- Kategori
- İlişkiler
Çerez tabağı teorisi

Dikkat et de, " Mideye indireyim! " dediğn fıstık, dişini kırmasın canım!
16 yıllık kadim dostum Erkan Tuna, bana anlatıncaya kadar, bu teoriden benim de haberim yoktu ne yazık ki! Zararın neresinden dönülürse kardır diyor, teoriyi ve teoriyle ilgili düşüncelerimi paylaşıyorum hemen sizinle:
Çerez tabağı - 1
CEMCE:
Gençken, özellikle 20'li yaşlarındayken ( tabak tüm enfes çerezlerle ağzına kadar doluyken) " Daha çok gencim. Önümde uzun yıllar var." der ya insan... Oysa ki göz açıp kapayıncaya kadar geçer zaman... " Bunun boyu uzun, bunun aklı kısa... Şunun gözleri boş bakıyor; onun bakışları çok etkileyici de, sen kesesinden haber versene..." derken sen, hızla kayıp gider zaman ellerinden...
" Bu sofra adabı bilmiyor, öteki sallana sallana yürüyor... Aha şu karizmatik değil, seninkiyse fazlasıyla sessiz ve nevrotik..." dersin. Kendi haddini, hududunu zerre bilmeden...
Entellektüelini bulursun, pısırık çıkar yüreği... Fazlasıyla seksi, her şeyiyle vamp kadınınsa; boştur genelde bilgi hazinesi, kelime bilgisi... Oturup iki çift tatlı söz edemezsin; eğer yetiştirmemişse kendini ne yazık ki...
Sonunda aramaktan vazgeçer, pes eder, bahtına, tahtına, şansına rıza gösterir, " Kısmetim buymuş! " der; alıp başına koyarsın, o saatten sonra sana kalan hatun kişiyi ya da bey abiyi...
Çerez tabağı - 2
Aynı tabakta ucu açılmamış, kabuklu şam fıstıkları da kalır.
CEMCE:
O saate kadar yani iş işten geçene kadar dengini bulamadıysan eğer, senin gibi olanlar kalmıştır geriye
Yani " Armudun sapı var. Üzümün çöpü var" diyerek, her duruma bir nane, bir bahane uydurur; hayatı hem sana hem kendine zehir eder ya da tam tersi, sen edersin her şeyi yüz geri...
Yeni geline dedikleri gibi,
" Oyna!" dersin.
" Yerim dar! " der kendileri...
Yerini açarsın... Bakar ki elinde bahanesi kalmamış...
" Yenim dar! " der bir türlü beğenmeyenin önde gideni!...
Her şeye rağmen risk alır da, bu beş beğenmezi kendine eş, hayat arkadaşı, can yoldaşı edersen eğer, bakarsın şansın yaver gider... Öptüğün kurbağa kral ya da kraliçe oluverir! E o kadarı da bahtına şansına kalmış artık! Napalım?
O dakkadan sonra, yapabilecek neyin kalır ki?... Ya blöfünü yapar, yiyiverirsin resti! Ya da restine rest çekersin; altta kalanın canı çıksın!
O saate kadar beğenmediysen kısmetine düşeni... Kırıp fıstığın kabuğunu, " Fos! " ya da "Olmuş mu bu ne? " demeyip, indirivereceksin fıstığın içini midene!...
Aman haa! Dikkat et de, olmuş sandığın fıstık, boş yere mideni de bozup, seni üç kuruşluk keyfinden de etmesin! Olur mu canım?!!