- Kategori
- Siyaset
CHP Toplumsal heyacanı nasıl yakalar?

Düzler Çamında dün tam bir karnaval havası vardı. Antalya’nın hemencecik dışında dev bir piknik alanı Düzler Çamı. Dün Elazığlılar, Bektaşiler ve Sakatların düzenledikleri ayrı ayrı etkinlikler vardı aynı yerde. Her biri birbirinden bağımsız olan etkinliklerdi bunlar… Yanılmıyorsam on beş bine yakın insan vardı toplamda… Her bir insanın ayrı telden çalıp söylediği, ve kendince eğlendiği on beş bin kişi az değil bana göre… Tabi sadece bana göre değil, bu haberi alan tüm siyasi partiler içinde bulunmaz bir fırsattı seslerini duyurmak için… Bence fazla bile duyurdular… Çoğu kişi homurdandı ‘’Burada bari rahat bırakın bizi’’ diye. Bazıları da kendi partilerini görünce mutlu oldular.
Benim içinde bulunduğum gurup bedensel ve görme engellilerin olduğu yaklaşık iki yüz kişilik küçük bir kitleydi ve bir kenarda öbeklenmişlerdi… Ancak belirgin şekilde amblem ve flamaları asılıydı… Görmemek mümkün değildi… Fakat neredeyse tüm partilerin milletvekili adayları, diğer guruplara arabalarıyla yanımızdan geçip giderlerken engellileri görmezden geldiler. Fakat ben CHP’lilerin bunu yapmayacağını, yanımıza kadar gelip herkesle tek tek tanışacağı konusunda ‘’iddiaya’’ girdim. En ufak bilgim yoktu ancak geçmişte ne kadar halktan uzaksalar, şimdi o kadar yakınlaşmaya çalıştıklarına dair bir sezi vardı içimde. Doğru çıktı düşüncem… CHP Antalya Milletvekili Adaylarından; Alican Deveci, Gürkut Acar, Dr. Arif Bulut ve çok sayıda partili tek tek masaları dolaşıp, insanlarla tek tek tokalaşıp azda olsa her biriyle sohbet ettiler… Güzel bir gelişme diye düşündüm… Hatta kartını uzatan Alican Deveci’ye ben de elimdeki sarı karanfili verdim, O da yakasına taktı… Karşılıklı etkilenme diyelim…
Aynı günün akşamı AKM’de Müjdat Gezen’in tek kişilik oyunu vardı… Oyunu Deniz Baykal ve Mustafa Akaydın’da seyretti. Gündüz Düzler Çamında diğer vekil adaylarının arasında göremediğim Deniz Baykal’ı en azından AKM’de uzaktan gördüm... İlgi yoğundu, gelen insanlara bu salonun yetmesi mümkün değildi elbet… İçeri giremeyenleri düşünerek dışarıya dev bir ekran kurmuşlar. En azından oraya kadar gelenler bu sayede hayal kırıklığına uğramamış oldular diye düşünüyorum.
İki şey demek istiyorum bu oyunla ilgili; Birincisi, gelen insanların yaş ortalamasıyla ilgili: Genelde elli yaşa yakın insanlar diyeyim… İkincisi ise oyunda anılan, şiirleri okunan, anımsatılan insanların genelde ‘’eski’’ olmalarıydı…
Ben Müjdat Gezen’i küçümsemem, saygı duyarım… Fakat CHP gibi bir parti artık sanat ve gösteri anlayışını değiştirmelidir diyorum… Gecede biraz Nazım Hikmet, biraz Atatürk, eski dostlar ve bolca AKP gırgırı oldu… Yani bunlar eleştirilecek şeyler değil ki diyenlere bir sözüm var; Haklısınız… Ancak bunlar dediğim gibi ellili yaşlardaki insanların kültürel birikimlerine hitap eden şeyler… Yeni olan, güncel olan, genç olan karma bir şeyler olması gerekir bence diyorum… Böyle olunca klişe bir takım şeylerle ‘’al gülüm ver gülüm oynanıyor’’ gibi geldi bana… Ayrıca Gezen elinden geleni hep yaptı… Zaten burada üzerinde durduğum konu, sanki bu dere kurudu. Arkadan gelen yok… Ya gerçekten kurudu bu yol, ya gümbür gümbürde yol veren yok, ya da teşvik eden yok… Ben bu derenin, derelerle birleşirse daha gür olacağına inanıyorum…
Eski yıllarda Devrimci olan her şey şimdi anılarda… İşte kaldıramadığım bu… Doğru olan çalışmalar yapıyorsunuz, insanlara ulaşıyorsunuz, ancak onlara doyurucu şeyler veremiyorsunuz… Bir şeyler eksik kalıyor… Ve bu eksiklik ve eksik sunum yeni/devrimci/genç dünya anlayışı… Toplumun heyecanının önüne geçiliyor gibi geldi bana. Bu yeni ruh nedir diyenlere; çeşitlilik diyebilirim… Söylemler hep aynı kalıyor bana kalırsa.
Umarım duyarlar bu sesimi… İyi niyetlerin toplumsal heyecana dönüşmesi için bu şart…