- Kategori
- Haber
Cemaatime Dokunma Yanarsın!

Her zamanki gibi bilgi kirliliği ve at gözlükleri ile konuyu değerlendirme sürüyor. Erzincan olayı ile ilgili olarak, olayı tamamından değil, ucundan tutup değerlendirenler, daha doğrusu değerlendirmek isteyenler, kendilerince demokrat oluyorlar.
Basından takip ettiğim kadarıyla olayın kronolojisine bakalım;
- Erzincan başsavcısı, İsmailağa Cemaati ve Gülen Cemaati hakkında soruşturma açıyor ve göz altılar yapıyor.
- Bir süre sonra Erzurum Özel Yetkili savcısı, kendisine söz konusu cemaatlerin silahlı olduklarına dair bir ihbar mektubu geldiğini ve bu durumda kendi yetki alanına girdiğini söyleyerek, soruşturma dosyasını Erzincan'dan istiyor. Üstelik normal şartlarda hukuken dosya nakil olsa bile Erzincan'dan Tunceli'ye gitmesi gerekiyor. Ancak Tunceli'de özel yetkili savcı olmadığı için dosyanın Malatya'ya aktarılması söz konusu. Buna karşın dosyayı Erzurum talep ediyor. Gerekçe olarak gösterdiği ihbar mektubunun isimsiz ve imzasız olduğu belirtiliyor. Hatta mektubun dosyanın Erzurum'a aktarılması için bizzat cemaatlerce gönderildiği de iddaalar arasında.
- Erzincan Başsavcısı isimsiz bir ihbar mektubu gerekçesiyle soruşturmanın verilmeyeceğini söyleyerek direniyor. Bunun üzerine hakkında Bakanlıkça soruşturma açılıyor ve müfettiş gönderiliyor. Başsavcı müfettişlerin kendisine soruşturmayı Erzurum'a göndermesinin hayırlı olacağını ima ettiklerini söylüyor. Ayrıca Adalet Bakanının da bu yönde bir telkinde bulunduğu da idaalar arasında. Dönemin Bakanı Cemil Çiçek, bu konuda karışık açıklamalar yapıyor.
- Bu arada Başsavcıya cemaat soruşturması için veri sağlayan MİT mensupları, haklarında soruşturma açılarak gözaltına alınıyor.
- Bunun üzerine Başsavcı, konunun kamuoyuna yayılmasının, adalete olan güveni sarsacağını düşündüğü için dosyayı ve soruşturmayı Erzurum'a aktarıyor.
- Ancak bitmiyor. Başsavcı hakkında, adliye lojmanları sahasına kamelya yaptırarak imar kirliliği yarattığı gerekçesi ile 26 yıl hapis istemiyle dava açılıyor. Dava gerekçesi mektup ile Erzincan Belediyesi İmar Müdürlüğünde çalışan bir uzman tarafından hazırlanmış ve imza edilmiş rapor dosyada görülüyor. Rapor imar kirliliğine işaret ediyor. Fakat mahkeme sırasında söz konusu uzman, bu raporun kendisi tarafından hazırlanmadığını ve imzanın kendisine ait olmadığını söylüyor.
- Ve nihayetinde Erzurum Özel Yetkili Savcısının talebi ile Erzincan Başsavcısı Ergenekon Terör Örgütü üyesi olmak suçlaması ile gözaltına alınıyor, odası ve evi aranıyor ve tutuklanıyor.
- Yukarıdaki bilgileri inceleyen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Erzurum Özel Yetkili savcısının yetkilerini kaldırıyor ve hakkında soruşturma açıyor. (İktidar yanlıları işte sadece buraya tepki koyup, işin sadece bu ucunu ele alıyor)
- Yetkileri kaldırılan Erzurum Özel Yetkili savcısı, elindeki soruşturma dosyasını Ankara yerine İstanbul Ergenekon savcılarına gönderiyor.
- Erzincan Başsavcısının durumu hakkında ve soruşturmanın elinden alınış şekli ile ilgili hiçbir tepki vermeyen Adalet Bakanlığı, Erzurum savcısının yetkilerinin kaldırılması üzerine hemen tepki veriyor. İktidar ve iktidar yanlıları "hukuk elden gitti" diye ortalığı inletiyor.
Peki cemaat soruşturması açan savcıya yapılanların neresinde hukuk? İşine geldiğinde hukuk, işine gelmediğinde siyaset. Yok böyle bir riya.
Arkadaşlar insanlar dindar diye elbette suçlanamaz. Ancak din öğretmek cemaatlerin ve müritlerinin görevi değil, Diyanetin, İlahiyatçıların ve eğitim almış hocaların işidir. 5 yaşındaki çocuklar, doğruluğu bilinmeyen bir eğitim sürecine sokulamaz. Sokulursa da bu ülkede müslümanlık herkesçe farklı farklı yorumlanır. Oysa ki İslam tektir ve doğruluğu birdir. Dini kendince yorumlayan örgütlenmeler, İslamiyet için de tehlikelidir. Bu açıdan illegal cemaatlere soruşturma açılması da doğaldır. Bu cemaatlerin devleti ele geçirme emelleri varsa, işte en büyük tehlike buradadır. O zaman sizinkiler ve bizimkiler kavramları ortaya çıkar.
Örnek olarak; bugün bir cemaat mensubu, alışveriş yapmak için 1 km. ilerideki kendi cemaatine mensup olan bakkala gitmektedir. Peki evine 20 mt. uzaklıktaki bakkalın, tek günahı onun cemaatine mensup olmaması mıdır? Bu bakkal müslüman değil midir? Hani bütün mü'minler kardeşti? Nerede kaldı kardeşlik? Bu anlayış İslamı güçlendirmez, böler.
Benim görüşüm de bu dur.
Saygılarımla...