- Kategori
- İlişkiler
Çekişmeden pekişme olmaz.

Çok sevgili Yıldız Kenter bir televizyon programında böyle demişti ve ben de gönlüme not etmiştim.
Ancak geçen gün bir şeye takıldı aklım; pekişme sözcüğünün köküne; PEK... Sözlük anlamıyla; katı sert. İşte bu anlamda ilişkideki çekişmeler insanı serleştiriyor mu diye düşündüm. Başka şeyler de düşündüm tabi... Mesela pek
sözcüğüne -lik eki gelince ne oluyor: PEKLİK! Yani kabız hali. Nasıl sıkıntılıdır, çekenler bilir.
İlişkide peklik nasıl olur peki? Düşündüm, düşündüm... İşte cevap ortada: Durmadan çekişerek olur tabi!
Her iki taraf kendine göre haklı, kendince savunmada, tartışmalar, çekişmeler, hakaretler, kaçıp gitmeler ve bazen söylenemeyenler... Bir de bakmışsın hopp sıkışmışlık hissi sarmış her yanını. Hani pekişme olurdu çekişmenin sonu!
Yok, bence kavgalar da tuzu biberi değil ilişkinin. Zaten uzun süreli ilişkiler uzmanlarca da yanlış... (mış!) Bazı uzmanlar diyor ki: Ortalama 60-70 yıllık insan ömrüne 10-15 yıllık 3 ilişki sığarmış. Zaten olması gereken de buymuş! Düşününce hak vermiyor da değilim! Bir bakın etrafınıza;10-15 yılını deviren evlilikler çatırdıyor. Bazen daha erken ya da daha geç de oluyor ama genelde insanlar bu süreçe farklı şeyler arıyor.
Ay ne bileyim... Belki anlaşma yapmalı evlenirken. Hani 10-15 yıllık. Eğer taraflardan biri sıkılırsa ya da arayış içine girerse anlaşmalı olarak ayrılık denenmeli! Hani çok severken, aşıkken bu abes gelir de mantıklı düşününce
olabilir belki! Şu uzmanlar biraz daha çalışsın, buna da bir çözüm bulsunlar... Yoksa şu ilişkilerdeki peklik meselesi herkesi çok yoracak, sıkacak ve ortalık sonuçta fena kokacak! İçimize ata ata...
Bilmem gönül dostları ne düşünür ama yorgun bir beden ve zihinden dökülenler bunlar şimdilik... Hepinize çekişmesiz birliktelikler dilerim... Olabildiğince sevgiyle kalın...