​ Çiftçimiz / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '08

 
Kategori
Güncel
 

Çiftçimiz

Demokrasi çok dilliliktir. Yasalar çerçevesinde herkesin düşüncelerini serbestçe beyan edebilmesini gerektirir. Demokrasiyi işimize geldiğinde hatırlayıp, işimize gelmediğinde görmezden gelirsek işte o zaman olmaz. O zaman “takiyye” olur.
Türkiye’de zaten bir kuraklık var ve çiftçinin belini bükmektedir. Tarlalarda eskiden olduğu gibi ya verim alınamamakta yada verim almaya fırsat kalmamaktadır yani çiftçi mazota, gübreye gücü yetmediği için tarlasında yeterince ürün yetiştirememektedir. Sulama için ya yeterli su yoktur yada yeterli sulama kanalı yoktur.

Tarım bakanı Sayın Mehdi Eker geçende Diyarbakır kırsalında bir araziyi incelerken “yıllardır buralardayım fakat böyle kuraklık görmedim” bağlamında sözler söyledi.

Bu bile üreticinin içinde bulunduğu durumun anlaşılması için yeterli.

Sayın başbakanımız Denizli Acıpayam’da Aynes süt ürünleri fabrikasının açılışında konuşurken ortalık aniden karıştı. Televizyon ekranlarında izledik korumalar 63 yaşındaki çiftçi İbrahim Özen’in üzerine atıldılar ve susturdular.

Peki o çiftçi başbakana ne demişti “Sayın başbakan sen bunları benim külahıma anlat. Mazot kaç lira oldu? Yağ bile alamıyoruz''.Evet dedikleri bunlar.

Bu nedenlede susturdular konuşturmadılar.

Bu memlekette demokrasi yok mu? Var. Peki o demokrasi çerçevesinde vatandaşlar düşündüklerini söyleyemeyecekler mi? Söyleyecekler. Eee.o halde o çiftçi neden konuşturulmadı?. Vatandaş pahalılıktan şikayetçi, derdine merkezi hükümetin çözüm bulmasını istiyor. Sen zaten çözüm için orda değil misin?. Başbakan konuşurken, İbrahim Özen “Konuşmasında enflasyonun düştüğünü, herşeyin yolunda gittiğini söyleyince dayanamadım. Biz battık. Çiftçi perişan oldu” diye konuşuyor. Konuşunca da korumalarca etkisiz hale getiriliyor. Yani orada vatandaş derdini dile getiremiyor yeterince. Burada demokrasinin gerekleri yerine getirilmişmidir? Çiftçinin dertlerini dile getirmesine neden mani olunuyor?. Geçen yılda Mersin’li çiftçiye “ananı alda git” denmişti. Vatandaş derdini dile getirmesin mi? vatandaş icraatları eleştirmesin mi?. Ne yapsın vatandaş derdini nasıl anlatsın? İngiltere’nin başkenti Londra’da herkesin düşüncelerini, hükümet uygulamalarını, yada günlük yaşamın aksayan yönlerini bağıra çağıra dile getirdikleri “Hyde Park” var. Orada konuşulanlara da kimsenin engel olduğuda yok. Türkiye’de öyle bir yer de yok ki herkes düşüncelerini dile getirsin. Vatandaş dertlerini mecburen “Acıpayamlı” çiftçinin yaptığı gibi dile getirmeye çalışacak. Varmı başka bunun şekli yolu yordamı?

“Ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar” diyen zihniyetin uygulamaları orta yerde duruyor. Ayakların derdini dile getirmesine olanak verilmiyor.

AKP’nin kapatılma davası açıldığında “demokrasilerde parti kapatma olurmu” diye Yargıtay başsavcısının açtığı davaya gönderme yapanlar, acaba “demokraside derdini dile getirmeye çalışan bir vatandaşın konuşturulmaması” karşısında ne diyeceklerdir?

İşimize geldiği zaman demokrasiye sığınacak gelmediği zaman ise demokrasiyi uygulamayacaksak bunun manası nedir?

Vatandaşın konuşması, derdini dile getirmesi engelleniyor, diğer yandan ise birilerinin CEO olduğu şirketlerin el değiştirmesinde kullanılmak üzere Vakıfbank ve Halkbank’ta 750 milyon dolar rahatlıkla kredi olarak kullandırılabiliyor. O şirkete kredi varda vatandaşa neden bankalar yeterli krediyi vermiyor?

Çiftçi, üretici gübre alabilmenin peşinde kredi için banka banka dolanırken bir telefonla iş bitirenlerin var olduğu bir yerde elbette “ayaklara” yeterince yer olmayacaktır ya da sıra gelmeyecektir. O ayaklar kuyruklarda zaman geçiriyor şimdilerde bir kilo pirinç için.

Halka, vatandaşa karşı bu tahammülsüzlük neden. Neden en ufak bir tartışma yada söylemde tahammülsüzlükler ortaya çıkıyor.

Türkiye’nin hukukuna, yargısına laf edenlere, icazet vermeye çalışanlara neden gerekli tahammülsüzlük gösterilmiyor yada IMF ve Dünya Bankası’nın Türkiye ekonomisini soktuğu çıkmaz karşısında, Türklüğe hakareti aleni hale getiren 301.maddenin değiştirilmesini isteyenlere karşı neden sessiz kalınmaktadır?.

Aslında olanlar ortadadır. Olanlar da biliniyor.

 
Toplam blog
: 210
: 910
Kayıt tarihi
: 04.05.08
 
 

Eğitimciyim. Bir insanın çağdaş bir gelecek için, aydınlanma için çok okuması gerektiğine inanıyo..