- Kategori
- Siyaset
CHP'de aşçı Gürsel Tekin, şef garson Kemal Kılıçdaroğlu, patron Önder Sav oldu ama menü aynı kaldı!

Vatan Gazetesi web sayfasından alınmıştır.
Samimi söylemem gerekirse CHP'yle ilgili gerçekten hayal kırıklığı yaşıyorum.
Oysa son gelişmeler nedeniyle ne kadar da çok umutlanmıştım...
Umutlanmam Baykal'ın kaset olayından da çok önceye dayanıyordu...
Yalova Milletvekili Muharrem İnce partisine ağır eleştiriler getirmiş, 27 Nisan ve 367 kararının hata olduğunu söylemişti. Biraz daha ileri gitse Ergenekon avukatlığının da hata olduğunu söyleyecekti.
İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin "değişim kanlı mı, kansız mı olacak diye merak ediyorsanız, öyle ya da böyle olacak, ama bize kansız olması yakışır" açıklamasını yapmıştı.
İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu da geri dönüşümlü "Dersim" ve "genel af" çıkışlarından sonra ürkek ürkek de olsa "Kurultayımızda sağlıklı bir değişim olur. Yeni bir yönetim anlayışı umuyor ve bekliyorum. Halkla beraber yürüyüp halkın tenini koklayacağız" demişti.
İktidara susamış CHP tabanı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerindeki Tekin- Kılıçdaroğlu ikilisinin yeni söylemlerle ve halkla kucaklaşarak aldıkları seçim başarısından umutlanmış ve değişim olması halinde iktidarın da gelebileceği hayaline kapılmıştı. Aslında yukarıdaki açıklamaların da tabandan gelen bu değişim talebinin yansımaları olduğunu düşünüyordum. Bu düşüncelerle kurultaya tam 2 ay kala 22.3. 2010 tarihinde "Kılıçdaroğlu, Tekin, İnce ekseninde CHP'de değişim rüzgarları ve Baykal'ın zor ikilemi" başlıklı yazımı yazmıştım.
Yazımda, CHP'de bugün yaşananlarla ilgili bir bir doğru çıkan öngörülerimi ya da kehanetlerimi bir kenara koyacak olursak, özetle tabanın değişim istediğini, tavandaki Baykal'ın da buna direnemeyeceğini ifade etmiştim.
Değişimden kastedilen Baykal'ın ısrarla izlemeye devam ettiği halkı yok sayan laiklik eksenli Ergenekon avukatlığına dayalı antidemokratik politikaların değişmesiydi. Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi halkla beraber yürünecek ve halkın teni koklanacaktı. Yani daha demokrat olunacaktı.
İşte benim umutlarım buydu: Anamuhalefet partisi CHP'nin daha demokrat bir çizgiye gelmesi, demokrasinin gelişmesine köstek değil destek olması...
Kurultaydan aylar önce Baykal da kurultayda değişim olacağını, genç bir yönetimle ve yeni bir anlayışla yola devam edileceğini açıklamıştı.
Ve kurultaya günler kala Baykal'a kaset komplosu düzenlendi ve Baykal gitti.
Baykal'ın değişim açıklamasına kuşkuyla baktığımdan Baykal'ın gidişi beni daha da umutlandırmıştı.
Ama Baykal gitti, yerine Baykal'ın en önemli kurmayı Önder Sav geldi.
Kağıt üstünde Kılıçdaroğlu genel başkan oldu, Gürsel Tekin de yönetime girdi...
Zaten Baykal'ın da değişimden kastettiği yeni dönemde her ikisine görev vermek ve onları parti vitrinine koymaktı.
Yani değişen hiçbir şey olmadı, CHP'nin fiili patronu Baykal'dı, şimdi ise Önder Sav oldu!
Kurultayda genel başkan seçilen Kılıçdaroğlu konuşma yapıyor, arkadan Ergenekon'u çağrıştıran vtr geçiyor! Gürsel Tekin konuşma metniyle ilgili "bizim hazırladığımız metin tamamen değiştirilmiş" açıklamasını yapıyor! Gece listeler hazırlanırken Gürsel Tekin isyan ediyor, yeni bir liste hazırlamaya kalkışıyor, zorla ikna ediliyor! Listede Ergenekon savunuculuğu yapan simgesel isimlere yer verilmiş!
Aylar önce genel aftan bahseden Kılıçdaroğlu gitmiş, yerine bir asırdır iflahımızı kesen Kürt sorununu görmezden gelen, yoksulluğa indirgeyen bir Kılıçdaroğlu gelmiş. "Özel yetkili mahkemeleri kaldıracağız" derken kimlere mesaj gönderildi acaba?
Özetle değişim ...miş gbi bir değişim olacak!
Yoksulluk: ...miş gibi yoksulluk!
İşsizlik: ...miş gibi işsizlik!
Halkçılık: ...miş gibi halkçılık!
Ve demokrasi: ...miş gibi demokrasi!
Köprüden geçinceye kadar ayıya dayı demek gibi her şey sandıktan çıkana kadar! Çünkü sandıktan başka bir umut kalmadı!
Yani CHP yine aynı CHP! Sadece kişiler ve görevler değişti:
Gürsel Tekin aşçı, Kemal Kılıçdaroğlu şef garson, patron Önder Sav.
Bizler hesabı masada gördüğümüzden hep Kılıçdaroğlu ile muhatap olacağız. Yemek çeşitlerini sunan aşçı Gürsel Tekin'i de göreceğiz, ama patron Önder Sav'ı hiç tanımayacağız.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun başrolde gözüktüğü müthiş bir reklam kampanyasıyla % 20 kapasiteyle çalışan ve randıman vermeyen restaurantın kapasitesinin % 30'a, hatta iyimser bir beklentiyle % 40'a çıkartılması hedefleniyor.
Ama aşçının tüm ısrarlarına ve müşterilerin taleplerine rağmen eski menüde israr edilmektedir. Vitrin ve şef garson değiştirilerek müşterinin kandırılabileceği hesaplanıyor...
Bütün mesele bundan ibarettir...
Özde değil, sözde değişim...
CHP'de özlediğimiz ve umutlandığımız gerçek değişim başka bir bahara kaldı!
Kimbilir belki de gelen gideni aratacak!