… Resme ne kadar düşkün olduğumu artık anladınız. Bu tutkumun sebebi muhtemelen ortaokuldaki eli ağır resim öğretmenim olsa gerek.
İşte, yine eşimin dayatmasıyla geçen hafta Beyoğlu’ndaki Pera Müzesi’nde bir resim sergisine gittim: Çarlık Rusya’sından Sahneler.
Yukarıda anlattıklarımdan sonra yazacaklarıma ne kadar itibar edersiniz bilmem, ama bu kadar güzel resmi bir arada ilk defa görüyordum. Tablo değil, fotoğraf sanki. Hani sahneler 19. Yüzyıl Rusya’sını anlatmasa, gördüklerimi fotoğraf bile sanabilirdim. O kadar gerçekçi ve etkileyici. 1860’ların Rusya’sı sanki film gibi gözlerinizin önünde.
Sergideki kalabalığı görseniz şaşarsınız. Resme bu kadar ilgi varken Salvador Dali neden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadı diye düşünmeden alıkoyamazsınız kendinizi.
Tarihe merakınız varsa… Resme ve sanata benim kadar bayılıyorsanız, bu sergi tam size göre. Öğrencilere ücretsiz… 65’inden büyüklere de. Öğrenci değilseniz, 64, 5 yaşındayım deyin; buçuğu üst rakama yuvarlıyorlar.
Üstelik aynı biletle Frida ve Diego sergisini… Meşhur “Kaplumbağa Terbiyecisi”ni de görebileceğiniz Suna ve İnan Kıraç özel sergisini… Ve Kütahya porselenleri sergisini de gezebiliyorsunuz. Bir taşla kuş katliamı yani… 1970’li yılların Şehzadebaşı sinemaları gibi, dört filme birden…
Hadi iyisiniz, sayemde hafta sonunu ucuza getirdiniz...