Çıplaksın anadan doğma yalanlarınla. / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '09

 
Kategori
Deneme
 

Çıplaksın anadan doğma yalanlarınla.

Çıplaksın anadan doğma yalanlarınla.
 

DEVİANTART. . . .


Herşey bir anda başladı. Hani ; yolda koşmak gibi. Yürürken bir anda hızlanırsın ya; birden bire belirsizliğin seni nereye sürükleyeceğini bilmeden koşarsın deli gibi.

Ayaklarında yağmurdan damlaların ağlamaklı çığlıkları. Ama kapılıp gidersin. Evet kapıldın. . . Koşulsuz bir direnişe kaldı yarınların. Yaklaştığını sanırsın ama yanılırsın. Sen uzaksın, yakından daha uzak. Suya yazı yazmakla, havanda suyu boşyere dövmen aynı orantıda seni saçmalıklara sürükler. İkisi de aynıdır nasıl olsa. Saçmasalak işte.

Gözlerin kapalı dalarsın hayallere. Ama aklın hep öteki gecededir. Yatağına uzanıp düşünürsün ya artık ne yapacağını; tavandaki ne olduğu belirsiz şekillere dalar gözlerin. Gecenin tavana yansıyan kör ışığını tutmak istersin aptalca olduğun yerden. Ayaklanıp sıçrarsın parmak ucuyla basıp, ama yakalayamazsın. Çünkü ; o kör ışık senin bakışlarında saklıdır. Sabahın taze kokusu Ezanlarla odana karışmadan bakmalısın aynadaki tozlu suretine.

Yalnız günışığının sıcak bedeni beline dolanır tatlı bir melodi ile dans ederken. Söz verdin sen hayata unuttun mu ? Yaşaman gerektiğini kulağına fısıldadı ya az önce. Duymuyor musun şiirlerin kadife yumuşaklığını yalınayak kelimelerinin altında ? Yabancılar tanıdıklar, aşağıdakiler yukarıdakiler sana lazımsa eğer soğuk bir sevgili teni gibi avuçların terler, bedenin titrer. Çıplaksın sen. Duyguların çıplak; suretin kaygılı, ve sen çıplaksın anadan doğma yalanlarınla.

Yarım kalan arzularınla daha tamamlayamamışken biçim biçim cinnetlerini, bir kılıf uydurursun acımadan çaldığın ömrüne. Saate bakma artık, bitti bu seferki dolanlar. Hakkın kalmadı yüzsüzlük yapmaya. Kırık aynalı bir garta asılı durur eski hatıraların, üst rafında da tozlu bir aşk mektubu , veda ederken sevgiliye yazılan .

Aşk caydırır bazen cesaretini. Kırar atar o devrim gibi babayiğitliğini. Bu saatte sokakta sevişme yaşağı var çıkma dışarı. Unuttun mu yasaklıdır çelişkilerin ? Kuraktır çiçeklerin. Aşkla oyun olmaz, aklını başından alır götürür. O eski aşklar mecmuaların üçüncü haber sayfalarında kaldı. Kemanından çıkan notaların çığlıkları aşka merhameti fısıldar, yüreğini parçalar insanın. Kulaklarına inanamazsın yarım kalmış mevsimlerden kaçarken. Son yaprağın düştüğü gece sen nağmelerini ölen aşkının arkasından dua mahiyetinde çalarsın. Kandil gibi yanan yürekler , sislerimin arkasından sokağı aydınlatan sokak lambasının ; sadece dibindeki silik bir ışık huzmesidir. Çığlıklarını duyuyor musun aşkın ? Fena halde ağlamışsın sen arkasından O'nun ! Gözlerinden anlaşılıyor O'nu ne kadar sevdiğin.

Hiç de ağlamamayı beceremiyorsun sen biliyor musun ? Sana zırlamak yakışmıyor şerefli aşkının ardından. Başını dik tut n'olur ağlama. İçim parçalanıyor seni bu halde görünce; yalvarırım dinsin bu işkence. Allah'ım bana güç ver. Unutayım O'nu unutamasam da asla.

GÖKHAN CENKER

 
Toplam blog
: 749
: 1983
Kayıt tarihi
: 11.10.07
 
 

Yazmanın hayatın akışının bir parçası olduğu kanısındayım. 6 Mayıs 1982'de doğdum ve İstanbul Kar..