15 Ağustos '12
- Kategori
- Siyaset
Cihangir kedileri
'Faşizm söyleme yasağı değil, söyleme mecburiyetidir'... Roland Barthes.
Yıllar önceydi. Sevdiğim kadın üzerinde jilet resmi bulunan, 70-75 sayfalık bir kitap uzatıp bana , darmadağın oldum ama bu güzel bir dağılış dedi.İlk kez o gece tanıştım Yıldırım Türker ve Cihangir Kedileri ile. Hep tesadüf bir sayfa açmaya meraklı ben, ilk ayraçta; Bir İnsanın,Bir Kedinin, Bir sokağın sonu gibiydik. Her sonu sırtlandık o saçak altında. Yangınlardan, baskılardan, kırımlardan geçtik. Azaldık, inceldik, sözleriyle karşılaştığım anda, evet dedim sevgilime. Hadi beraber dağılalım.
Evet; Şair, dramaturg, senaryo yazarı, gazeteci, insan hakları, kadın hakları, azınlık hakları savunucusu bu güzel adam, yazdığı ama Radikal editöründen geçemeyen yazısı nedeniyle bir kaç gün önce köşesinden istifa etti. Hakikatin acıtan, kanatan düzlüğünde hep yolunu kaybeden insanların asla anlayamayacağı bir vedaydı bu. Hayatı boyunca iyiden güzelden, 'ahlaktan' yana tavır koymuş bir gazeteci için güzel bir terkediş.
Teker teker gidiyorlar insanlar. Teker teker terk ediyorlar kendilerini ve bizleri. Ağır bir yalnızlık duygusuyla Zeki Demirkubuz filmlerinden kalma derin bir acı saplanıyor içimize. Önce sevdiklerinden başlayalım işkencesi gibi birşey işte. Gözlerimizi kapatıp 'Durun artık tamam. İstediklerinizi söyleyeceğim' diyesi geliyor insanın.
Kimler katılmadı ki bu kervana. İlk anda sayabildiklerim, Nuray Mert, Banu Güven; Mehmet Altan, Can Dündar, Ece Temelkuran, Cüneyt Ülsever ve son olarakta Yıldırım Türker işte.
Ragıp Zarakoğlunun 'çıktıktan sonra ağzımın fermuarını çektim. BUnu anlayışla karşılamınızı ve Türkiye de ifade özgürlüğünün olmadığının bir protestosu olarak algılamanızı diliyorum. 40 yıl konuştuk anlatamadık. Belki 40 yıl konuşan bir adam susunca bir anlamı olur' demesi gelinen noktanın korkunçluğunu gözler önüne sermekte. Ama sanıyorum ki bir sura sonra yalnızca susmakta yetmeyecek. Ya verilen istenen cümleleri kurmayana yaşam hakkı tanımayan bir makinanın somunları olacağız yada eski bir hocamın, yüzünde ki derin kederle dediği 'şanslı olanların başka ülkelerde küçük hayatlar kurabileceği kaçaklar' .
Üzgünüm Yıldırım Türker; şimdi oturduğum yerde sessiz sedasız senin sözlerini mırıldanıyorum.
Ah ne kadar da benzerdik, birlikte yalnızlığa ...