- Kategori
- Güncel
Cinayet töresi

umuda...
Hiç iyi şeyler düşünmezdim hakkında. Kendisiyle gıyabında tanışmamız hep hakkında duyduğum kötü sözlerle olmuştu. Sonra sesleri... Bağırış çağırış içinde sanki dünyaya sitem ederlerdi. İşin aslı sevmezdim de ailesini. Kapı komşumuzdu. Cam cama bakardık. Gürültülerinden pencereleri perdeleri kapatmadığımız zamanlarda.
'Gülen Yüz' dü sanırım anlamı adının. Yasak bir dilin aşkına yenilip kaçan gelini. Sevdasının peşi sıra alçak bir adama kanmış; kocasını, küçük kızını bırakıp kaçmıştı bizim komşuya. Kocası da bırakmıştı karısını en samimi arkadaşının 'güler yüzlü' karısı için. Uzun süre kaçak yaşadılar ölüm korkusuyla. Sonra kızın ailesi 'kabul' etti de, onlardan uzak yeni kocasının ailesinin yanında yaşamaya başladılar.
O zaman tanıdım kendisini. İsyanlarını, sessiz çığlıklarını... Nefret etmek istesem de hep bir yanım buruk kaldı kendisine karşı. Görümcesinin, kaynanasının, kocasının sermayesiydi artık. Gece yarısı arabalara atılan, ucuz zevklerin sermayesi olan 'ağlayan yüz'. Haykırışlarını duyardık hep. 'Ben evli bir kadınım yapamam istediklerini. Çocuğum var benim.' Ama ne fayda. Gidecek yeri, sığınacak bir kucağı yoktu demek ki.
Bir gün kapımızın önünde bulduk onu. Ağlıyordu. Kocasına bize yalvarıyordu. İçeri geçeyim, ağacı keseyim diye. Muska yapıldığına bize ve kendisine bundan dolayı zarar geleceğine inanıyordu. Hafızasını yitirmişti. Aklını kaçırmıştı yaşadığı şeylerin yükünden. Geride koyup kaçtığı kızını sayıklıyordu sürekli. Kabul ettik ağacı kesmesini.Yıllardır bahçemizde duran ağacın kesişlişini izledik hep beraber. Ağacın kökünde muska aramasını.. Sakinleşmişti yine. Herşey eski halini almıştı. Yine acıyordum ona. Nefretin içinde kalmış kimsesiz öksüz kadına.
Duyarduk sesini. 'Bırakıp gideceğim, kaçacağım. Görürler o zaman. Gelsinler öldürsünler onları da ailem...' Cezalandırmak istiyordu belli ki kocasını, ailesini.
Yaklaşık bir ay önce duyduk ki 'Gülen Yüz' kaçmış! Annem hasta deyip gitmiş. Bir daha haber alamamışlar kendisinden. Kocası da arkasından kayıplara karışmış. 'Bıraktı gitti o...' diyorlardı. 'Kimbilir kiminle!' Haber alamadılar uzun süre. Ailesi haber gönderiyordu. 'Kızımıza sahip çıkamadınız hesabını soracağız diye.'
Sonra duyduk geçenlerde. 'Gülen yüz'ü vurmuş ailesi. Cinayetin töresinin son kurbanı olmuş. Gencecik yaşının cahilliğiyle bir adama, aşka inanıp kaçan kadın son kurbanı olmuş erkek egemen ikiyüzlülüğünün.
Henüz haber bültenlerine düşmedi ölümü. 'Töre cinayeti' demediler adına henüz. Ama sorarım size neyin töresi bu. Kim katili 'gülen yüz'ün? Gençliğinin, geleceğinin, yitip giden aşkının katili kim? Kimler.
O öldü, Aile meclisi 'NAMUSUNU' temizledi! Ama olan 'Ağlayan Yüz'e oldu. O gitti ama görümcesi, kaynanası dalga geçer gibi 'yakında televizyonlarda çıkar töre cinayeti diye.' konuşabiliyorlar. Müzüği son ses açıp nispet yapabiliyorlar. Kadın olmanın bu kadar utanç verici bu kadar aşağılayıcı olabilmesine inanamıyor insan. İnananmak istemiyor.
Ama ne çıkar. 'Gülen Yüz' gitti. Eksildi yine kadınlığımız. İnsanlığımız.