- Kategori
- Ekonomi - Finans
Cehalet insanı söyletir

Kimlerin eline kalmışız:
İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince diyor ki:
“Roma, Akdeniz pazarının kurallarını koyabilmiştir. Sonuç olarak, çağdaş kurumlar yaratmak, sürdürebilmek çok kolay değil. Burada çıkartılacak çok ders var. Çünkü bu şehirde iki imparatorluk batmış. Bu iki imparatorluk siyaseten batmış, bana göre hukuken batmış... Kesin olan bir şey var; imparatorlukların ikisi de bankacıların elinde batmış. İkisi de Galata bankerlerinin elinde batmış. Osmanlı bütçesinin bütçe harcamalarına bakıldığında; 1875-1876 yıllarında bütçe harcamalarının yüzde 19'u askeri harcamalara, yüzde 26,5'i iç borç ve yüzde 25'i dış borç olmak üzere yüzde 52'si borç ödemesine gidiyor.”
http://ekonomi.haberturk.com/para/haber/1034567-osmanli-ve-romayi-bankacilar-batirdi-
El insaf.
Bu kadar hata peşpeşe nasıl dizilir ki?
Öncelikle, hiçbir devlet hukuken batmaz. Zaten devlet hukuksuzluğun ta kendisidir. Hukuk vatandaş demektir, devlet vatandaşını döven hukuksuz (kafasına göre hukuklu) organizasyon demektir. Tabii ki hukuğu devlet ve ona egemen olanlar, yani sömürenler yapar. Yani, bankacılar veya Galata bankerleri denilenler.
Devletler, siyaseten de pek batmaz. İktisadi ve askeri realiteden dolayı batar. O alanlarda kullandığı yöntemler eskir ve işlevsiz kalır genelde. Örneğin Osmanlı askeri teknolojide çok eskimiştir son yüzyıllarında. Yine de savaşmak için, habire borç almıştır.
Roma, Akdeniz pazarının kurallarını her zaman koyamamıştır. Fenike gelenekçisi Kartacalı Hannibal, Roma’yı yenip yakmamayı seçtiğinde, bu askeri ve ahlaki bir tutumdu, iktisadi değil. Oysa yakmayı yeğlemesi gereken yalnızca buğday yüklü gemilerdi, Roma o zaman batardı, açlıktan. Aynı zamanda Fenike, değerli madenlerin geldiği (bugünkü Cezayir-Lagos arasındaki) çölsel rotanın Akdeniz noktasıydı da. Ancak, Kartaca’dan sonra da o rota, her zaman Roma’nın denetiminde olamamıştır.
Roma, Mısır’ı işgal ettiğinde bu, İskender ve Eski Yunan geleneğine yönelik kültürel bir tutumdu. İktisadi değildi, Roma’nın buğdayı başka yerlerden ve kuzeyden geliyordu.
Roma battı, çünkü hiçbirşey üretmedi. Roma bilimi veya teknolojisi diye bir şey hiç olmadı. O meşhuur Roma Hukuku bile, Roma battıktan sonra, onu batıran barbarlar tarafından yazıya geçirildi.
Yani Roma ekonomisi, ilk günden son güne eksi-değer ve sömürü idi: Jüpiter’ine kadar sömürü ve kölelik.
Bu şehirde batan 2 imparatorluktan biri Roma değil, Bizans idi. Bizans iktisadi olarak iflas etmiş değildi. Yalnızca, siyasi ve askeri olarak çok küçülmüştü. Ayrıca, Bizans Roma dili olan Latince değil, Eski Yunan geleneğinin devamı olarak Yunanca kullanırdı.
Galata bankerlerinin ilk gelişi, ortodoks Bizans’ın katolik Latinler tarafından işgali ve yakıp yıkılması ile oldu. Galata bankerlerinin Bizans imparatorlukları ile ilişkisi pek açkıseçik değildir. Açıkseçik olan şey ise, Bizans soylularının devlete borç verdiğidir. Borç yetmeyince, manyak vergiler konduğudur.
Her 2 imparatorluk da askeri olarak battı, yani kılıçla gelen kılıçla gitti.
Osmanlı ilk borçlanmasını 1854’te yaptı. Son Osmanlı borç ödemesi 1954’te bitti.
Osmanlı son dönem borçlanmalarının önemli bölümü askeri idiyse de, Galata bankerleri kökenli değildi. Daha çok İngiltere ve Fransa kökenliydi.
Osmanlı da hiçbirşey üretmiyordu. Buğday satıp, un satın alıyordu. Tüm bunlar, onlarca kitapta kayıtlı ve kanıtlıdır.
Osmanlı savaşmak dışında, o borçlarla saray falan da yaptırdı. Yani, bugünkü yeni Lale Devri’ciler ve yeni-Osmanlıcılar gibi, ‘iç bade, sev güzel’ yaşadı.
Ayrıca, hala baki olan Osmanlı saray erkanının devamları, o borçlarla alınmış altınları falan servet olarak taşıyorlar hala.
Osmanlı battı, çünkü 1500’de ona para akıtan İpek Yolu çöktü. 1650’de Amerikalar’dan gelmiş İspanya gümüşü ile ekonomisi çöktü. Filmin tam kopması, 300 küsur yıl aldı yalnızca. Yoksa 1450’de Osmanlı Dünya’nın en büyük birkaç ekonomisinden biri idi ama 1700’de ise dibi boylamıştı çoktan.
Bankacılar Birliği’nin de başkanlığını yapmış birinin, bu ekonomi tarihi gerçeklerini bilmeden söyledikleri, beni infiale sürükledi doğrusu.
Onlar bu kafayla ancak ve ancak, (sabit kurla, % 5 nominal faizle ve % 10 enflasyonla) negatif reel faizle dolar borç alıp, yıllık % 36 (nakit para çekiminde yılda % 100 küsur) faiz ile satarak bankacılık yaparlar ve sonra önce vatandaşlar, sonra TC iflas eder, etti bile zaten. Yapısal düzenlemelere girmezler. Yılda on milyar lira falan, müşterinin kendi yaptığı işlemden masraf alırlar. Bugün, İş Bankası’nın hukuki durumu tam belli bile değil. Ööle bir banka, ööle bir başkan yani.
‘Alan da gaçan’ yani, Türk bankacılığı dediğin...
2,9 milyon kişinin kredisi takipte yine. Bu kaçıncı çöküş?
Sürünün çobanı da bu arkadaş işte...
Kılavuzu karga olanın sonu belli işte...
Dinime küfreden Müslüman olsa bari, ayrıca.
Herkes, başkasını da kendisi gibi bilgisiz sanıyor herhalde.