- Kategori
- Anılar
Çintemani
Burnumu camlı büfelere dayadım, çay bardaklarının sarı sırlı çintemanilerindeki kuşları gördüm, kirazları gördüm, kuşların gagalarında...
Küçük küçük odalarda oturdum, perdelerin üstüne asılı rengarenk kelebek süsler gördüm. Rengarenktiler. Beyaz perdelerin üzerine konmuş rengarenk kelebeklerdi.
Kadınlar çay getirirlerken, bir de limon dilimleri getirirlerdi. Minicik bir limon çatalıyla alıp çaylarına atarlardı limonları kadınlar.
Zişan Teyzeye gittiğimde o minicik evin ne zengin gönüllü olduğunu gördüm. Kabak çiçeği dolmasının tadını unutmadım.
Su muhallebisinin tadını, macunun, pudra şekeri serpilip satılan poğaçanın tadını, şambaliyi...
Bebekler doğduğunda kaynatılan lohusa şerbetinin tarçın kokusunu, mevlitlerde ikram edilen kıpkırmızı, buz gibi şerbetin üstünde yüzen kavrulmuş çam fıstıklarının tadını unutmadım.
Saksılardaki yaseminlerin kokusunu, yaşlı evlerinin yalnızlık kokusunu, pazar günlerinin sabun kokusunu unutmadım.
Sobada çıtırdayan odunların sesini, yattığımızda gördüğümüz alev ışıltılarını, sobanın üstüne atılan elma, portakal kabuklarının kokusunu, çamaşırlardan sobaya damlayan suyun cızırtısını unutmadım.