- Kategori
- Kişisel Gelişim
Cehalet kader değil, tercihtir.

Girdiğimiz insan çağında bilgi şüphesiz çok önemli bir yere sahip. Ve tüm gücü ile bağırıyor, “Ben buradayım” diye.
Kendini gelişime kapamış insanların bu sesi duyması ve kulak vermesi mümkün değil. Zira ayağının dibine kadar gelen bilgiyi öğrenmek zahmet meselesi?
İnternetin kötü bir şey olduğunu, çocukların uzak durması gereken bir şey olduğunu yazıp çizmeyen kalmamıştır herhâlde. Gündelik konuşmalarımızda da buna epey yer veririz.
Madalyonun ters tarafından baktığımızda, aslında bize bilgiyi sağlayan bir nimet olduğunu fark etmemiz uzun sürmez. Aklına gelen her hangi bir kelimeyi yazdığınızda onlarca kaynağı önünüze döken bir sistem? Bilgiyi arayan için, bundan daha büyük nimet olabilir mi? Ama genelde, vakit ve fırsat bulduğumuzda, interneti bilgi için değil absürt şeyler için kullanmayı tercih edersek, bu o cihazın suçu değildir.
Düşünün ki birisi, kötü diye adlandırdığımız site ya da her ne ise, “ İlla da oraya girin” diye başımıza silah dayamıyor. Öyleyse; bir elektronik cihaza bol bol atıp tutarken, söz geçiremediğimiz asıl suçlunun, irademiz olduğunu önce bir fark edelim.
Öte yandan, teknoloji sayesinde dünya küçük bir köy haline geldi. Artık her kes kimin ne yaptığı nasıl yaşadığını, nerede yemek yediğini ve daha birçok şeyi bir “tık” la öğrenebiliyor. O nedenle farkındalık kendiliğinden ortaya çıktı ve cehalet artık iyice sırıtır oldu.
Eskiyi övüp dururuz zaman zaman. Elbette ki her dönemin iyi kötü yanları vardır ama birine haber yollamak için güvercin uçurulan bir dönemi, ya da başınıza bir şey gelse kimsenin ruhunun duymayacağı bir dönemi kim ister?
Yani, teknolojinin en büyük nimetlerinden biri de -bilginin yanı sıra- hayata şeffaflık getirmiş olmasıdır. Şeffaf olmak gizli saklı şeylerin bir kullanım aracı olmaması açısından çok değerlidir.
Öğrenme tembelliğimize başka bir örnek daha verecek olursak; yıllarca Almanya’da çalışmış, yaşamış sonra da ülkesine dönmüş fakat bir tek kelime Almanca öğrenmemiş ne çok kişi vardır? Çevremizde de örnekleri bolca mevcuttur. ( Burada dikkat çekmek istediğim nokta, öğrenmeye kapalı zihinlerimizdir. Aksi takdirde her insan, benim bakış açıma göre, eşit ve aynı değerdedir.) Cehaleti kader misali kabul etmiş ve hatta bunun arkasına sığınıp kendine kalkan etmiş insanlar az değildir. “Ben cahilim” der direk. Ya da şartlara, oraya buraya maddi olanaksızlıklara atıverir suçu.
Ve hayatındaki kötü giden her şey için “Şanssızım zaten” der. Olmadı; “Bana nazar değdi” der. Daha olmadı “ Beni çekemiyorlar” falan der. Yani bilgi kadar cehaletinde birçok ifade ediliş şekli mevcuttur. Seçimini insan yapar.
Gelişime açık her insan hangi eğitim ve sosyal statüde olursa olsun kabul edilebilirdir. Fakat tam tersi durum, yine hangi düzeyde olursa olsun tahammül sınırlarını zorlar ve topluma geriye doğru ivme kazandırır. Bu bir gerçek.
Sonuç olarak, hayat, birçok açıdan sana seçim hakkını sunar. Gidip kötü olanı seçersen bu senin tercihin ve sonunda da kaderin olur.
Arzu Aytekin