​ Cinsel münasebet, ne münasebet / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Cinsel münasebet, ne münasebet

Cinsel münasebet, ne münasebet
 

Efendim bu yazımda cinselliği Türkiye' deki toplumsal gelişim bağlamında değerlendirmeye çalışacağım. Ve sizlerle birlikte güzel, nostaljik bir gezintiye çıkacağız. 60'lı 70'li senelerden günümüze yaşanan değişimi buyurun güzel bir yolculukla beraberce irdeleyelim. Geriye dönüp baktığımızda köprülerin altından çok sular geçtiğini anlıyoruz.

Bizim zamanımızda ki ben gençliğimi yaşadığım 60'lı 70'li senelerden bahsediyorum ikili ilişkiler çok farklıydı. Evlilik öncesi cinsel münasebet hayal bile edilemezdi. Bunu söylerken toplumun genelini kastediyorum. Elbette belli bir radikal kesim cinselliği yine özgürce evlilik öncesi de ikili ilişkilerde yaşayabiliyordu ama topluma baktığımızda evlilik öncesi cinsel ilişki söz konusu değildi.

Cinsellik fiiliyatta da yoktu doğrusu kafalarda da yoktu. Aşklar daha bir romantik yaşanırdı. Erkekler ve kadınlar birbirlerine olan duygularını öyle rahatlıkla açamazlardı. Biz o zamanlar sevdiğimiz kızın bize olan aşkını yazdığı üç beş sayfalık mektubun satır aralarında arar, bizi umutlandıracak bir cümle yakalamışsak mutlu olurduk.

Cinsellik daha çok evlilikle birlikte başlardı. Evlilik öncesi nişan müessesesi de sıkı kuralları olan bir müessese durumundaydı. Nişanlı çiftlerin buluşmalarında kız tarafı genelde bir kişiyi kızın yanına verirdi. Hani ne olur ne olmaz gibi. Sevdiğinizle ya da nişanlınızla bir pastanede ya da sinemada başbaşa kalabiliyorsanız bu bir şanstı.

İki cins arasındaki en babayiğit temas belki el ele tutuşmak, sinemada elini omuza atmak falan olabilirdi. Ama bunlar da inanın dünyanın en güzel şeyleriydi. Bir el teması bir eli omuza atma insanı aylar sürecek bir dönem mutlu etmeye yetebiliyordu.

60'lı 70'li yıllarda ilişkilerde daha çok evlilik vizyonu olurdu. Yani bir erkek ve bir kız birlikte arkadaşlık etmeye başlamışlarsa bunun sonu kaçınılmaz olarak evlilikle biterdi. Ya da o amaçlanırdı. Aşkın evlilikten başka amacı yoktu, olamazdı.

Peki onlarca yıl ne değişti. Toplumu neler değiştirdi. Ben ikili ilişkilerdeki değişimin kitle iletişim araçları ve Türkiye'deki siyasi gelişmelerle ilgili olduğu kanısındayım. 60'lı yıllar tam bir romantizm yıllarıydı. 70'li yıllarda ise gençlik için aşkın önünde siyaset ve ülke duyarlılığı vardı. Gerek sol gerekse sağ kesimde gençler siyasi amaçları ve ideallerinin yanında bir kızla aşk yaşamayı neredeyse ayıp sayarlardı.

Ülkeyi kurtarma ülküsünün yanında aşk yaşamak ne kadar basit ve anlamsız bir eylemdi. O zamanın gençliği için aşk bir zayıflıktı. Televizyon devletin tekelindeydi. Yayınlar muhafazakardı. Toplum muhafazakardı. Gençler ise siyasetin, siyasi çalkantıların ve kendi ideallerinin kuşatması altındaydı.

1980'li yıllardan sonra dünyada büyük bir değişim ve gelişim yaşandı. Türkiye de bu değişimden payını aldı. 1980 sonrası Türk Sineması'nda romantizmin yerini kadının özgürlüğünü işleyen filmler aldı. Müjde Ar'ın Ah Belinda, Asılacak Kadın gibi filmleri bunun örnekleridir.

Yine bu dönemlerde Türkiye'de kadın ekonomik olarak da toplumdaki rolünü artırdı. Ekonomik özgürlüğünü yakalayan kadın cinsel özgürlüğünü de ilan etmiş oldu.

Elbette benim naçizane değerlendirmem bu alanda yeterli değildir. Ama en azından bu yöndeki değerlendirmelere katkıdır.

Bana ilişkiler yönünden acaba 60'lı 70'li yıllar mı bugün mü güzeldi derseniz ben elbette kendi dönemime veririm reyimi. Herkese ilişkilerinde mutluluklar dilerim.

 
Toplam blog
: 3
: 746
Kayıt tarihi
: 17.02.07
 
 

Emekliyim. Günlük gazeteleri okumayı, bulmaca çözmeyi ve yürüyüş yapmayı severim. Esprili bir yapım ..