- Kategori
- Deneme
Cehaletin ve Karanlığın Yarattığı Yara...

Bir sağlık çalışanı olarak artık neye hizmet edilebileceğini ve artık kime hizmet edilmesi gerektiğini kavrayamıyorum...
Duygular ve zihniyetler o kadar çabuk üretip, o kadar çabuk tüketiyor ki, en rahat olana en pratik yoldan ulaşmanın inanılmaz sancısını duyuyorum bugün...
Öyle ki, topluma hizmet eden bir kurumda bir doktor arkadaşımızın, 17 yaşındaki bir genç tarafından çok kolay bir şekilde bıçaklanarak öldürülmesi, dünyadaki acıklı durumumuzun en açık örneği olsa gerek... Oysa ölen de, öldüren de bizim kendi çocuğumuz... Biz, sanırım her geçen gün dünyadan daha kopuk, kendi içimize daha kapanık, aydınlıktan daha uzak bir toplum olmaya başladık...
Sürekli aynı sonuçları yaşamanın bu can sıkıcı hali daha başka neyle açıklanabilir, bilmiyorum... Ama inanın mazlum olmamız bile o kadar anlamsız ve o kadar yetersiz ki, çocukları katil olan bir toplumun tam da ortasında yer alırken, "insan"ı bir "tehlike" olarak görmemek içten bile değil...
Oysa bütün kadim dinler, inanışlar ve öğretiler "insan"ı anlamayı, insanlığı yüceltmeyi merkezine alırken, biz ise kendi insanımızdan bile korkar olduk... Çünkü yaralarımız o kadar büyük ki, özellikle de bütün bu yaralarımızın en büyüğü ve en önemlisi cehaletin ve karanlığın yarattığı bu yaralar olduğunu bilmektir...
HERKES, tüm anne ve babalar, abi ve ablalar ve tüm kardeşler elinizi bir kez olsun vicdanınıza koyun ve bir kez olsun dürüst olun... Allah, hiçbir çocuğu 'kötü bir insan olsun' diye yaratmaz... ,Bugün yanı başımızda, 17 yaşında genç bir çocuk dedesinin tedavi gördüğü hastanede, bir doktoru bıçaklayarak o doktorun yaşamına son verebiliyorsa, burada anlaşılması gereken çok ciddi bir sorun var demektir...
Biz ölümsüz bir yaşamın olmayacağını elbette biliyoruz fakat bana öyle geliyor ki ölümün anlamını da bilmekten uzağız... Bir insanın, bir insanı öldürmesi bu kadar kolay ve pratik olmamalıdır... Tıpkı eskiden kalma toplumlar gibi her katili cezalandırmaya kalkıyoruz oysa her katili cezalandırmaya kalkarsak günü geldiğinde de o katili salıvermek zorunda kalırız...
Oysa aklı yerinde olmayanlara ceza değil, tedavi yöntemi uygulanmalı, o çocuk yaşta katil olmuş birini derinlemesine bir bilgiye sahip olunması için tutumlarının değiştirilmesi öğretilmelidir...
Çünkü insan ancak anladıkça, dünya anlayışını ve uyumunu sağlayabiliyor yoksa çocukları katil olmuş bir topluma güç yetiremeyeceğimizi bilmek durumundayız... Çünkü bir celladın metodları mantığıyla hiç bir yere gelinmez... Bunun için gerekirse bütün yaşam alışkanlıklarımızı bile değiştirmeliyiz ama yeter ki insanlar ölmesin... Çünkü "insan" hayatta en değerli nesnedir... Ve biz bu değer karşısında işte ancak bu kadarız diyemeyiz...
Sevgili Dr. Ersin Arslan'ın anısına...
Bugün senin için karanlık ve aydınlığı savaştırıyoruz...
Dilerim yarın aydınlık seninle beraber bizi de bulur...
HOŞÇAKAL...
17 Nisan 2012